Yerel seçim sonuçları ve Türkiye’nin yoksul yüzü

  • Yazdır

30 Mart 2014 yerel seçimleri, % 43 (veya % 45) oy oranı ile AKP’nin birinci parti olmasıyla sonuçlandı. Ortaya saçılan “rüşvet, kara para aklama, yolsuzluk ve Suriye ile savaşa girme” iddialarının da yer aldığı tapelere rağmen, AKP bu yerel seçimlerde umduğundan fazlasını buldu. Nitekim Devlet Bakanı Beşir Atalay, beklentilerinin üzerinde oy aldıklarını ifade etti. AKP’nin tüm bu olanlara rağmen seçmen desteğini koruyor olmasının sosyal, siyasal ve iktisadi gerekçeleri üzerinde çeşitli analizler yapıldı.

Analizlerde en çok öne çıkan iktisadi gerekçeler oldu. Örneğin, 8 Nisan 2014 tarihli Sözcü ve Yeni Çağ gazetelerinde sosyal ve diğer yardımlara ilişkin aşağıdaki haber analiz yer aldı:

“Hükümetin 2013'te yoksul, yaşlı, engelli ve muhtaç ailelere yaptığı yardımlar 12 milyarı geçti. Hükümet, dezavantajlı durumdaki engelli, kadın, yaşlı, çocuk ve muhtaç ailelerinin yaralarını 2013 yılında sağladığı milyarlarca liralık sosyal yardımlarla sardı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın verilerine göre, bir yılda yaklaşık 12 milyar lira civarında sosyal yardım gerçekleştirildi. 431 bin engelli yakınına 3,2 milyarlık ödeme yapılırken, ilk kez muhtaç asker aileleri için başlatılan nakit yardımından 59 bin kişi yararlandı. Ailelere, 78 milyon liralık yardım yapıldı. 288 bin eşi vefat eden kadına da toplam 753 milyon lira verildi. Maddi durumu yetersiz ailelere çocuklarını okula göndermeleri ve sağlık hizmeti aldırmaları karşılığında yapılan "şartlı eğitim ve sağlık" yardımları da 3 milyondan fazla çocuğun yüzünü güldürdü. Ailelere bu kapsamda 742 milyon liralık destek sağlandı. Maddi yetersizlikler nedeniyle devlet yurtlarına bırakılma aşamasına gelen 55 bin çocuk için de özel olarak maaş yardımı yapıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan AKP, 2012 yılında vatandaşlara dağıtacağı yardımları için 8 milyar 635 milyon 324 bin 300 lira (eski para ile 8,5 katrilyon) pay ayırmıştı. 2013 yılında bu harcamalar yüzde 50 artarak 12 milyar TL (eski para ile 12 katrilyon lira)ya çıktı. AKP, muhtaç duruma düşürdüğü 19 milyon vatandaşa  her yıl "sosyal yardım" adı altında devlet kesesinden milyarlarca liralık para ve eşya dağıtıyor. 2010'da 11 milyon aileye 2 milyar lira dağıtıldı. 2011'de ise yardımları ikiye katladı. 19 milyon kişiye  12 milyar lira yardım dağıtan AKP, yine  yüzde 43 oy oranıyla yerel seçimlerden birinci  parti olarak çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan, şimdi halkoyu ile yapılacak seçimleri kazanarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaya hazırlanıyor. Yeni anayasa ile "Başkanlık" ya da "Yarı Başkanlık" sistemi hedeflendiği için kesenin ağzı iyice açıldı. 2012'de Genel bütçede "sosyal güvenlik ve sosyal hizmetlere" 76,5 milyar ayrıldı. Bu paranın 12 milyar lirası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bütçesinde vatandaşlara doğrudan mal ve nakit para yardımlarında kullanıldı. İktidarda olduğu 10 yıllık süre içinde AKP'nin yaklaşık 85 katrilyonu bir nevi seçim yatırımı olarak dağıttığı düşünülünce olayın boyutları daha net bir şekilde anlaşılıyor.”

