Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Ayak oyunu politikaları

yeni-bakanlar-bw-crop“Osmanlı’da oyun bitmez” sözünün günümüz Saray’ına ne kadar yakıştığı her gün görülüyor. 7 Haziran genel seçimleri nedeniyle artan ve aynı zamanda kanlı tertiplerle şiddetlendirilen “oyunlar”, o günden bu yana daha da yoğunlaştı.

Burada kullandığımız terimi değiştirmekte yarar var: “Oyun” yerine “ayak oyunu” demek daha doğru.

Çünkü 7 Haziran öncesinde dağları bekleyen korku, o seçimle birlikte yakın tehlike haline gelmişti. Rejimin başındaki şahıs o akşamdan başlayarak ne pahasına olursa olsun, a) Yeni bir seçime gitmek, b) O tarihe kadar parlamentoyu çalıştırmamak kararını vermişti. Bu tasavvurunu –önemle, özellikle vurgulamalıyız ki– MHP sayesinde adım adım uyguladı ve muradına nail oldu.

MHP yöneticileri rejimin ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında olmadığını ortaya koymuş ve ona destek olmuştur. HDP’yi bahane ederek AKP karşıtı bir koalisyonu önlemiş, Meclis Başkanlığını AKP’ye hediye ederek parlamentoyu çalışamaz hale getirip, kendisinin çoğunlukta olmadığı bir Meclis’ten korkan Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine bilerek, isteyerek yağ sürmüş, 17-25 Aralık dosyalarının açılmasını önlemiş, hatta son şiddet olaylarını önlemek için kurulması önerilen araştırma komisyonuna AKP ile birlikte karşı çıkmıştır.

Tayyip Erdoğan’ın yeni oyunları seçimden 3 gün sonra Baykal’la görüşmeyle başladı. Bu görüşme hakkında Kılıçdaroğlu bile fazlaca bilgisi olmadığını ve niçin görüşüldüğünü anlamadığını söyledi.

20 Temmuz’da karanlık Suruç (Pirsus) provokasyonu tezgâhlandı, 33 kişiyi öldüren bombacının MİT himayesinde olduğu ortaya çıktı. Katliamın önce fotoğraflarının yayınlanmasına, sonra soruşturma dosyasına yayın yasağı konuldu ve olay unutturuldu.

ABD’nin teşvikiyle Işid’e güya operasyon başlattı, ama var gücüyle KCK hedeflerini vurdu. Ve o günden başlayarak savaş başlatıldı. Kürtlerden artık oy alamayacağını bilen büyük şef, savaşı sürdürerek MHP’den oy aparma peşine düştü. Koalisyon görüşmeleri diye CHP’ye 32 gün oyalamaca güdüldü.

SEÇİM HÜKÜMETİ ANAYASA DIŞI KURULDU

Seçim hükümetinin kuruluşunda izlenen yol ise yeni bir madrabazlıktı. Çünkü CHP ve MHP’nin içine el atılarak bir başka ahlâksızlık sergilendi.

Anayasa seçim hükümetinin partilerin Meclis gruplarının m.vekili sayıları oranında vereceği bakanlarla oluşturulmasını öngördüğü halde bu kural yok sayıldı ve Tayyip Erdoğan’ın yamağı siyasi partilerin milletvekillerini kendi siyasi tercihlerine göre re’sen belirleyerek bakan yaptı.

Demirtaş önerilecek isimlerin HDP için farketmeyeceğini söylediği için tercihlerin HDP açısından problem olmayacaktı (fakat gene de oldu).

Asıl hinlik o kabineye girmeyeceğini açıklayan MHP ve CHP’ye yapıldı.

Alpaslan Türkeş’in oğlu bakanlığı kabul etti, kendisi zaten daha önce Partiden Ayrılıp yeni bir parti kurmuş, partisi barajı geçemeyeceği için 2002 seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden adaylığını koymuş, o parti barajın altında kalınca sonra MHP’ye geri dönmüştü. Tayyip Erdoğan’ın kurdurduğu kabineye Başbakan Yrd. sıfatıyla girdi. (Halk TV bu zatın yakın zamanlarda Saray’a birkaç kez gidip geldiğini belirtiyor. Tayyip Erdoğan da “arkadaşlarımız “kendisiyle görüşüyorlardı” dedi.)

