Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Türk-Kürt koalisyonu mümkün

davutoglu-demirtas-bw-cropTÜSİAD istemişse akan sular durur. Toplumun bütün siyasal ve sınıfsal kuvvetleri gözünü CHP-AKP koalisyonuna dikti. Büyük koalisyon kutuplaşmayı önleyecek, gerilim düşürecek, sosyal barışı getirecek, ekonominin üzerinde dolaşan kriz bulutlarını dağıtacak, Türkiye nefes aldıracak!...

İstemiyoruz. BEN-BİZ-LER; günün anlam ve önemine en uygun ve en kolay kurulacak koalisyon olacağı için, asla olmazmış ve bugünün siyasi tablosundan katiyyen çıkmazmış gibi görünen HDP-AKP koalisyonu istiyoruz.

Önce şunu belirteyim; bu koalisyonu “hükümet” anlamında istemiyoruz. Bir TÜRK-KÜRT koalisyonu olarak istiyoruz. Ben istiyorum diye olmaz tabi. Ama öyle koşullar vardır ki, “imkansızı istemek” en gerçekçi istek olabilir. Bugün bir TÜRK-KÜRT koalisyonu olarak AKP-HDP koalisyonunun koşulları vardır. Yoksa da yaratılmalıdır.

HDP’nin AKP ile başlattığı “çözüm süreci”nin aslında hiç olmadığı ve bu şekilde son bulacağı, daha başından belli idi. Şundan: HDP “Demokratik özerlik” istiyordu. Böyle bir şeye Türk devletinin aklı ermez. Çünkü, “Demokratik özerklik” nerden bakılırsa bakılsın Türkiye’yi bir “bütün” varsaydıktan sonra Kürtleri bu bütünlükten ayrıştırmanın kurgusudur. Bu nedenle Türklerde “bölünmek istemiyorum” diyen güçlü bir “direnç” yaratır. “Çözüm süreci”nin çözümsüzlüğü budur.

Oysa Türkiye ayrıştırılabilen bir bütünlük hiç olmamıştır. Kürt-Türk ayrışması zaten vardı. Cumhuriyet bunun üstü örtülerek kurulmuştu. Dolayısıyla Kürt sorunu hep, Türklerle Kürtlerin “birleştirilmesi” olarak gündeme gelmiştir. Gene öyledir ve Türklerle Kürtleri birleştirmenin yolları aranmaktadır. Tam da yeri ve zamanı işte; kurulacak bir AKP-HDP ya da aynı anlamda olmak üzere TÜRK-KÜRT koalisyonu birleştirici bir rol üstlenebilir. Bu birleşmeye bugün koalisyon, ileride istenirse eğer, TÜRK-KÜRT federasyonu da denilebilir.

Bana ilginç gelen, Türk devletinin kuruluşunda oluşmuş şuurunun nasıl çalıştığının hâlâ yeterince kavranmamış olması, AKP’nin hem çözümcü, hem inkârcı gibi davranmasına şaşılmasıdır. Oysa bu çok doğal, Cumhuriyeti kuran “akıl”, örneğin Ermeniye demokratik otonomi anlamında kilise avlusunu bile çok görüyordu ama, tıpkı Kürtlerle olduğu gibi, Suriye ve Irak Araplarıyla, “Osmanlı Birliği” şemsiyesi altında birlikte olabileceğini düşünüyor ve hatta istiyordu da. Bu çelişkinin çözümlemesi şudur: Türk devleti Kürtlerin “Demokratik özerkliği”ni küçülmek, TÜRK-KÜRT federasyonunu ise, “Kürtlerle birleşerek büyümek” olarak görür. Türk devlet aklı bu şekilde işler. Turgut Özal devlet başkanı iken devlete sormadan mı, “Türk-Kürt federasyonu kuralım ve beşeri sınırlarımızı aramaya çıkalım” diyordu.

O halde gelin, Türkiye’yi “demokratik özerklik” isteyerek küçültmeyelim, AKP-HDP koalisyonu kurarak ve bunun aynı zamanda doğası gereği bir siyasi federasyon ima ettiğini de açıklayarak, büyütelim!

AKP-HDP koalisyonu bir TÜRK-KÜRT federasyonu için prova işlevi görebilir. Dönün, Ortadoğu’ya, Irak ve Suriye’ye, Rojava’daki gelişmelere ve Türk devletinin kabaran savaş iştahına bir bakın. TÜRK-KÜRT federasyonu istemek niçin saçmalık olsun ki? Hem çözüm olur, hem de muhtemel bir Türk-Kürt savaşının önüne geçer.