Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Demokratlık iyi aptallık kötü

Fethullah Gülen’in medya grubuna karşı Tayyip Erdoğan’ın başlattığı operasyon ve tutuklamalar, “Medya özgürlüğü!”ne hatta “fikir ve ifade hürriyeti!”ne karşı girişilmiş kanunsuz bir saldırı diye yorumlandı.

En başta CHP olmak üzere, solda “sağcılaşarak” liberalleşmiş ne kadar pislik veya demokratlaşmış ne kadar aptal varsa, Fethullahçıların “fikir ve ifade hürriyeti!”ni savunmaya koştular. Böyle olursa o da olur: Cemaatin önde gelen “gazeteci” kılıklı tetikçileri, “özgürlük savaşçısı” oldular. Cemaati savunanlar, sanki çok bir matah adammış gibi, Volter’e yaslandılar: “Fikirlerinizden nefret ediyorum, ama onları savunabilmeniz için gerekirse hayatımı feda etmeye hazırım.!”

Pes doğrusu. Böyle kepazelik olmaz. Ne cemaati, ne medyası, neyin fikri ve hürriyeti! Karşındaki AKP, her biri vurgun peşinde, büyük bir hizipler koalisyonudur. AKP iktidarının kendi hizbiyle savaştığı apaçık ortadayken “Demokratlık” aptallıktan başka nedir ki? AKP’nin yaptığı kanunsuzluk imiş. Bilmiyorsan öğren: Hizip savaşları çok sert olur ve “hizip kanunları” ile yapılır. Daha dur! içinden ne hizipler çıkacak ve nice kavgalar olacak.

Erdoğan-Gülen kavgasına “ideoloji”, “fikir”, “özgürlük” gibi kavramlarla bakmak, tam bir körlüktür. İş ve para kavgasıdır yapılan. İyi bak, göreceksin: AKP 12 yılda; vergilerden, özelleştirmelerden, borçlanmalardan gelen 1 trilyon 670 milyar dolar paraya hükmetti. Bu kadar para suç işlemeden yönetilemez. Kavgada ortalığa dökülen her suç AKP’nin suçudur. Besbelli ki AKP, iktidar ileride, TÜSİAD’ın sağ elinden sol eline geçse bile “devr-i sabık” olacaktır. Sen bu kavgada “taraf” olma, keyfini çıkar fakat hazırlan, çünkü yarın sıra sana gelecek.

AKP ve Cemaat’in paylaşamadıkları; TUSKON ile MÜSİAD’ın paylaşamadıklarıdır. Bunu en iyi, eski C.Başkanı Abdullah Gül bilir, ona sorulmalı. Uçağa binemez haliyle, Afrika’yı karış karış o dolaştı. ABD’nin rızası olmadan Afrika’dan hiç kimse ticari ikametgah alamazken, daralan AB pazarına alternatif 32-35 milyar dolarlık Afrika pazarını TUSKON’un ayağına o serdi. TUSKON’a bu rızayı ABD verdi.

Eski dost yeni hasım TUSKON ile MÜSİAD yeterince tanınmıyor. TUSKON Gülen’in, MÜSİAD AKP’nin arka bahçesi. Her siyasi etkinliğin temelli ekonomik etkinlik olduğuna göre mesele açıktır.

TUSKON’un kurucu başkanı Rızanur Meral yanı zamanda Türki Amerikan Birliği (TAA)’nın da kurucu partneridir. Gülen’in ve Abdullah Gül’ün adamıdır. Afrika ve Latin Amerika pazarını TUSKON’cu 55 bin firmaya açan, misyoner bir cemaatçidir. Fethullahçılığın ticari karşılığını görmek için Meral’in açıkladığı 2014 performansına bakmak yeter: “Son bir yılda TUSKON, ticaret için dünyanın 104 ülkesine 417 seyahat düzenleyip 7.500 Türk işadamını götürürken, 140 ülkeden 550 heyet ve 11 bin işadamını Türkiye’de ağırladı. TUSKON’u herkes Afrika başarıları ile biliyor. Bu başarıya ikinci bir bölge olarak Latin Amerika’yı ekledik. Latin Amerika’daki Türk okulları önemlidir. Türk girişimcileri Latin Amerika’da eğitime de yatırım yaptı.”

Bu adam Gülen-Erdoğan kavgasında da öndedir. Erdoğan’a hodri meydan diyen odur: "Siyaset millete Hizmet etme yeridir. Para kazanma ve servet edinme yeri değildir. Sivil toplum kuruluşlarına 'parti kur' diyenlere işadamları da şu çağrıyı yapıyor. Para kazanmak isteyen siyasiler gelsin iş dünyasına atılsınlar…”

“Yakın gelecekte kimlerin inlerde yaşadığını, kimlerin saklanacak in arayacağını, kimlerin müsvedde kimlerin asıl olduğunu herkes görecek."

“Ülkemizin ve bölgemizin etnik, dini ve siyasal renklilikler açısından zengin ve karmaşık olması, bizi düşmanlıklar üzerinden değil dostluklar üzerinden dış politika yapmaya ve bu yolla bir etki alanı oluşturmaya mecbur kılmaktadır. Yurtta Sulh Cihanda Sulh prensibi ve 'Hayır Sulhtadır, Sulh Hayırdır' düsturu iç politikamız için olduğu kadar, dış politikamız için de çok önemlidir. Ülkemizi ve bölgemizi kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı dış politikaların ülkemize ve bölgemize istikrar ve huzur getirmeyeceği açıktır. Türkiye'nin  bölgesinde istikrarın merkezi olması ve müttefikleri nezdinde güvenilirliğinin devam etmesi dış politikamızın önemli unsurlarından olmalıdır…

“Gerek ülkemizde gerekse Dünyanın 160 ülkesinde insanların güvenerek evlatlarını emanet ettiği Hizmet Hareketi'nin fikir mimarı ve ülkemizin yetiştirdiği en nadide şahsiyetlerden birisi olan Muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin de aynı iftira ve hakaretlere hem de her gün meydanlarda alenen maruz kaldığını büyük bir üzüntü içerisinde takip etmekteyiz. Fethullah Gülen Hocaefendi milletimizin manevi dinamiğidir…

“İş dünyamıza dünyanın tümünü hedef Pazar olarak tavsiye eden ve ufuk veren Muhterem Hocaefendi'ye, temel değerlerimizi bize yaşayarak anlattığı için biz de ayrıca müteşekkir ve borçluyuz…“

“TUSKON Genel Sekreterimiz ve Uganda Fahri Konsolosu Dr. Mustafa Günay Bey de basın yolu ile linç edilmeye çalışılmıştır. Uganda'yı tanıtmak için insanlara ikram ettiği ananaslar bile 'Derviş'in fikri ne ise zikri o'dur' prensibine uygun şekilde dile dolanmıştır… (Koç Holding, rafineri, Gezi Direnişi ve Divan Oteli olayı, bir Uganda olayıdır.) Türk işadamlarının Uganda'da ticaret ve yatırım yapmaları için yürüttüğü faaliyetler görevlerinin gereğiydi.“

“Üyemiz olan Bank Asya'ya yönelik siyasi ve idari linç… Yüzde 50'nden fazlası halka açık ve Borsa'da işlem gören bir bankayı, devlet iştirakleri ve iktidara yakın şirketlerin aynı günde vadeleri dolmadan hesaplarındaki tüm paraları çekerek batırmaya çalışmışlardır…

Asıl bu kavgaya bakılmalı, maaşını Rızanur Meral’den alan Ekrem Dumanlı’nın “fikri hürriyeti!”ne değil.