Kemalist devletin kendiyle yüzleşmesi: Tayyip

erdogan toren-bw-cropKemalizm yerli yerindedir ve yeri devlettir. Kemalist devletin “katı ve despot” olduğu söylenir, yanlıştır. Sana despottur, ama kendine esnektir; bir gecede kılık değiştirir, tanınmaz olur ve sen “yeni” diye bakarsın! Akşam liberal sağcı Menderes’tir, sabah sol devletçi C.Gürsel olur. Askerken Evren, sivilken Özal’dır. Bugün “yenilenmiş”, Tayyip olmuştur.

“Tayyip’in nesi yenidir?” sorusu abestir. Kemalist devlet kendiyle yüzleşmiş, Tayyip Erdoğan olmuştur.

Erdoğan’ın zerre akademik kapasitesi olmadığı için AKP gerçeğini bize bir türlü anlatamıyordu. Biz de yanılıp “Kasımpaşalı” diyorduk. Kemalist cumhuriyetin temelinin Kasımpaşa’da atıldığını unutuyorduk. O günü hayal edin: “İttihatçıların tümü Kasımpaşalıydı.”

Kasımpaşalılar Ermeni ve Rumların ve diğer “yabancılar”ın elindeki Beyoğlu’na çıkamazlar, yokuşun yarısından geri dönerlerdi. Kemalist cumhuriyet; Kasımpaşa’lının Beyoğlu’na ve Taksim’e çıkmasıyla kurulmuştu.

Tayyip Erdoğan’ın, dili ve aklı ermediği için bir türlü becerip anlatamadığını bize –son AKP kongresindeki konuşmasıyla– Ahmet Davutoğlu anlattı. AKP’nin Türk devlet geleneği içinden süzülüp geldiğini, dünkü bir hareket olmadığını, kökleri geçmişte bir gelecek olduğunu söyledi. Tam da budur işte; M. Kemal Paşa da TC. Devletini bu şekilde anlatmıştı.

Tayyip devlet oldu, bizden oldu. Peki şu mazbut Davutoğlu’ndan korkulmalı mı?

Korkulmalı. Çünkü sorun Davutoğlu değil, devlettir. Salazar da Lizbon yakınlarında bir üniversitede, kendi halinde mazbut bir profesördü. Bir gün telefonda bir ses ona; “sana ihtiyacımız var, Lizbon’a gel,” dedi. Salazar o sabah bavulunu dizdi, trene bindi, Lizbon’a gitti ve 40 yıl boyunca bir daha geri dönmedi.