AKP’nin umduğundan fazlasını bulduğu seçim sonuçlarının iktisadi gerekçeleri konusunda yapılan analizlerde ortaya çıkan ortak paydalardan birincisi, oy veren kitlelerin, iktisadi bir krizin yaşanmadığı ekonomik bir konjonktürde, borçlanmaya dayalı tüketim olanaklarının da etkisiyle, maddi durumlarının iyi olduğu ve önümüzdeki süreçte AKP hükümeti ile daha da iyiye gideceği ya da en azından sabit kalacağı algısıyla hareket ettikleri ve oylarını bu saikle kullanmış olduklarıdır. Oysa 2013 yılı için açıklanmış olan % 4’lük büyüme oranı irdelendiğinde, bu oranın ortaya çıkmasında ne ihracatın ne de yatırımların etkili olmadığı görülmektedir. Söz konusu büyüme oranın kaynağı, iç tüketim ve kamu (devlet) harcamalarıdır. Hane halklarının borç yükü, on iki yıl boyunca, bankalarca kullandırılan konut, taşıt, ihtiyaç kredileri ve kredi kartı aracılığıyla yapılan tüketim harcamaları nedeniyle devasa bir biçimde artmıştır ve günden güne artmaya devam etmektedir.

Yapılan analizlerde çıkan ortak paydalardan ikincisi ise, “hayırseverlik” ve siyasal İslam’ın kullanmayı pek sevdiği “sosyal adalet” çerçevesinde kurulmuş olan sosyal ağın etkisidir. AKP, iktidarda olduğu on iki yıl boyunca çıkardığı yasa, genelge ve yönetmeliklerle, bu ağdan yararlanan kişilerin sayısını ve aktarılan sosyal yardımların miktarını ciddi biçimde genişletmiştir. Söz konusu sosyal yardımlar, doğrudan AKP’ye oy veren seçmenlerin hayat şartları üzerinde olumlu katkıda bulunmaktadır. 2002 ile 2008 yılları arasında yapılan sosyal yardımların konu edildiği, 4 Haziran 2009 tarih ve 2009/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu araştırma ve inceleme raporunda yer alan aşağıdaki tablolar, AKP’nin iktidarda olduğu ilk altı yıllık süreçte, yapılan yardımların yaklaşık yedi kat arttığını ve toplamda da 54.636.415.107 TL olduğunu göstermektedir.

60-ozcancaglar-t1

60-ozcancaglar-t2

AKP’ye oy veren seçmenlere, “makarna ve kömür karşılığında AKP’ye oy verdiler” eleştirisini yöneltmenin ya da “kırsalda yaşayan bir çobanın oyu, şehir merkezindeki bir mühendisin oyundan çok daha önemli, bu nedenle 2014 yerel seçimi ‘demokrasiye son veren seçim’ olarak tarihe geçecek” gibi sonuçlara varmanın; asli olarak politika üretememekten kaynaklandığını ve/veya kolaycılığa kaçmak olduğunu söylemek gerekmektedir. Zira temsili demokrasilerde seçimler hep böyle olmuştur. Nitekim Büyükşehir Yasası’ndan önce yapılan yerel seçimlerde şehir merkezlerini belirleyemeyen çobanın oyu, genel seçimlerde hükümeti ve dolayısıyla iktidarı belirlememekte midir? Muhalefet şehirde iyi yaşasın kırsalda çobana ne olursa olsun! Platon’a kadar dayanan bu yaklaşım seçkincilik ve elitizmden başkaca bir anlama gelmemektedir. Doğrudan ve katılımcı bir demokrasiyi kurabilmenin ve ona ulaşabilmenin politikalarını üretmek yerine temsili demokrasinin söz konusu sakat yerinden hareketle topluma eleştiri getirmek, topluma bir şey kazandırmadığı gibi statükonun devam etmesine ve hatta toplumun demokrasiden uzaklaşmasına vesile olur. Bu nedenle her düzeyde doğrudan ve katılımcı demokrasiyi derinleştirebilecek ve tesis edebilecek politikaların üretilmesi elzemdir.

Diğer yandan AKP’nin sosyal yardımlar çerçevesindeki bir toplumsal örgütlenme modeliyle kendi çevresini saran bir sosyal ağ kurduğunu görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla da asıl uğraşılması ve dikkatlerin çekilmesi gereken nokta burasıdır. Bu nedenle de AKP’ye oy veren seçmenleri “kömür ve makarna karşılığında oy vermiş olmaları” gerekçesiyle eleştirmek doğru değildir. Çünkü maddi yaşam koşulları insan bilincini belirlemektedir. AKP de bu çerçevede bu koşulları kullanarak, yoksulluğun sürekliliği üzerinden sosyal yardımlar aracılığıyla örgütlenmiş ve kurduğu sosyal ağ üzerinden kendisine bağımlı bir kitle oluşturmuştur. Deyim yerinde ise toplumun en yoksul kesimlerini açlıkla terbiye etmiştir ve etmektedir de!

