Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

“Darbe” var, darbe var!

tugluk-bw-cropHDP milletvekili Aysel Tuğluk Kürt meselesinin çözümünü “Sekülerlik temelinde bir Türk-Kürt işbirliğinde” gördüğünü açıkladığı için AKP hükümeti ve “liberal” destekçileri tarafından “darbe çağrısı yapmakla” suçlandı. Ayrıca Tuğluk’un görüşünün HDP cenahından rağbet görmediği de anlaşıldı.

Bu şu anlama geliyor: AKP ile PKK’nın başlattıkları islamcı temelde Türk-Kürt işbirliğine dayalı bugünkü “çözüm süreci”nin çözüm getireceğine öylesine iman edilmiş ve bundan başka bir seçenek olmadığı görüşü öyle güçlü ki, hakikaten bu işbirliğine zarar veren her şey hem AKP, hem de PKK açısından, “darbe”dir. Bu durumda doğal olarak Tuğluk’un çağrısı, pişmiş aşa su katmaktan başka bir şey değildir.

Ama burada duralım: Devlet ile toplum özdeşleşmesinin Türkiye örneğine çok az ülkede erişilmiştir. Bu anlaşılmayınca, o çok korkulan “darbe!”nin uzak olmayan bir zamanda gerçekleşeceği ve Erdoğan’ın “benimdir” dediği çözüm sürecinin berhava olacağı da görülememektedir.

Kendimizi kandırmayalım. Gerçi AKP-PKK işbirliğine dayalı “Çözüm!” oyunu; –AKP ve HDP seçmenini topla, Hüda-Par seçmenini çık– Kuzey Kürdistan Kürtlerinin % 95’ini kapsar gözükmektedir. Ancak, mevcut “çözüm sürecinin!” Türk tarafındaki kapsamı % 5’i bile bulmaz. Bu yoldan çözüme gidilemeyeceği için, “darbe” kaçınılmazdır.

Gelelim “darbe” denilen şeyin içeriğine: “Kürt meselesi”ni çözecek araçlar bugünkü Türk devletinin elinde yoktur. Çözümün dış dinamiklere bağımlı gözükmesi bu nedenledir. “Kürt meselesi”ni çözecek araçlara sahip olması için “Türk devleti”nin “değişip-dönüşmesi” zarureti vardır. “Darbe” budur işte.

Yanılgı; AKP’nin bu “darbe”yi gerçekleştirdiğine, devleti dönüştürdüğüne, “Yeni bir devlet” ve “yeni bir Türkiye” kurduğuna inanılmasından kaynaklanmaktadır. Oysa son 15 yılda tanık olduğumuz; devletin AKP’ye darbesidir. Devlet AKP’yi emerek içselleştirmiştir. Buna, AKP ideologları, Erdoğan ve destekçileri gibi, siz de “yeni devlet” diyorsanız, yanılıyorsunuz. Aksine, AKP devleti olarak Türk devleti, Kürt meselesini çözme kapasitesini daha da yitirmiştir.

AKP Hükümeti, HDP’de ve Kürtlerde yarattığı çözüm algısını en azından seçime kadar bir 7 ay daha korumak için bir şeyler yapacakmış gibi görünerek HDP’yi oyalayacaktır. Fakat HDP de; zaten “karşılıklı birbirini yoklama ve sınama”dan ileri gitmeyen bugünkü ‘oyun’dan vazgeçecek, en çok 7-8 ay sonra Aysel Tuğluk’un görüşüne gelecektir. Çünkü, Kürt meselesini çözmese bile kalıcı bir “mütareke dönemi”ne taşıyacak olan kapasite ve araçlar, her şeye rağmen Türkiye’de hala “seküler “ güçlerin elindedir.

Seküler güçler denince akla hemen CHP, MHP ve TSK geliyor. Seküler Türklerle seküler Kürtlerin (PKK) işbirliğine bu nedenle “darbe” diye bakılıyor. Nasıl bakılırsa bakılsın, böyle bir “darbe” eninde sonunda denenecektir.

AKP bu “darbe”ye ayak uydurabilirse kalır, uyduramazsa gider!