Hayat Ağacı (Haziran 2017)

Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Rojava’da kanton hükümetleri

Batı Kürdistan’da üç yörede Özerk Kanton ilan edilmişti. Bunlardan sonuncusu olan Afrin Kantonu’nun Başkanı kadındır ve Kürttür. Başkan Yardımcısı Hamid Abdullah ise Araptır. Rojava kantonları hakkında fikir edinebilmek için Ajansa Nûçeya a Fıratê (Fırat Haber Ajansı) muhabiri Seyit Evran’ın Şubat 2014’te onunla yaptığı (ve worldpress.com’da yayınladığı) söyleşiyi bulacaksınız.

   Metni “tampon bölge” adı altında işgal etmek isteyen militarist emeller konusundaki yazının tamamlayıcısı olsun diye çevirdim. (Yalçın Yusufoğlu)

Mustafa Abdullah Arap Amirati aşiretine mensup. Cindires’e bağlı Babelüta köyünde doğmuş. Kırk yıldır Afrin’de yaşıyor. Teknoloji Meslek Lisesi Üretim Mühendisliği bölümü mezunu, evli ve beş çocuk babası.

Rojava halkı hükümet biçimi olarak kanton modelini seçti. Neden böyle bir tercih yaptınız?

Suriye’de yaşayan Araplar, Kürtler, Ermeniler, Asuriler, Aramice konuşan Suriye Ortodoksları, Türkmenler, Çeçenler, diğer halklar ve azınlıklar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunuyorlar. Çünkü egemenler Suriye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için halkları, kültürleri ve inanç gruplarını birbirlerine karşı kullanıyorlar. Suriye devrimi adına başlayan gelişmeleri bu nedenle saptırmak istediler. Çeteleri bu nedenle desteklediler, Rojava ve Suriye’deki halklar bu nedenle tehlike altındalar. Özerk Kantonlar ilan etmemiz bu tehlikeyi bertaraf etmek içindir. Böylece Suriye’de farklı halkların, kültürlerin, inanç gruplarının barış ve kardeşlik içinde demokratik olarak bir arada yaşamalarının hâlâ mümkün olabileceğini göstermek istiyoruz. Aradan henüz kısa bir zaman olduğu halde, her gün yeni bu yolun en doğru ve en gerekli yol olduğunu açıkça kanıtlıyor. Kantonlarımızda ve Suriye’de yaşayan bütün halkları bu tehlikeden korumak amacındayız. Ve başaracağımıza inanıyoruz.

Bu modelle bölgeye ve uluslararası güçlere vermek istediğiiz mesaj nedir?

Suriye’nin realitesinin iyi bir resmini göstermek istiyoruz. Çünkü kantonlarımız her inancın, halkın ve kültürün insanlarıdır. Bu fotoğraf Suriye gerçeklilğini temsil eder. İlan ettiğimiz özerk kanton hükümetleri demokratik ve birleşik Suriye’yi savunuyorlar. O nedenden ötürü bu sistemin sadece Afrin, Kobanê ve Cizirê’de değil, Suriye’nin diğer bölgelerinde de geçerli bir çözüm modeli olacağına inanıyoruz. Kısa zamanda bu doğrultuda ilerlemeler kaydettiğimizin işaretlerini de görüyoruz. Başarımızın devam edeceğine inanıyoruz. Suriye’de başka bir çözümün mümkün olacağına inanmıyoruz. Bu proje yarının Suriye’sinin projesidir. Demokratik ve özgür bir Suriye projesidir. Halkların, inançların ve kültürlerin birbirlerini inkâr etmeyecekleri, onun yerine birbirlerine saygı duyarak bir arada yaşayacakları bir projedir.

Özerk kanton hükümetlerini ilan etmenizden bu yana az bir zaman geçti. Bu süre içinde ne gibi tepkiler aldınız?