Sosyal yardımları, gerek yararlanan kişi sayısı bakımından gerekse yapılan yardım türleri ve miktarları bakımından devasa boyutlara ulaştıran yasa, genelge ve yönetmeliklerin çoğu AKP tarafından çıkartılmıştır. Siyasal İslam ideolojisinin “hayırseverlik” ve “sosyal adalet” kavramlarıyla temellendirilen bu yardımlar, siyasal hegemonyanın tesisine hizmet etmektedir; çünkü bütçeden ayrılan paylarla yapılan ödemelerin, devlet tarafından değil de AKP tarafından yapıldığı ve ancak onların iktidarı sayesinde devamlılık göstereceği algısı yaratılmıştır.

AKP, TÜBİTAK’a yaptırdığı bir çalışma ile Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sistemini kurdurmuş ve bu sistemi uygulamaya koymuştur. Söz konusu sistem, yoksul ve muhtaç kişilerin başvurularının alınması, hane dosyalarının oluşturulması, kişisel verilerinin ve sosyo-ekonomik bilgileri ile servet unsurlarının merkezi veri tabanlarından sorgulanması, hanenin sosyo-ekonomik durumuna ilişkin mahallinde yapılan sosyal incelemeye ilişkin raporların tutulması, muhtaçlık kararının verilmesi, yardım ödemelerine ilişkin banka talimatlarının verilmesi ve gerçekleştirilen tüm yardımlara yönelik otomatik muhasebeleştirme eylemlerinin tamamının elektronik ortamda yürütüldüğü bir bilgi (bilişim) sistemidir.

Bu sistemle birlikte AKP ulaşabileceği kitleyi kayıt altına almış, kapı kapı dolaşmış, sosyal yardımlarını yandaş valiler aracılığıyla dağıtmış, böylelikle de hem örgütlenmesini hem de sosyal ağını kurarak hegemonyasını sağlamlaştırmıştır. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bültenine göre, bu sisteme kayıtlı hane sayısı (2012 yılı itibariyle) 6.768.126 adet olup, kayıtlı kişi sayısı 23.668.942’dir. Dolayısıyla AKP, sosyal yardımların Siyasal İslam’ın ve dolayısıyla da kendi hükümetlerinin tekelinde olduğu argümanıyla 23.668.942 kişiye dokunabilmiştir. Zira bu rakamlar, AKP’nin 12 yıllık bir parti olmasına rağmen neden 9 milyona yakın üyesi olduğu sorusunu da yanıtlamaktadır.

Yukarıda ifade etmiş olduğumuz toplumsal gerçekliği bilen Tayyip Erdoğan’ın yerel seçimi genel seçime çevirmiş olması tam da bu nedenledir. Meydanlarda sürekli olarak “istikrar”dan bahsederek; bir yandan borç ve kredilerle hayatını idame ettirenlere borçlarını hatırlatmış ve “biz yeterli oyu alamazsak ekonomi çöker, faizler yükselir bu nedenle mahvolursunuz” demiş, bir yandan da sosyal yardım alanlara, “biz gidersek bu yardımlar kesilir ya da almak için yeni gelecek bürokrasi ile çok uğraşırsınız” mesajını vermiştir.

AKP’nin kurmuş olduğu bu sosyal ağın ve dolayısıyla AKP’ye olan bağımlılığın nasıl kırılabileceği üzerinde düşünmek ve yeni bir politika üretebilmek, mevcut düzene muhalefet eden tüm güçlerin sorunudur. Bu bağlamda CHP’den bir şey beklemek saflık olacaktır. Zira CHP, sosyal yardımlar konusundaki tüm yasa, genelge ve yönetmelikler AKP tarafından çıkartılırken meclisteydi!

AKP iktidarı döneminde, sosyal yardımları genişletmek üzere çıkartılan yasa, genelge ve yönetmelikler çerçevesinde yapılan sosyal ve diğer yardımların bilançosu, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bülteninde yayımlanmış olup, aşağıdaki gibidir.

