Maalesef Ermeni iki gazeteci

agos-bw-cropYazılı ve görsel medyadaki affedersiniz Ermeni iki gazeteci sıkı Tayyip Erdoğancı’dır. Bunlardan birisi (yaşı daha büyük olanı) cahil değildir, bilgili, birikimlidir, fakat kalemini ve kaderini Tayyip Erdoğan’a bağlamıştır. Uzun yıllar Zaman’da yazdıktan sonra, Tayyip Erdoğan ile Cemaat arasındaki ihtilafta başbakanının safını seçtiği için şimdi TMSF’ye bağlı bir gazeteden maaşa bağlanmıştır.

Diğerinin ise Tayyip Erdoğan’a, en düzeysizinden hınk deyicilik yaptığı herkesin malûmu. Kültürü, bilgisi kıt olduğu için yaldızı da yok, yazdıkları banal bir Tayyip Erdoğancılıktan ibaret.

Onların pek methettikleri başbakanları C. Başkanı seçilip Başkanlık yapacağını açık açık söylediği kampanyanın son haftasında çifte kanallı bir TV mülakatında “Benim için bir ara neler dediler. Gürcü dediler. Affedersin daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler. Ama ben Türküm.” dediğini, yani Ermeni olmayı “affedersiniz” kelimesiyle açıkça aşağıladığı hepimizin dikkatini çekti. [Söyleyeceğimizle doğrudan ilgisi yok, ama hemen ekleyelim: “Ben Gürcüyüm” diyen bizzat kendisidir. Bundan tam 10 yıl önce Gürcistan’ı ziyaret ettiğinde "Ben de Gürcü'yüm, ailemiz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir” demişti.]

Şimdi kendisinin Gürcü olmasını reddediyor, belli ki Türk devletinin başında geçirdiği yıllar onu Türklüğe ve Türkçülüğe daha fazla asimile etmiş.

Olabilir, bir insan kendisini hangi milliyetten, etniden, dinden, mezhepten, kültürden hissediyorsa, esas olan ne hissettiğidir. Öyledir diye tabii ki, kimseyi kınamayız, fakat bir insan başka milliyetleri, inanç topluluklarını küçümsüyorsa, onlara mensup bulunmayı aşağılanma kabul ediyorsa asıl küçümsenmesi gereken bu tutumudur.

Yukarıda sözünü ettiğimiz affedersiniz iki Ermeni gazeteciden kıdemli olanı Tayyip Erdoğan’ın o sözünü yok saydı. Yazdığı yazıda “Tayyip Erdoğan’ın “C. Başkanlığını yeni bir dönemin başlangıcı” diye niteledikten sonra “Tarih AKP’ye olağanüstü bir siyasi hareket olma imkânı sunuyor. Gerisi bu ‘misyonun’ farkında olmak, onu istemek ve tabii ki gereğini yapmakla ilgili…” diye yazdı. (Akşam, 07. Ağustos 2014).

Başbakanına çok bariz ve çok iptidai biçimde şakşakçılık yapan affedersiniz Ermeni diğer gazeteci ise velinimetinin sözünü tevile yeltendi: Tayyip Erdoğan’ın “affedersiniz”le özür dilediği çirkinlik yakıştırmasını “döl” için kullandığını buyurdu. (Yeni Şafak, 7 Ağustos 2014).

Kendisi iyice AKP’lileşmiş, onlardan yalanı, dolanı iyi öğrenmiş. Usta’sından bihakkın feyz almış. Mehmet Bekâroğlu’nun “Kıvır Markar, kıvır” dediği kadar kıvırmış.

Aferin ona.

Oysa bu ülkede ”affedersiniz Ermeni” olmanın ne demek olduğunu küçücükken yaşamıştı: Roman diye nitelediği otobiyografik çocukluk anılarında anlatmıştı. İleride illaki bu ülkede yaşamak zorunda kalmasın diye babası onu Kudüs’de yatılı bir Ermeni okuluna göndermiş, kitaptaki çocuk anne sevgisinden, kardeşlerinden ve yuva sıcaklığından uzakta geçirdiği o kasvetli yılları hatırlıyor (Jerusalem, İstanbul 2011).

Sonraları büyümüş, yol almış, açıkgöz çıkmış, bu ülkede mutsuz olamamanın çaresini yüz yıllık Ermeni düşmanı rejimin şimdiki başına yanaşmakta bulmuş. Gelgelelim yanaştığı şahıs da onu “affedersiniz”le anacak kadar seleflerinin tıpkısının aynısı çıkmış.

Yanaşma o şahsı aklamaya soyunuyor.

Birisi Hrant Dink’in arkadaşı olan, diğeri kalitesizliği nedeniyle adı Hrant’la anılmaya değmeyen bu iki Tayyip Erdoğan muhibbi affedersiniz Ermeni gazeteci Cim Başkanlığını kutlamaya hazırlandıkları şahsın son günlerde söylediği bir başka lafı da yok saydılar: Tayyip Erdoğan 29 Temmuz akşamı Diyarbakır mitinginden dönerken uçakta bir gazetecinin Hrant Dink cinayeti konusunda sorduğu soruya şu yanıtı verdi:

“Hrant Dink davası bence kişiselleştirilmiş davadır. Dink’in yazılarını, onun düşünce dünyasını kabullenmeyen üç milliyetçi gencin işidir.”

Tayyip Erdoğan’ın “affedersiniz Ermeni” demesini reddetmek için elbette Ermeni olmak gerekmez, Kılıçdaroğlu’na “Sen Alevisin”, Demirtaş’a “Sen Zaza’sın” diyerek Türkçülük ve Sünnicilik yapıp oy avcılığına çıkmasına tepki duymak için Kızılbaş ya da Zaza olmak da gerekmez.

Sadece evrensel değerleri benimsemiş olmak yeter.

Bu yazının konusuna affedersiniz Ermeni iki gazeteciyi seçmemizin nedeni Sünniliği, Türkçülüğü, ayrımcılığı, nefret söylemi ayyuka çıkmış, 17 Aralık’ta paracıklarıyla tüm dünyaya teşhir olmuş bir politikacının medyadaki sözcüleri arasına bulunmalarıdır.

“Affedersiniz Ermeni” lafına muhatap olunca, birisi susacak, diğeri “yanlış anlaşıldı” diyerek o lafı savunacak, dahası da o zatı göklere çıkaracak kadar menfaatlerini ona bağlamış olmalarıdır.

Salt bu nedenle biz o ikisi için “Maalesef Ermeni” diyoruz. “Maalesef” diyoruz, çünkü o ikisi Türkiye yurttaşı olan Ermeni aydınları arasında iki ayrık otu gibidirler.

NOT: İnsanlık onuru taşıyan Türkiyeli Ermeniler adına kendilerini “Affedersiniz”le anan zâta müstahak olduğu yanıtı verildi. Metnin altındaki imzalar şunlar:
Anna Turay, Arat Dink, Aris Nalcı, Garo Paylan, Harutyun Özer, Karin Karakaşlı, Kenan Yenice, Hayko Bağdat, Nazar Binatlı, Nazar Büyüm, Ohannes Kılıçdağı, Rober Koptaş, Sebu Aslangil, Şake Yalçın, Tatyos Bebek, Yetvart Danzikyan.