“Gereği budur” mu?

demirtas2-bw-cropHDP’nin genel başkanı ve C.Başkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın kampanyası hiç gerilim yaratmadan, “Türkiye’nin bütün renklerini birleştirici” bir üslupla sürüyor. TV’lerde konuşan işin uzmanları Demirtaş’ın çok sevildiğini ve toplumun her kesimden oy alabileceğini söylüyorlar. Ufuk Uras bile çok beğenmiş; öyle dedi.

HDP, “Türkiyelileşme!” iddiasında olan bir Kürt partisidir. Kürt partisi’nin C.Başkanı adayının birinci meselesi “Kürt meselesi”nin çözümü olmak gerekir.

Ama Demirtaş’ın seçim propagandası Kürt meselesinin çözülmesinden sonra gelecek olan dönemin, belki o zaman ihtiyaç duyulacak olan rehabilitasyon ihtiyacına denk geliyor: “Birlik, beraberlik, kardeşlik...”

Oysa bugün ve C.Başkanlığı seçiminin 1. Turu için gerekli olan, AKP’nin adayı Erdoğan’ı bir duvardan alıp ötekine vuran bir politikadır. Erdoğan öyle yapıyor; Ekmeleddin’i alıp Demirtaş’ın üzerine fırlatıyor, doğrusu da budur. Demirtaş da öyle yapmalı, hatta Ekmeleddin ile paralel düşmeyi de göze alarak Erdoğan’a yüklenmelidir.

Demek ki Demirtaş bu yumuşak, birleştirici, sempatik, şakacı üslubu bilinçli olarak seçmiş bulunuyor ama bu üslup C.Başkanlığı seçiminin 2. Turuna uygun düşüyor. Çünkü Demirtaş’a 2. Turu sorduklarında “hiç bir aday lehine çekilmeyeceğim” diyor. Bundan henüz seçmen olamamış çocuk bile anlar ki, Demirtaş; “Tayyip, Ekmeleddin’den evladır” diyen 2,5 milyon BDP’li Kürt seçmene “2. Tur’da özgürsünüz” demiş oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın “özgür” oylara her zaman sulandığını ise zaten biliyoruz.

BDP –veya HDP–‘nin “herkes tarafından çok beğenilen” ve hatta MHP’nin de takdir ettiği bir üslubu ve çizgiyi tercih etmesinin amacı nedir?

Amaç ; Tayyip Erdoğan’a karşı ciddi ve gerçek bir muhalefet yapmayarak BDP’ye verilmiş Kürt oylarını konsolide etmekten kaçınmaktır. Bu nedenle Demirtaş, Türkiye’nin yarısı Tayyip Erdoğan’a karşı bloklaşmışken bile, HDP’nin muhalefetini; “anti Tayyipçilik” üzerinden kurmadığını sık sık dile getirmektedir. Bu durumda; “Tüm ezilenlerin, dışlanmışların muhalefeti” oluyor HDP’nin muhalefeti ama AKP’ye karşı olmuyor!

Türkiye’yi 10 yıldır despotça yöneten, bir 5 yıl daha ve daha da despotça yönetmeye talip olarak seçime giren bir siyasi figüre karşı HDP’nin “incitmeyen” birleştirici (!) muhalefeti, olayı sulandırmaktır. HDP “Sempatik muhalefet”i terkedip kalan sayılı günler için hemen, “gerçek muhalefet”e dönerse, iyi eder.

Şudur: Selahattin Demirtaş seçim kampanyası’nın son safhasını “Uludere Olayı” ile açmalı, Mustafa Muğlalı ile bitirmelidir. Oklar tek bir hedefe yöneltilmeli ve T. Erdoğan hop oturup hop kalkmalıdır. Bu yapılırsa belki Demirtaş’ın etrafındaki sırıtan liberal yüzler sağa sola kaçışacaktır. Ama onların yerini “sıkılan yumruklar” alacaktır. Zaten Kürtler yumruklarını sıktıkça özgürleşmediler mi?