Ezidiler/Yezidiler

ezidiler-bw-cropAnalarının kucağında dağ bayır onca yolu geçip ülkenin sınır kapısına gelen yeni doğmuş çocuğa sığınma hakkı tanımak, yani insani yardım için pasaport istendiği doğru mu? Doğru olabilir mi...?

Olur mu olur.

Bizim burlarda her şey olur!

Olacakları bilmek işten bile değildi

isid-bw-cropOrtadoğu’da, Levant’da ve Maşrık’da bugünlerin yaşanacağı on yıl önceden görüldü ve söylendi. O günlerde ABD başkanı olacak adam da, bütün dünya da (en başta Türkiye’deki Amerikan’cı/NATO’cu salak takımı) Demokrasi! Özgürlük! Kahrolsun Saddam! havasındaydılar.

Aradan on yıl geçti. Amerikalı gazeteciyi iki yıl esir tuttuktan sonra kör bıçakla boğazını kesip fotoğrafını Vaşington’a ışınlamışlar. Adamcağıza yazık. Toprağı bol olsun.

Obama hazretlerine de “Oh!” olsun!

 

Fuzuli başbakan

davutoglu-bw-cropParlak teorisyen, işinin ehli kişi denilerek dış bakanlığın başına getirildi. Ne oldu? Ne olduğunu bütün dünya gördü.

Şimdi bu “başbakan”lık neyin nesi?

İnadına “Acemi sihirbaz” ödülü mü? Yoksa sırtında taşıyageldiği onca çürük yumurtayla, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde insan kaynakları tevziinin harika bir uygulaması mı?

Yok yerine bir “başbakan”:

“Kardeşim” Davutoğlu!

 

Despot

roboski-bwDespot değil de ya ne?

Başımıza despot kesilmeye hevesli bir büyük reis.

Büyük reisin kahramanlarından biri kim? Mütevaffa Turgut Özal! Süleyman Demirel’in “ Çankaya’nın Şişmanı” diye alaya aldığı zat. O da büyük reisin yapmak istediklerini yapmaya kalkmıştı da her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmış ve kahrından vefat etmişti. “Arada bir Anayasa’yı çiğnemekten ne çıkar. Alışırsınız, alışırsınız...” demişti de hakikaten alışılmıştı. Nicedir başımıza tünemiş olan AKP devletinin o kabil işlerine katlanmayı da bizler basbayağı alışkanlık haline getirdik. Sorun bizde. Kimin neye heveslendiğinde değil.

Nereye kadar?

Mesela Roboski’de olanların –düpedüz bir Kürt katliamı– fiilen ve RESMEN üstü örtülüp unutturulmuş olmasına kadar!

Asla unutulamayacak böyle bir olayı unutmamış olması gerekenler unuttular işte. Ama büyük reis unutmadı. O unutmaz. Unutturur. Unutturmak mesleğinin avadanlıklarındandır. Şimdi işi olanca resmiyeti ile “ açık ve seçik” despotluğa kadar götürmek istemesinin nedenleri arasında bu da var. Daha şimdiden ona despot diyenlere ve ileride diyecek olanlara ağza alınmayacak galiz küfürlerle gözdağı veriyor. Siyasette inandığı tek bir düstur var: Demokrasiymiş, özgürlükmüş... boş ver! Elini uzatırsan kolunu kaparlar... Daha ne gerekiyor despotluğa heveslenmesi için?

Ona despot diyenlere “Alçaklar!” diye saldırmayı siyaset sanıyor. İkinin biri “Sandık! Sandık!” diye ortalığı bir birine katarken sandıktan yalnız kendisine çıkan oyları oy sayıyor. (Bu anlayışın önümüzdekı seçim sonuçlarının kesinleşmesinde kuvveden fiile geçme olasılığı büyüktür. Despotlar ve despotluğa heveslenenler seçim sonuçlarıyla çocuk oyuncağı gibi oynamaya bayılırlar. Bunu kendilerine hak bellerler. Büyük reise ve avenesine göre, sandık ve AKP var olduktan sonra geriye kalan her şey teferruattır!)

Despotluğa hazırlanan büyük reisin herkese Roboski’yi unutturmak istemesinin bir rasyoneli, anlaşılabilir gerekçesi elbette var. Roboski’de olanları dahi unutacak kadar AKP devletinin suçlarına –onlara ortak olurcasına!– alışmış olmanın rasyonali ne olabilir?