MHP’den bakanlık teklif edilen diğer milletvekili Devlet Bahçeli’nin Meclis Başkanı yaptırmadığı Meral Akşener oldu ama o bakanlığı reddederek satılık olmadığını gösterdi. Kabineye girmeyi kabul etmeyen bir diğer MHP’li Kenan Tanrıkulu oldu.

CHP’den teklif edilen önemli isim Deniz Baykal’dı. Diğeri merkez sağdan bir ara CHP’ye giren, sonra gidip tekrar gelen (Demirel ailesinin damadı) İlhan Kesici’ydi. Başka bir teklif hem Genel Başkan Baykal’ı, hem de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu eleştirmiş olan Gülsün Toker Bilgehan’a yapıldı. Bu milletvekili İsmet İnönü kızı Özden İnönü ile gazeteci Metin Toker’in kızıydı ve geçmişteki Demirel kabinelerinde önemli bakanlıklarda bulunmuş olan Cihat Bilgehan’ın oğluyla evliydi.

DSP’de uzun süre m.vekilliği ve kısa bir dönem için bakanlık yapmış olan Erdoğan Toprak da CHP’den sökülecek çivi sanılanlardandı. Saydığımız isimlerin yanısıra Ankara m.vekili Tekin Bingöl’e de çengel atıldı. CHP yöneticilerinden olan Bingöl’e teklifin gitmesi muhtemelen Bitlis’li olmasındandı.

Kısacası adı geçen iki partiden sadece Tuğrul Türkeş çürük yumurta lakabıyla anılır oldu. Ona yapılan yatırımın mali değerini bilemeyiz, siyasal yatırıma gelince, Davutoğlu kabinenin ilk toplantısı yapılmadan önce onu yanına alıp Alpaslan Türkeş’in mezarına gitti, birlikte Fatiha okudular. Keza Alpaslan Türkeş’in MC hükümetlerinde Başbakan yrd. olarak kullandığı 0007 no. lı bakan plakası şimdi oğluna verildi.

Bütün bunlara rağmen bu ismin MHP’den oy getireceğini sanmak Saray’ın çaresizliğidir. Zira Tuğrul Türkeş Tansu Çiller’e oy getirememiş, onun baraj altında kalmasını ve siyasetten silinmesini önleyememiş bir politikacıdır.

BBP’nin eski genel başkanı Yalçın Topçu bağımsızlar kontenjanından bakan yapıldı. Buradan da kendilerine alperen diyenlerden oy umuluyor.

HDP’DE YE DE ZARAR VERİLDİ

HDP’ye gelince, Levent Tüzel teklifi önce kabul etti, ama eskiden genel başkanı olduğu Emep’in isteği doğrultusunda bakanlığı kabul edemeyeceğini sonradan bildirmek zorunda kaldı. Onun yerine “bağımsız” adı altında AKP’li bir bürokrat atandı.

Hemen medyadaki yaygın bir yanlışı düzeltmek gerekiyor: Emep  HDP’nin bir bileşeni değildir. “Halkların Demokratik Kongresi” kurulurken Emep bileşenlerden biriydi, fakat BDP adını değiştirip HDP olduktan sonra bugünkü yapısına ulaştığı ve şimdiki yönetimin seçildiği Haziran 2014’te yapılan kongrede Emep partinin oluşumuna katılmamış, partiden sonra işlevinin ve varlık nedeninin ne olduğunu bilmediğim HDK’da kalmıştır.

Tüzel eğer kendisini HDP’den çok Emep’e ait hissediyorsa Emep’in katılmadığı HDP’deki m.vekilliğinin 7 Haziran 2015’de sona ermesi gerekiyordu. Daha doğrusu Emep parti olarak itiraz ettiği HDP’den onun tekrar seçilmesine razı olmamalıydı. Böyle yapmayarak, ama HDP’nin kabineye katılma kararını uygulatmayarak Levent Tüzel’e kötülük yapmış, onun siyasi prestijini harcamıştır.

Geçmişi hatırlarsak, BDP’nin 2007 seçimlerinde İzmir’den bağımsız aday gösterdiği Tüzel seçilememiş ve BDP tarafından 2011’de İstanbul 3. Bölgeden bağımsız aday yapılmıştı. Ne var ki aynı bölgeden aday olan BDP üyesinin seçileceğini, Levent Tüzel’e yeterli oy gitmeyeceğini gören BDP o adayın seçilmesini sağlamış ve Tüzel 137 bin oyla m.vekili seçilmişti.