Uluslararası güçler kafa karışıklığı içindeler. Bazıları bunun nasıl mümkün olduğu konusunda şaşkın, bazıları ise bir Orta Doğu ülkesinde böyle bir şeyin işleyebileceğinden kuşku duyuyorlar. Gerçekte, yaklaşımları ve tereddütleri bölgemize bakışlarını gösteriyor. Onlara göre bölge, çok geridir, kendi kendini yönetmekten acizdir, halk cahildir, böyle bir sistemi yürütmeyi beceremez. Fakat bölge halkları kimlerin daha ileri, kimlerin daha geri olduğunu göstereceektir. Nitekim ilk adımlarımız bölgede büyük bir coşkuyla karşılandı. Pek çok ülke ve benzer yapı kendisini bu doğrultuya hazırlamaya girişti. Örneğin o ülkelerden Yemen uzun yıllardır karşılaştığı problemlerin çözüm yolu olarak kanton sistemini öngördü ve ülkede altı kanton kurmaya, merkezi sistemden kanton yönetimlerine geçmeye karar verdi. Yemen’in bu gücü bizim Suriye’de attığımız adımın cesurluğundan aldığına eminiz. Esasen bizi bu yola iten de Suriye’de ihtilafların ve şiddetin çok boyutlu olmasıdır. Ayrıca yapılacak en doğru şey budur. Şayet böyle yapmasaydık, Yemen’in de kanton modelini benimseyeceğini sanmıyorum.

Çünkü bu hükümet biçimi halkın kendi kendiini yönetmesidir. Bu yönetim tarzı bölgedeki problemlerle yüzleşme biçimidir. Ve bir kaç ülkeyle sınırlı kalmayacak, kısa zamanda bölgedeki bütün ülkeleri kucaklayacaktır. Zira anlattığımız modelde özgürlük vardır, demokrasi vardır, kardeşlik vardır, inançlara, kültürlere, etnik gruplara ve halklara saygı vardır.

Hükümet modelinizle ve sisteminizle neye son verip, ötesine geçmek istediniz?

Özerk kantonların ilan edilmesi bölge halklarını egemen ailelerce sömürülmeye dayalı ulus devletlere mecbur eden büyük güçlerin kapitalist sistemiyle bağları koparma kararıdır. Kapitalist sistemin insanlara öngördüğü ölümü yenme ve özgür bir yaşamı başlatma kararıdır. Belli bir inancın, kültürün ya da ulusun bir başkası üzerindeki baskıcı ve inkârcı egemenliğine son vermektir. Onların hepsinin birden yönetime ortak olacakları ve müştereken kendi kendilerini yönetecekleri bir sistemdir. O sebepten dolayı, bu sistem kazanacaktır. Bölge halkları yaşaya geldikleri kölelik asrına “Hayır” diyeceklerdir. Bütün halklar, uluslar ve kültürler kendi dilleriyle, kimlikleriyle ve tarihleriyle yaşayacaklardır.

Hükümet başkanınızın bir kadın olmasına ne diyorsunuz?

Rojava’da yapmakta olduğumuz devrimin öncüsünün kadınlar olduğunu kimse inkâr edemez. Onların etkileri ve aktif rolleri kadınların bölgemizde özgürlüğe doğru nasıl ilerlediğini herkese gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Kanton hükümetimizin başkanının kadın olması bunun kanıtıdır. Ve bu olgu kültürel olarak da, tarihsel olarak da bize yabancı değil. Zira tarihimizde böyle pek çok örnek var. Zanubya, Belkıs ve Nefertiti örnekleri mesela. Ya da Dayfa Hatun, Salahaddin Eyyubi’nin –Halep Kalesindeki yönetiminin yıllarca sürdüğü– yeğeni mesela. Ne var ki, bölgemizde vahşi kapitalizm döneminde Kürtler arasında o örnekler pek azdı. Şimdiki durum ise Kürt kadınınn hem bölgesel, hem de küresel düzeyde kadınların öncüsü olduğunu gösteriyor.

Siz Arapsınız. Halklarınızın temsili açısından sistemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet. Biz Araplar hükümette kendi dlimizle, kültürümüzle, kimliğimizle ve topluluk değerlerimizle yer aldık. Cizire yöresindeki Çeçenler, Türkmenler, Auriler, Suriye Ortodoksları ve Ermeniler de öyle. Bu olgu pek çok halkın, kültürün, dilin ve ulusun bulunduğu bölgenin gerçekliğine ışık tutuyor. Ve ortak yaşamın nasıl mümkün olabileceğini gösteriyor. Böylece yeryüzünde birbiriyle savaşan ya da savaşmaya zorlanan herkese barış ve kan dökmeme çağrısı yapıyoruz. Haydi, herkesin eşit olacağı, adaletin herkese eşit dağıtılacağı geleceğin yeni Suriye’sini hep birlikte kuralım. Biz o doğrultuda ilerliyoruz ve ilerlemeye devam edeceğiz. Çünkü başka bir çıkar yol yok. Bu yol için mücadele edeceğiz ve kazanacağız. Çünkü ölüm, kan ve gözyaşından daha acı hiç bir şey yok. Bütün bu acılardan ders çıkarmak zorundayız.