Bir Encü de Kobanê’de öldü

cemilencü-bw-cropİslam Devleti katillerinin Kobanê’ye yaptıkları son saldırıda Berx Botan köyünü savunurken ağır yaralanan ve götürüldüğü hastanede ölen YPG gerillası Cemil Encü’nün bedeni Mürşidpınar sınır kapısında ailesi tarafından alınarak Riha (Urfa) Adli Tıp Kurumuna götürüldü, orada yapılan otopsi sonrasında kalabalık bir kitle cenazeyi Roboski köyüne götürdü.

Cemil Encü 28 Aralık 2011 de Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürülen 34 kişinin mezarlarının yanına gömüldü.

Encü soyadı hiç birimize yabancı değil. Hava saldırısında öldürülenler Roboski (Ortasu) ve Bujeh (Gülyazı) köylerine mensuptular. İsimleri şöyleydi:

Seyit Enç, Özcan Uysal, Mehmet Encü, Nevzat Encü, Hamza Encü, Şervan Encü, Cemal Encü, Osman Encü, Şivan Encü, Bilal Encü, Mehmet Ali Tosun, Nadir Alma, Mahsun Encü, Salih Encü, Hakiki Encü, Yüksel Ürek, Salik Ürek, Serhat Encü, Adem And, Savaş Encü, Selahattin Encü, Bedran Encü, Hüseyin Encü, Aslan Encü, Cevat Encü, Erkan Encü, Selman Encü, Orhan Encü, Fadıl Encü, Vedat Encü, Cihan Encü, Fikret Encü, Hüseyin Encü, Erkan Encü, Zeydin Encü, Çetin Encü.

Saldırının 29 kurbanı Encü ailesindendi. Kobanê için hayatını veren Cemil, Kürt düşmanlarının öldürdüğü 30. Encü’ydü.

Bu olayın sembolik olmaktan öte bir anlamı var: Rojava Kürdistanındaki mücadelenin Kuzey Kürdistan için taşıdığı önemi gösterdiği gibi, Kürdistan’ın bütün parçalarının bir bütüne ait olduğunu ve mücadelenin topyekûn karakterini kanıtlıyor.

Geçen yıl Kobanê kuşatması sırasında gördük, Kuzey’den kentin savunmasına bir çok Kürt gitti. Kentten Suruç ve havalisine göçenlere kamyonlar dolusu yardım malzemesi gönderildi. Durumu müsait olan on binlerce Kuzeyli Kürt onları ziyarete koştu.

Ve konu sadece Kürdistan davası da değildi, Türkiye solundan Kobanê’ye koşup savaşa katılanlar vardı. Onlardan Kürtlerin özgürlüğü için hayatlarını verenler oldu. Bu sene Şubat ve Haziran aylarında da ölenler var. Cenaze törenlerini Türk medyası göstermiyor, ancak Med Nuçe, IMC gibi kanallarda izleyebiliyoruz.

Ayrıca büyük kentler başta olmak üzere duyarlı insanlar Türkiye’nin dört bir tarafından dayanışma duygularıyla ve heyecanla Suruç’a koştular. Gelenler sadece şu veya bu sosyalist grubun mensupları değildiler, mühendis ve mimar odalarından, başka meslek kuruluşlarından gruplar da vardı. Gelenler dil ayrılığından dolayı belki Kürt sığınmacılarla konuşamıyorlardı bile, ama ellerini tutmalarından, göz göze bakışmalarından her iki taraf da birbirlerinin duygularını anlıyorlardı.

Özellikle Türkiye’den gelen kadın ziyaretçilerin sıcak ilgileri Rojava’lı kadınları duygulandırıyordu. Belki onların kızları da –kızları değilse komşuları da– YPJ saflarındaydı. Kuzey’dekinden farklı olarak YPJ’li genç kızlar zaman zaman eve gelebiliyorlar, anneleriyle, kardeşleriyle hasret giderebiliyorlardı.    

Yani mücadelede kadınların yerini Kürdistan’ın Kuzey’inden de, Batı’sından da anneler ve ablalar çok iyi biliyorlardı.

Suruç’daki sevgi ve dayanışma seli bana Hrant Dink’in cenaze törenine katılan kitlenin yüksek bilinç düzeyini hatırlattı. Onlar için “Türkiye’nin aydınlık yüzü” demiştim. O yüz Gezi’de bir kez daha gülümsedi, Suruç’daki dayanışma ruhunda da.

Cemil Encü’nün YPG’ye ne zaman katıldığını bilmiyorum. Fırat Haber Ajansı (ANF)’nin belirttiğine göre gerilla olarak kendisine Haydar Goyi adını seçmiş.

Hava bombardımanında can veren Encü’lerden sonra Cemil Encü’nün de ölmesi Kürdistan’ın tıynetini ve aralarındaki bağı bir kez daha gözler önüne serdi.

Çünkü önceki gün bombardıman emrini verenler, dün “Kobani düştü düşecek” diye memnunluklarını ifade edenler, bugün de İslam Devleti güruhlarının yanındaydılar. Hele hele Kürtlerden 7 Haziran darbesini yedikten ve oy ümitleri söndükten sonra Kürtleri defterden silmişlerdir.

Hepsi için en iyi Kürt ölü Kürt’tür.