2015’te ise HDP parti olarak seçime katıldığında Tüzel’i aynı bölgeden seçilebilecek bir sıraya koymuştu. Yukarıda da söylediğimiz gibi Emep yönetimi “HDP’nin bileşeni değiliz” diye adaylığa o zaman itiraz etmeliydi. Şimdi ise HDP’nın hükümete katılma kararına katılmayıp, Tüzel’i çekilmeye zorlamakla onu güç durumda bırakmıştır. Ayrıca bunun sonucu bağımsız bakan adı altında bir AKP’linin daha kabineye girmesini sağlamıştır. Böylece partilerden görev kabul etmeyen 8 milletvekilinin yerine 8 adet güya bakan AKP’den kabineye girmiştir.

Levent Tüzel’in 1 Kasım için artık HDP aday listelerinde bulunmayacağı ve siyasi kariyerine asıl partisinde devam edeceği anlaşılmaktadır.

Fakat buradaki asıl sakatlık seçim kabinesinin kurulmasında AKP’nin izlediği anayasa dışı yoldur. Eğer bakanlar belirlenirken partilerin Meclis grupları esas alınsaydı bu durum doğmayacaktı. Ayrıca Havuz medyası HDP’den önerilen isimler arasında BDP kökenli bir vekilin (yani bir Kürdün) bulunmadığını övünerek söylemektedir.

AKP’nin kendisi, Maliye Bakanlığı uzun zamandan beri süregelen Mehmet Şimşek dışında kabineye sadece bir Kürt bakan koymuştur.

Şimdi besleme basın Başbakanın teklifiyle C. Başkanının HDP’li bakanları azletme yetkisinden bahseder oldular.

Bir başka ayak oyunu şuydu: Seçim tarihini YSK’dan önce Tayyip Erdoğan açıkladı, 1 Kasım olarak belirlenmesinin nedeni 4,5 günlük bir tatilin sonuna denk getirilmesiydi. Belki bir kısım seçmen bu tatilde kent dışına gider de oy kullanmaz diye 25 ekim veya 8 Kasım değil, 1 Kasım belirlenmiştir.

Keza YSK aday başvurusunun son tarihini 14 Eylül olarak açıkladığı halde 12 Eylül’de HDP Kongresi yapılacağından tarih 18 Eylül’e alındı. Böylece bir yargı kurumu olan YSK’nın da Sarayın emri altında olduğu ortaya çıktı.

ERKEK OĞLU ERKEK KABİNE

Seçim hükümetiyle ilgili çok önemli bir husus da sadece bir tek kadının bakan yapılmış olmasıdır.

Demirtaş bakanlarının yarısının kadın olmasını önermişti. Bakanları belirleme hakkı gaspedilmeseydi HDP her üç bakanı da kadın milletvekillerinden seçecekti.

AKP’nin ise Hükümete koyduğu tek kadın bakan ise twitter hesabında şeriatı savunan görüşler bulunan birisidir. Bakan olarak atanınca hesabından o bölümleri silerek tıpkı şefleri gibi samimiyetsiz olduğunu göstermiştir. Kadından ve aileden sorumlu bakanın kadın haklarına ve aile hukukuna bakışı 7. Yüzyıldan bu yana geçmediği 21. Yüzyılın “Yeni Türkiyesi”nin zihniyetine uygundur.

1 Kasım seçimlerinin dürüst bir seçim olacağı çok kuşkuludur. Seçimleri yenileyen ve ne pahasına olursa olsun hükümdarlığını sürdürmek isteyen bir şahsın emrindeki bürokrasinin ve partinin yapmayacağı düzenbazlık yoktur.

1 Eylül’de muhalif medyaya ve sermaye gruplarına saldırı başlatmıştır. 1 Kasım’a dönük bu operasyonun ilki Koza İpek grubuna olmuştur. Seçime kadar geçecek iki ay içinde daha başka baskı, şiddet ve entrikaların olacağı AKP’nin tıyneti icabıdır.

Senelerce “milli irade, milli irade” diyenlerin iradesi 7 Haziran’ın milli iradesini saymadığı gibi, tekrar yaptıracağı seçimler kez her zamankinden çok yalan, dolan, hile hurdayla baskı ve şiddetle doludur.

Yazının başlığında izlenen kirli ve kanlı politikalar için “ayak oyunu” sözünü kullanmıştık, siz buna “ayakyolu politikaları” da diyebilirsiniz.