SOSYAL YARDIMLAR

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bültenine göre, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu kaynağı kullanılarak, 3294 sayılı Kanun kapsamında yer alan yurttaşlara yönelik, 973 adet Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla aşağıda yer alan sosyal yardımlar çerçevesinde kaynaklar aktarılmaktadır. Bu vakıflarda 2012 yılı itibariyle 12.308 adet personel istihdam edilmektedir.

1. AİLE YARDIMLARI

1.1. Gıda Yardımları

İhtiyaç sahibi ailelerin gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Ramazan ayı ve Kurban Bayramı öncesinde yılda iki kez Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’ na (SYDV) kaynak aktarılmaktadır.

2003 – 2011 yılları arasında 1.265.950.000 TL gıda yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 106.350.000 TL, 2012 yılında ise 131.370.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

1.2. Yakacak Yardımları

2003 yılından itibaren Türkiye Kömür İşletmelerinden sağlanan kömür, SYD Vakıfları aracılığı ile ihtiyaç sahibi ailelerin kışlık yakacak ihtiyacının karşılanması amacıyla hane başına en az 500 kg. olmak üzere dağıtılmaktadır.

2003 – 2011 yılları arasında dağıtılan kömür miktarı 13.510.078 ton olarak gerçekleşirken, 2011 yılında 2.095.636 aileye 1.960.203 ton, 2012 yılında ise, 2.082.620 aileye 1.974.455 ton kömür dağıtılmıştır.

1.3. Barınma Yardımları

2006 yılında yapılmaya başlayan bu yardımlar; oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız evlerde yaşayan muhtaç yurttaşlara, evlerinin bakım ve onarımı için ayni veya nakdi olarak yapılan yardımlardır.

2006 – 2011 yılları arasında 137.650.000 TL barınma yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 3.469 kişiye 29.290.000 TL, 2012 yılında aktarılan kaynak tutarı ise 5.372 kişiye 50.240.000 TL’dir.

2. EĞİTİM YARDIMLARI

2.1. Eğitim Materyali Yardımı

Her eğitim-öğretim yılı başında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla ilköğretim ve lisede okuyan yoksul ailelerin çocuklarının önlük, ayakkabı, çanta, kırtasiye gibi temel okul ihtiyaçları karşılanmaktadır.

2003 – 2011 yılları arasındaki sekiz yılda 683.760.000 TL eğitim materyali yardımları olarak kaynak aktarılmıştır. Söz konusu yardımlar için aktarılan kaynak tutarının 2011 yılında 103.440.000 TL iken, 2012 yılında bu tutarın 117.120.000 TL’ye çıkmış olduğu görülmektedir.

2.2. Şartlı Eğitim Yardımı

3294 sayılı Kanun kapsamında yer alan ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle çocuklarını okula gönderemeyen ailelere, çocuklarının okula devam etmeleri şartıyla, “Şartlı Eğitim Yardımı” yapılmaktadır. 2012 yılı için bu kapsamdaki aylık ödeme miktarları:

• İlköğretime devam eden erkek öğrenci için/aylık 30 TL

• İlköğretime devam eden kız öğrenci için/aylık 35 TL

• Ortaöğretime devam eden erkek öğrenci için/aylık 45TL

• Ortaöğretime devam eden kız öğrenci için/ aylık 55 TL’dir.

2003 – 2011 yılları arasında 2.013.480.000 TL şartlı eğitim yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 1.863.099 öğrenciye 397.480.000 TL, 2012 yılında ise 2.017.810 öğrenciye 501.490.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

2.3. Öğle Yemeği Yardımı

1997 yılında başlatılan 8 yıllık temel eğitimdeki taşımalı eğitim uygulaması kapsamında, okulların bulunduğu merkezlere taşınan yoksul öğrencilere öğle yemeği verilmesini içeren bu program, 2003–2004 öğretim yılından itibaren kaynağı Fon’dan karşılanmak üzere il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.

2003 – 2011 yılları arasında öğle yemeği yardımları olarak aktarılan kaynak tutarı 1.331.040.000 TL tutarındadır. Söz konusu yardımlar 2011 yılında 200.000.000 TL, 2012 yılında ise 235.000.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

2.4. Yüksek Öğrenim Bursları

1989 yılından itibaren, ailesi dar gelirli yükseköğrenim öğrencilerine başarılı olmaları şartıyla, her yıl 9 ay süresince Fon kaynaklarından karşılıksız burs verilmektedir.

