Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

İktidarını korumak için her şeyi yapıyor

erdogan-muhtarlar-bw-cropTayyip Erdoğan’ın bir gün bile iktidardan uzaklaşmaya tahammülü yoktur, çünkü korkmaktadır. Milli irade lafını dilinden düşürmezken 7 Haziran sonuçlarını reddederek milli iradeye hiçe saydığını göstermiş ve TBMM çoğunluğu elinden gittikten sonra manevralara başvurmuş ve sonuçta yeniden seçime gitme kararı almıştır.

Tayyip Erdoğan azınlık olduğu Meclis’te Başkanlığı MHP sayesinde almış ve bu sayede Meclisi çalıştırmamış ve inisiyatifi ele geçirmiştir.

KANLI TERTİP

Daha da vahimi kanlı tertipler tezgâhlanmıştır. 20 Temmuz’daki Pirsus (Suruç) saldırısındaki intihar bombacısının hiçbir bağlantısını Türk polisi ortaya çıkarmamıştır. Işid saldırıyı üstlenmemiş ve bombacının (tıpkı Diyarbakır mitingi bombacısı gibi) daha önce MİT tarafından Suriye’ye götürülüp getirildiğini açıklayan CHP milletvekilinin sözleri tekzip edilmemiştir.

33 kişinin hayatına mal olan ve bugünkü olayları tetikleyen saldırının erken seçime dönük tertibin bir parçası olduğu artık geniş çevrelerce görülmektedir.

Parlamenter planda ise C. Başkanı Davutoğlu’nu kasten gecikerek görevlendirmiştir. Davutoğlu da CHP ile 32 gün oyalamaca yapmış, zaten görüşmelerin adına da “koalisyon görüşmeleri” değil “istikşafi görüşmeler” adını takmıştır. (Keşif’ten gelen bu kelimeyi jeoloji-jeofizik, maden ve petrol arama, inşaat mühendisliği gibi alanlarda çok duymuştuk, ama onu siyasette ilk kullanan Davutoğlu oldu ve koalisyon kurmaya asla niyetinin bulunmadığını ilk günden itibaren ilan etmiştir.)

Ve Tayyip Erdoğan muradına erişmiştir: O kadar ki erken seçim kararından sonra 90 gün içinde seçim yapılır kuralı, besbelli ki Tayyip Erdoğan’ın emriyle YSK tarafından öne alınmış ve oyun o kadar açık oynanmıştır ki, bu tarihi ilk ilan eden C. Başkanının kendisi olmuştur.

HEDEFTE HDP VE DEMİRTAŞ VAR

Çirkin politikanın tamamlayıcı boyutu HDP’yi yeni bir seçimde barajın altına düşürmekti, bu nedenle HDP ve Selahattin Demirtaş hedef alındı, hâlâ da ona saldırılmaktadır. Daha önce yazmıştım CHP çevrelerinden yansıyan habere göre bazı AKP’li Kürt milletvekilleri “Demirtaş’ı başkanlıktan indir” demek için Öcalan’a gönderilmiş, ama kendisine uygulanan tecrit nedeniyle görüşmeyi reddetmişti. Daha sonra CHP’ye yakın gazetecilerden Murat Aksoy açıkladı: İkisi milletvekili, biri ise Kürt sorunu üzerine araştırmalar yapan bir öğretim üyesi üç kişilik bir AKP heyeti iki kez İmralı Adasına gidiyorlar, Öcalan her ikisinde de onları reddediyor, onlar da söylemek istediklerini yazılı olarak bırakıp dönüyorlar.

Yalçın Akdoğan isimli politikacının ise 17 Mart 2015’te Demirtaş “seni başkan yaptırmayacağız” diyerek C. Başkanını tahrik ettiğini, çözüm sürecinin bu laftan sonra durdurulduğunu açıkladı. Yani Demirtaş gazapları ve kinleri o zaman üzerine çekmiş. İkiyüzlü politika Kürtleri kandırmayı umarak “Öcalan bunları sopayla kovalardı” lafını Başbakan Yrd. Akdoğan’ın ağzından söyleyecek kadar sıradanlaşmıştır. Besleme basın aynı amaçla Öcalan’a güzellemeler yazıp, Demirtaş’a sövüp durmuştur.

