Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Ekonomi ve politik ekonomi

tusiad45-bw-cropKızılcık’da çok yazdık, anlatamadık; “AKP iktidarı TÜSİAD’ın iktidarıdır!”

İşte kanıt: AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında nüfusun %1’i safi olmayan milli gelirin %39’unu alıyordu. 2014 yılında nüfusun bu % 1’lik kesimi safi olmayan milli gelirin %54’ünü alır duruma geldi.

Bu %1’in 2002’de el koyduğu 231 milyar doların %39’udur, 90 milyar dolardır. 2014 yılında el koyduğu ise 800 milyar doların %54’üdür, 432 milyar dolardır.

Bu %1, TÜSİAD’dır.

TÜSİAD bu ölçüsüz soygunu, birileri islami sermaye… laiklik… türban… gibi, kapitalizmin doğasından habersiz laflar ederken gerçekleştirmiş.

Ama TÜSİAD ile AKP arasında sürtüşmeler var…

Olacak elbette.

AKP 2002-2012 arasını “iyi idare etti” deniyor.

TÜSİAD için elbette…

Ama TÜSİAD’ın istediği kadar iyi değil.

Literatürde Türkiye “Gelişen Ülke”ler grubundadır.

Bu ülkelerin GSMH’sı 2002 yılında 6,9 trilyon dolar iken 4,4 kat artışla;

2014 yılında 30,5 trilyon dolara ulaşmıştır.

Türkiye ise bu dönemde GSMH’sını ancak 3,5 kat artırmıştır.

Bu ortalamada TÜSİAD’ın kârdan zararı 116 milyar dolardır.

TÜSİAD-Erdoğan sitemleşmeleri bu hesaptandır.

***

Gelelim bugüne ve seçime;

Muhalefet partileri görmezlikten gelemediler.

Fakat üzerinde de pek durmadılar.

Oysa Türkiye’nin temel sorunu budur.

MHP ve CHP, AKP’yi taklit ettiler. HDP de onları izledi.

Tıpkı AKP gibi; sadaka dağıtıcısı oldular.

Sadece 50 kuruş yerine 70 kuruş verdiler.

Hiçbirinin aklına; yüzde 1’lik en zengin kesimin milli gelirden aldığı

%54’ü %30’a indireceğim demek gelmedi.

Bu %1’lik kesim TÜSİAD’dır.

TÜSİAD’a laf söylemek CHP ve MHP’nin haddine değildir.

TÜSİAD’ın gözüne girmeden iktidar olamazlar.

Bunu iyi bilirler.

HDP diyebilirdi. Ama onun bildiği sadece ekonomi, “politik ekonomi” değil.

Şundan belli: Seçim bildirgesine “Kayıt dışı ekonomiye son vereceğini” yazmış. Oysa bu TÜSİAD’ın ve TOBB’un hedefidir. Çünkü kayıt dışı ekonomi bozulan gelir dağılımına karşı bir tür çaredir.

Anlaşılsın diye örnekliyorum: Kapkaççı yaptığıyla gelir dağılımını düzeltmektedir.    

Peki niye bu seçimde herkes ekonomiyi konuşur oldu da,

AKP ve TÜSİAD hiç konuşmuyor?

Çünkü tehlike gözüktü.

Türkiye’nin 2014 yılında GSYH’sı bir önceki yıla göre,

823 milyar dolardan 800 milyar dolara geriledi.

Kişi başına gelir 10.802 dolardan 10.404 dolara geriledi.

Görece fakirleşme yaşandı.

Ve 2015’in ilk çeyreği gösterdi ki; fakirleşmenin arkası gelecek.

***

Arkası gelecek de nasıl gelecek?

Türkiye (siyaseten) nereye gidiyor sorusunun cevabı burada yatar.

Ben tahminimi söylüyorum:

TÜSİAD ekonomiden aldığı payın oransal yükselişinin yavaşlatılmasından ölümüne korkuyor.

Tersine, birikim hızının daha da artırılmasını istiyor.

Ama siyaset sahnesi bu açıdan zayıfladı.

AKP en ufak serzenişe bile “darbe” diyor.

Bu böyle gitmez…

Bu nedenle faşizmin versiyonlarına tekabül eden siyasi iktidar şekilleri şimdiden gündemde.

Örneğin AKP-MHP koalisyonu.

Ya da AKP-CHP koalisyonu.

Bunları piyasaya TÜSİAD üflüyor.

Yıpranmış AKP iktidarının yenilenmiş bir AKP ikidarı olarak 4 yıl daha kalmasını istiyor.

Yenilenme, “otoriterlerleşme” anlamındadır.

2009 yılında da GSMH bir önceki yıla göre 742 milyar dolardan 617 milyar dolara gerilemişti. AKP’nin şaşırtan hızla otoriterleşmesi de 2009 yılında başlamıştı. Bu nedenle, seçimin sonucundan bağımsız olarak Türkiye’de baskıcı siyaset arayışı sürecekir. Erdoğan’ın başkanlık sistemi diyerek talep ettiği başkanlık sistemi değil, TÜSİAD’ın da yararına bir keyfî siyaset rejimidir. O nedenle seçimden sonra demokratikleşme veya çözüm gibi askıya alınmış aldatmacaların yeniden gündeme geleceğini beklememek gerekir.

Hatta belki, “Faşizme geçit yok!” günlerine hazır olmak gerekir.

“Faşizm geliyor!” demiyorum; TÜSİAD ve AKP yeni bir gündemle geliyor.