Yükseköğrenim bursları, 2003–2004 öğretim yılından itibaren Kredi ve Yurtlar Kurumu’na devredilmiştir. Fondan, geçmiş yıllarda burs almaya hak kazanan başarılı öğrencilerin burs ödemelerine devam edilmektedir.

2003 – 2011 yılları arasında413.870.000 TL yükseköğrenim bursları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 194 öğrenciye 290.000 TL, 2012 yılında ise 22 öğrenciye 50.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

2.5. Ücretsiz Kitap Yardımı

2003–2004 eğitim-öğretim yılından itibaren kaynağı Fon’dan aktarılmak suretiyle MEB tarafından ilköğretim öğrencilerinin kitapları ücretsiz verilmektedir. Bu kapsamda ayrılan kaynaklar Milli Eğitim Bakanlığına doğrudan aktarılmaktadır.

2004 – 2011 yılları arasındaki yedi yıllık süreçte1.702.650.000 TL tutarındaki kitaplar bu yardımlar çerçevesinde ücretsiz olarak dağıtılmıştır. 2011 yılında ücretsiz olarak dağıtılan kitapların tutarı 265.000 TL, 2012 yılında ise 265.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

2.6. Öğrenci Taşıma Barınma ve İaşe Yardımı (İlk ve Orta Öğretim Öğrencilerine Ulaşım, Barınma vb. İhtiyaç Yardımı)

Taşımalı sistem dışında kalan ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerinin ulaşım, barınma vb. ihtiyaçlarına yönelik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıf’larınca verilen desteklerdir.

2003 – 2011 yılları arasında71.440.000 TL öğrenci taşıma, barınma ve iaşe yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 15.415 öğrenciye 9.740.000 TL, 2012 yılında ise 13.796 öğrenciye 4.350.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

2.7. Engelli Öğrencilerin Okullarına Ücretsiz Taşınması

“Özel Eğitime Gereksinim Duyan Öğrencilerin Okullara Erişiminin Sağlanması İçin Ücretsiz Taşınması Projesi” Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü işbirliği ile 2004–2005 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaktadır.

Proje kapsamında özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin okullara erişimi ücretsiz olarak sağlanmaktadır.

2005 – 2011 yılları arasında 215.600.000 TL engelli öğrencilerin okullarına ücretsiz taşınması yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 40.223 öğrenciye 60.590.000 TL, 2012 yılında ise 40.915 öğrenciye 77.300.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

3. SAĞLIK YARDIMLARI

3.1. Tedavi Destekleri

Tedavi destekleri kapsamında; 3294 sayılı Kanun kapsamında olan ve yeşil kart vizesi henüz dolmayan yurttaşların yeşil kartla karşılanmayan ödeme güçlerini aşan ilaç ve tedavi giderleri karşılanmaktadır.

2003 – 2011 yılları arasında 924.850.000 TL tedavi desteği verilirken, 2011 yılında 215 kişiye 11.230.000 TL, 2012 yılında ise 13 kişiye 480.000 TL tedavi desteği verilmiş olduğu görülmektedir.

3.2. Şartlı Sağlık Yardımları

Şartlı Sağlık Yardımı kapsamında, nüfusun en yoksul kesiminde yer alan ailelere 0-6 yaş arası çocuklarını düzenli olarak sağlık kontrollerine götürmeleri şartı ile düzenli yardım yapılmaktadır.

2003 – 2011 yılları arasında 750.110.000 TL şartlı sağlık yardımları olarak aktarılan kaynak; 2011 yılında 747.507 çocuğa 142.290.000 TL olmak üzere kaynak aktarılmış, 2012 yılında ise bu kaynak tutarı 887.926 çocuğa 188.130.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

Öte yandan gebe kadınların doğumlarını hastanede gerçekleştirmeleri ve düzenli olarak doktor kontrolüne gitmeleri şartıyla, aşağıda koşulları belirtilen, Şartlı Sağlık Yardımı kapsamında gebelik yardımları yapılmaktadır:

• Doğumun hastanede yapılması halinde 1 kereye mahsus 70 TL,

• Düzenli muayenelerin yapılması halinde doğumdan önce aylık 30 TL, doğumdan sonra 2 kereye mahsus 30 TL’dir.