DEVLET TERÖRÜ

Geçen defa da söylediğimiz gibi KCK başlatmış olduğu silahlı eylemlerle neyin amaçlandığı konusunda her hangi bir açıklama yapmamaktadır. Sadece söylediği husus HDP’nin seçim başarısını değerlendiremediği yolundaki sözleri tekrarlamaktır.

Olaylarda kaç gerillanın öldüğü konusunda bir bilgimiz yok. Genel Kurmay’ın ve Türk medyasının iddiaları 700’ü aşmaktadır. Çatışma bölgeleri olan Lice’den, Silvan’dan kentlere doğru göçün başladığı ise doğrudur.

Devletin zulmü şiddetlenmiştir, Diyadin’de fırın işçisi iki çocuk öldürülmüş, Varto’da Ekin Van adlı KCK mensubu bir kadın çırılçıplak soyulup sokağa bırakılmış, Lice’de, Silvan’da konutların üst katları bile askeri roketlerle tahrip edilmiştir.

Özgürlük için ayağa kalkmış bir halkın bütün bunları sineye çekmeyeceği muhakkaktır. Fakat KCK silahlı eylemleri tekrar başlatarak ne gibi bir taktik evreye girdiğini açıklamamaktadır.

Tayyip Erdoğan cenahına gelince, yapılan bütün kamuoyu araştırmaları HDP’nin barajın altına düşmediği ve düşmeyeceği yönündedir. Yeniden seçim politikası HDP’nin alacağı oyların boşa gitmeyeceğini ve onun Meclis’teki iskemlelerine AKP’nin konamayacağını göstermektedir.

KOLTUK DEĞNEĞİ MHP ZARARLI ÇIKACAK

MHP’nin ise kayıplı çıkacağı anlaşılmaktadır. Fakat bu kayıp AKP’nin Kürt düşmanlığı yüzünden değil, MHP’nin kaypak politikaları yüzünden olacaktır.

17-25 Aralık yolsuzluk ve hırsızlığına karşı çıkan, ama seçimler sonrasında yargı sürecinin başlatılması olanağı seçmenlerin oylarıyla doğmuşken buna izin vermeyen, dahası da parlamentonun çalıştırılmaması için AKP ile birlikte davranan, hatta CHP’nin önerisiyle bir günlüğüne toplanan parlamentoda araştırma komisyonu kurulmasını AKP’lilerle birlikte reddeden, kısacası Tayyip Erdoğan’a simidi uzatan MHP yaptığının bedelini ödeyecektir.

Fakat iki parti arasındaki oy geçirgenliği ve ortak taban alanları nedeniyle MHP’nin kayıpları AKP’ye yarayacaktır. Nitekim HDP seçmeninden oy aparamayacağını gören AKP çalışmalarını MHP üzerinde yoğunlaştırarak bu partinin m.vekili kazandığı Anadolu illerinde nokta atışı yapmaktadır.

Medyadan kimilerinin “Davutoğlu koalisyon istiyordu, ama Erdoğan önledi” şeklinde savları tamamen yakıştırmadır. Davutoğlu tamamen C. Başkanının oyalama ve 45 günü geçirme hattının uygulayıcısı olmuştur.

TAYYİP ERDOĞAN SULTASI

Bu seçimde Tayyip Erdoğan sultasına karşı çıkmak demek, a) Katılım oranının düşmesine değil artmasına çalışmak, b) HDP ve Demirtaş’ın demokratik misyonuna yardımcı olmaktır.

Sık sık yinelediğim gibi, Tayyip Erdoğan korkudan çırpınmaktadır, AKP tek başına bir çoğunluk sağlasa bile sırtına geçirdiği ateşten gömlek içinde yanacaktır. Bütün ekonomik göstergeler ve siyasi belirsizlikler onun aleyhinedir.

Halk dilinde korkunun ecele faydası yok demişler: Diktatör debelendikçe daha çok batacaktır.