Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Yetmezse yetmesin

hdp-miting-bw-crop“Yetmez ama evet” Türkiye’nin siyasi diline arızi bir terim olarak girdi. Terim medyatik bir siyasi slogandan ibaretti. Sığ bir içeriği vardı. Tutarlı bir “kemalist devlet” ve “kemalist demokrasi” eleştirisi geliştiremeyenlerin AKP’den beklentilerini yansıtıyordu. Bunlar AKP’nin, Türkiye’yi Batı sandartlarında bir burjuva “ileri demokrasiye” taşıyacağına inanmışlardı. AKP’nin temsil ettiği geleneğin sicilinde böyle bir misyon olmadığını hemen hepsi bildiği halde AB ve ABD’nin AKP’yi böyle bir misyonu yerine getirmeye zorlayacağına kendilerini inandırmışlardı. Onlara göre AKP de zaten bu rolü oynamaya talipti.

Uzatmaya hiç gerek yok. Hepsi tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar ve bunu, “AKP bizi aldattı” diyerek geçiştirdiler. Fakat bugün artık AKP de “aldatıldım” diyor. Demek ki o zaman aldatan, ABD ve AB oluyor.

Buraya kadar tamam da, bu “yetmez ama evetçi”lerin bir teki bile “ben aldandım” deme dürüstlüğünü göstermedi. Başkalarına akıl vermeyi sürdürdüler. Şimdilerde de Kürt siyasetine ve HDP’ye akıl vermeye devam ediyorlar. Sayıları da çoğaldı.

Bu son gelişmeden elbette HDP en azından Nisan 2015 ayının ilk yarısı itibarıyla sorumlu değil. Ancak Kürt siyasi hareketinin can düşmanları bu kokuşmuş zevata bakarak, üstelik seçimden önce ve seçime dönük bir menfi propaganda olarak; “Yetmez ama HDP!” demeye başladılar. Görünüme bakılırsa haksız da sayılmazlar.

Bunların Kürt düşmanı olumsuz propagandasının, en azından 7 Haziran seçimi bağlamında HDP’ye destek verecek Türk sosyalistlerini etkilemesi mümkündür. Bu noktada bir değerlendirme yapmak her şeye rağmen yararlıdır.

Önce şunu belirtmeliyim ki; HDP’ye verilen oylar “eşit oylar” olmayacaktır. Bana göre bir Türk sosyalistinin HDP’ye vereceği oy veya destek, “yetmez ama evetçi” 50 oya eşit değerde olacaktır. Çünkü bu oylar, siyasal oportünizmin çürüttüğü, kokuşturduğu türden oylar değildir. Bu sosyalist oylar, küçük hesap ve hesaplaşma oyları değil, omuzlarında “nihai toptan hesaplaşma”nın sorumluluğunu taşıyan oylardır. HDP’ye verilecek her bir sosyalist oyun sayısı değil, ima ettiğidir önemli olan. Bunu da Kürt siyasi hareketine mensup sosyalistlerden daha iyi kimse bilemez. Ancak onlar bilebilir bir Türk sosyalistinin Dengir Mir Mehmet Fıratlara, Celal Doğanlara, yetmez ama evetçi taifesine oy vermesinin ağırlığını. Gene onlar iyi bilir Nazlı Ilıcaklarla, Cüney Arcayüreklerle aynı renk oyu kullanmanın tuhaflığını, hatta vebalini.

Ben kendi adıma bu vebali bu seçim için üstleniyorum ve kendimi şöyle ikna ediyorum: HDP’nin adaylarına oy vermiyorum. Abdullah Öcalan’a oy vermiyorum. HDP’nin barajı aşıp AKP’ye çelme takacağı ihtimaline de oy vermiyorum. Oyumu Kürt halkına, Kürt emekçilerinin –eğer özgürleşmeyi onda buluyorlarsa– “kürtlük” ya da “kürtçülük” hissiyatına veriyorum. Desteğim Kürt halkının, “demokratik devrim” etiketi yapıştırdığım eyleminedir.

Varsayalım ki, giriştiği devrim yarım kalacak ve Kürt halkı beni yanıltacak. Olsun. Hiç değilse benim yanılgım, yetmez ama evetçilerin yanılgısına benzemeyecek.

Oyum Kürt halkına helal olsun!