2003 – 2011 yılları arasında 4.980.000 TL gebe kadınlara sağlanan şartlı sağlık yardımları olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 9.764 kişiye 1.010.000 TL, 2012 yılında ise 25.665 kişiye 2.700.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

4. ENGELLİ İHTİYAÇ YARDIMLARI

3294 sayılı kanun kapsamındaki yoksul ve engelli yurttaşların topluma uyumunu kolaylaştıracak her türlü araç gereç ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yürütülen bir sosyal yardım programıdır.

2003 – 2011 yılları arasında 16.652.148 TL engellilerin ihtiyacına dönük olarak yapılan yardımlar, 2011 yılında 410 kişiye 991.600 TL, 2012 yılında ise 10 kişiye 97.722TL olarak gerçekleşmiştir.

5. ÖZEL AMAÇLI YARDIMLAR

5.1. Aşevleri

Aşevleri, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından işsizliğin ve yoksulluğun belirgin olarak yaşandığı yerlerde, yaşlı, özürlü, kimsesiz ve muhtaç yurttaşlara günlük sıcak yemek verilmesi amacıyla işletilmektedir.

2003 – 2011 yılları arasında 63.630.000 TL aşevi destekleri olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 30.131 kişiye 10.820.000 TL, 2012 yılında ise 44.139 kişiye 11.380.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

5.2. Afet ve Terörden Zarar Görenlere Yönelik Yardımlar

Deprem, sel, yangın gibi afetlerden zarar gören yurttaşlara Fondan destek verilmektedir.

2003 – 2011 yılları arasında 29.830.000 TL afet ve terörden zarar görenler yönelik olarak aktarılan kaynak, 2011 yılında 17.240.000 TL, 2012 yılında ise 32.080.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

6. PROJE DESTEKLERİ

6.1. Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi (KASDEP)

2003 yılında başlatılan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi ile kırsal alanda ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde bulunan kişi ve ailelerin en uygun organizasyonla üretime katılmaları, üretilen tarımsal ürünleri mahallinde değerlendirme ve pazarlamaları, gelir seviyelerini yükseltmeleri ve üretimde sürekliliklerinin sağlanması amaçlanmıştır.

6.2. Gelir Getirici Projeler

Sosyo-ekonomik yoksunluk içinde bulunan vatandaşların toplumsal ihtiyaçları karşılanarak topluma entegre olmaları ve ekonomide aktif üretken duruma geçerek, sürdürülebilir gelire ulaşmaları amacıyla, kentsel alanda iş kurmaya yönelik, kırsal alanda yöre şartlarına uygun, üretim içerikli sürdürülebilir faaliyetlere yönelik gelir getirici proje destekleri sağlanmaktadır.

6.3. İstihdam Eğitimi Projeleri

İstihdam eğitimi projelerinin amacı, yoksul kadınlara, işsiz gençlere, düzenlenecek kısa süreli kurslarla çeşitli teknik ve sosyal beceriler kazandırılması ve bu kişilerin daha nitelikli iş bulmalarının kolaylaştırılmasıdır.

6.4. Sosyal Hizmet Projeleri

Sosyal hizmet projelerinin amacı, dezavantajlı grupların dışlanma riskinin azaltılması, sosyal adaletin sağlanmasına katkı sağlanması, sokakta çalışan/yaşayan çocuklara, engellilere, yaşlılara, korunmasız kadın ve erkeklere, işsiz gençler ve yoksullara sağlanan düşük maliyetli sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılmasıdır. Sosyal hizmet projeleri geri ödemesiz olarak uygulanmaktadır. Sosyal Hizmet Projeleri kapsamında desteklenen proje konuları ise; Engellilere yönelik projeler, Sokak Çocuklarının Rehabilitasyonu, Yaşlı ve Hastaların Evde Bakımı ve Sosyal Marketler gibi projelerdir.

6.5. Geçici İstihdam Projeleri

Geçici istihdam projelerinin amacı, toplumun ortak yararı için uygulanacak çeşitli projelerde ihtiyaç duyulan işgücünün kısa süreli istihdamla karşılanması, yoksul işsizlerin çalıştırılması ve bu kişilerin geçici de olsa para kazanıp aile geçimine katkı sağlamasıdır.