Taş düşsün başınıza!

katledilenler-bwKırk sekiz saatte, yani iki gün içinde bir cinayet, bir cinayet daha, aynı gün sona ermeden bir başkası, sonra yine bir cinayet!

Yetmiyor mu? Ne oluyor?

Yolda belde, her yerde, günün her saatinde kadın öldürmekle erkeklik ispatına tevessül eden canilerden geçilmiyor. On iki yıldanberi süren ve evrenin nihayetine kadar süreceği vaad edilen AKP iktidarı olgusuyla hiç mi alakası yok?

Üstelik, canilerin hemen her birine duruşmada gösterdiği erkekçe “ağırbaşlılık”tan ötürü niçin ceza indirimi sunuluyor? Bir sevap mı işlemiş oluyorlar?

Kim bu yargıçlar? İndirdikleri ceza kadar taş düşsün başlarına diyeceği geliyor insanın.

Gelir. İnsansanız, gelir.

Hangisi?

petrol-bw-cropDiyarbakır’ın yeni belediye başkanı Gülten Kışanak Kürdistan topraklarından elde edilen petrol gelirinden Diyarbakır belediyesi ve bölge halkı için kullanılmak üzere pay istedi diye kıyameti koparanlara:

Öyle olmasın da her şey tek merkezden –tek devlet, tek millet, tek bayrak adına– Ankara’da Tayyip Erdoğan türünden başbakanlar ya da Başkan efendiler ve onların adamları gibi “seçilmiş” ya da atanmışlarca mı karara bağlanmalı? Batman petrolü gelirinden Diyarbakır ve bölge halkı için ayrılması istenen pay öyle yapılmayıp da sözgelimi kuzey İstanbul ormanlarının üstü on metre taşlık ve betonla kaplanarak yapılacak fuzuli hava alanının hafriyat işine mi harcansın? AKP yandaşı büyüklü küçüklü şirketlerin kasalarına devasa kamyonlar dolusu zenginlikler mi taşınsın? Bunu mu istiyorsunuz? Böylesi daha mı doğru? Niçün daha doğru?

Bunu açıkça söyleyin de bin yıllık kardeşlikten, birlik ve beraberlikten ne anladığınız ve tek devlet,tek millet, tek bayrak lafının Türkiye toprakları üzerinde neye ve kimlere yaradığı daha iyi görülsün.

Çözüm demokratik özerkliktedir

gkisanak-bw-cropGülten Kışanak’ın talebi “çözüm” denilen şey ne ise onun ayrılmaz gereğidir. Asıl ve esas sorun odur. Geçen yıla kadar onca yıldır süren kanlı kavganın nedeni de. Özerk Kürdistan’sız Kürt kimliği Kürt olsun, Türk olsun kimseye yetmez.

Muhammedi dualarla başlayıp süren çapsız bir pagan ayini

adaylik-bwTam da oydu: Recep Tayyip Erdoğan’ın C.Başkanı adaylığının ilanı töreni. 22 tv kanalında tekmili birden yayınlanması dahil.

Bahusus isteyerek ya da istenerek değil herhalde. Epeydir her şey gibi o da ülke siyasetinin girdiği sathı mailde eşyanın tabiatından sadır.

Ne gibi hayırlara vesile olacağını şu mübarek Ramazan ayı geçsin, hep birlikte göreceğiz.

“Betman” cumhurbaşkanı ya da bölünmüş yollar fatihi

meclis-bw-cropAnayasa ve sistem krizine doğru gidiyoruz değil.

Krizin göbeğindeyiz!

Ekmeleddin Bey’in Turgut Özal hayranlığı

ekmel2-bw-cropO da meğer Turgut Özal hayranlarından değil miymiş?! Ya da çatı mimarlarının aklında kimbilir ne yeller esiyor, ne gibi oy hesapları geçiyorsa, o kervana katılmasında yarar görüldüğü anlaşıyor.

Cumhuriyet tarihinin içerden ve dışardan atanmış en şaibeli başbakanının bir özgürlük ve demokrasi abıdesiymiş gibi takdir ve övgüyle yaadedilmesinde isabet olacağı acaba nereden kulağına fısıldandı?

Marx’tan

marx-cropMarx’ın bir sözü var. İsviçre’li iktisatçı Sismondi’ye (1773-1844) atfen:

“Sınıf mücadelesinin sonuçsuz kaldığı hallerde toplum yozlaşır, çözülür ve çöker.”