6.6. Toplum Kalkınması Projeleri

Toplum kalkınması projelerinin amacı, entegre bir yaklaşımla birbirini tamamlayıcı birden fazla projenin birlikte uygulanması veya çeşitli çalışmalar ile gelir getirici, eğitim içerikli veya sosyal hizmet projelerinin birlikte uygulanabilmesine olanak tanımasıdır.

2003-2011 Döneminde 23.533 proje ile 163.499 kişi ve/veya aileye toplam 1.467.319.539,33 TL kaynak aktarılırken, 2012 yılında ise 3.526 proje ile 426.497 kişi ve/veya aileye 254.404.436 TL kaynak aktarılmıştır.

7. 2012 YILINDA BAŞLATILAN SOSYAL YARDIM PROGRAMLARI

7.1. 2022 Sayılı Kanun Kapsamındaki İş ve İşlemler

2022 Sayılı “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Yurttaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” gereğince; herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan bir gelir veya aylık hakkından faydalanmayan ve 1620 gösterge rakamının Devlet Memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımından bulunacak (01.01.2013 tarihi itibarıyla 1620 x 0,073837=119,616 TL) tutardan daha az aylık ortalama geliri olan muhtaç Türk Yurttaşlarından, 65 yaşını doldurmuş yaşlılar ile 18 yaşından büyük özürlüler ve Kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunan kimselere (özürlü yakınına fiilen bakmak şartı ile) aylık bağlanmaktadır.

6111 sayılı kanunun geçici 2. Maddesiyle sosyal güvenlik mevzuatına tabi olarak çalışmayan, sosyal güvenlik kurumlarından ya da yabancı bir ülke sosyal güvenlik kurumundan her ne ad altında olursa olsun herhangi bir gelir veya aylık almayan ve silikozis hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü en az % 15 kaybettiğine Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca meslek hastalıkları tespiti hükümleri çerçevesinde karar verilen kişilere aylık bağlanması imkânı getirilmiştir.

Söz konusu aylıklar her yılın Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere üç ayda bir peşin olarak ödenmektedir.

60-ozcancaglar-t3

7.2. Genel Sağlık Sigortası Gelir Testi İşlemleri

2012 yılında Yeşil Kart uygulamasının yerine getirilen Genel Sağlık Sigortası çerçevesinde söz konusu sigorta primlerini ödeyemeyecek yurttaşların yararlandırılması amaçlanmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında Genel Sağlık Sigortalısı sayılanlardan, aylık geliri asgari ücretin üçte biri altında olanların sigorta primleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bütçesinden karşılanmaktadır. 2012 yılında, aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan 9.099.059 kişinin Genel Sağlık Sigortası primleri için 4.072.863.815 TL kaynak aktarılmıştır.

7.3. Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Düzenli Nakit Sosyal Yardım Programı

29.12.2011 tarih ve 2011/8 sayılı Fon Kurulu kararı ile eşi vefat etmiş kadınlara yönelik düzenli nakdi sosyal yardım programı başlatılması kararı alınmıştır. Düzenli nakdi yardım programının hedef kitlesi; 3294 sayılı kanun kapsamında olan eşi vefat etmiş kadınlar olarak belirlenmiştir. 2012 yılı Şubat ayı itibariyle SYD Vakıfları tarafından başvurular alınmaya başlanmıştır. 2012 yılı itibariyle eşi vefat etmiş kadınlara yönelik sosyal yardım programı kapsamında yapılan kaynak aktarımları:

• Yardım programı kapsamında 2012 yılında, ödeme oluşturulmuş sistemdeki hak sahibi sayısı 244.108 toplam ödeme miktarı ise 371.492.750 TL’dir.

• Bu kişilerden 229.807’u yardım ödemesini almış ve alınan ödeme toplamı da 340.216.750TL’dir.

DEVLETİN SOSYAL VE DİĞER YARDIMLARA İLİŞKİN VERİLERİ İLE TÜRKİYE’NİN YOKSUL YÜZÜ

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bülteninde yer aldığı şekliyle 2011 yılındaki toplam 14.372.072.000 TL’lik yardım tutarı, söz konusu bu yardımları veren kurumlara göre dağılımı aşağıdaki gibidir:

•Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü:2.622.413.000 TL,

•Türkiye Kömür İşletmeleri: 681.554.000 TL,

•Türkiye Taş Kömürü Kurumu: 16.230.000 TL,

•Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü: 2.795.434.000 TL,

•Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü: 2.214.805.000 TL,

•Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü: 140.738.000 TL,

•Kredi Yurtlar Kurumu: 788.706.000 TL,

•Vakıflar Genel Müdürlüğü: 36.649.000 TL,

•Sağlık Bakanlığı: 5.164.328.000 TL,

•Milli Eğitim Bakanlığı: 266.187.000 TL,

• Belediyeler: 433.734.000 TL

Gene aynı bültene göre 2012 yılına ait dağıtılan sosyal ve diğer yardımlara ilişkin veriler aşağıdaki tablodaki gibidir:

60-ozcancaglar-t4

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bülteninde yer alan aşağıdaki ifadeler oldukça dikkat çekici olmakla birlikte Türkiye’de yoksulluğun ulaştığı boyutları gözler önüne sermesi açısından oldukça önemlidir:

“Ülkemizde zamana göre yoksulluğun eğilimi incelendiğinde; 2002 yılında gıda yoksulluğu   % 1,35 iken bu oranın 2009 yılında % 0,48’e; 2002 yılında gıda ve gıda dışı yoksulluk oranı % 26,96 iken bu oranın 2009 yılında % 18,08’e düştüğü görülmektedir. Bu süre zarfında yoksulluk ölçümünde dünya genelinde uygulanan bir kıstas olan günlük 4,3 doların altında yaşayan toplum kesimi oranında da ciddi iyileşmeler sağlanmıştır. Zira 2002 yılında bu oran % 30,30 iken 2011 yılında % 2,79’a indirilmiş, günlük 2.15 doların altında yaşayan toplum kesiminin oranı 2002 yılında % 3,04 iken 2011 yılında bu oran % 0,14 olarak gerçekleşmiştir. Kuşkusuz bu iyileşmelerde, ekonomide sağlanan gelişmelerin yanı sıra sosyal transferlerin etkin ve yoğun bir şekilde kullanılması da önemli bir etmendir. Zira sosyal yardım niteliğindeki transferlerin GSYİH’ye oranı 2002 yılında sadece % 0,3 iken bu oran 2012 yılında % 1,43’e çıkarılmıştır.”

Sosyal yardımlar niteliğindeki kaynak transferlerinin GSYİH’ye oranı % 0,3 iken bu oranın 2012 itibariyle % 1,43’e çıkmış olması, asli olarak 2002 yılından bu yana yoksulluğun arttığı, sosyal ve diğer yardımlarla da gizlendiği anlamına gelmektedir. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporunda açıklanan veriler de göstermektedir ki AKP’nin yoksulluk üretmekten, bu yoksulluğu bağımlılık ilişkisi haline getirmekten ve hane halklarının geleceklerini sattırmak suretiyle onları borçlandırmaktan başkaca bir fonksiyonu olmamıştır. Burada göz ardı edilmemesi gereken bir diğer olgu, yapılan bu yardımlar içindeki ayni yardımların alım ihalelerinin de “yandaş burjuvazi” yaratmak amacıyla hükümete yakın işadamlarına verilmiş olduğu gerçeğidir. Toplu konutlar (TOKİ, kamu arazileri, ormanlar vs. – 2023 yılı için hedeflenen konut sayısının 100.000 adet olduğunu da belirtelim) için yapılan ihaleler de bu kapsamdadır. Bu durum bize, aynı zamanda Kamu İhale Yasası’nın neden sürekli olarak değiştiğini de anlatmaktadır.

2012 bültenine baktığımızda Sosyal Yardımlardan Faydalanan Kadınların Oranı’nın % 70 olduğunu görmekteyiz. Bu oranın AKP ideolojisi ile uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim AKP’nin ideolojisi, kadınların çalışma yaşamına katılmasının teşviki yerine eş ve annelik vazifesini öne çıkarmaktadır. AKP’nin ileri gelenlerinin her fırsatta ifade ettiği bu durum, en son Bingöl’de Belediye Başkanı seçilen AKP’li Yücel Barakazi tarafından veciz bir şekilde ifade edilmiştir: “Örf adetler gereği belediyede kadınları çalıştırmayacağız.” Diğer yandan sosyal yardım alan kadınların iş aramıyor olması da işsizlik oranlarının düşük görünmesine yardım etmektedir.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 43.074 hanede 182.851 kişi ile görüşerek yapmış olduğu anketlerden çıkan temel sonuçlar oldukça çarpıcıdır.

  • Hanelerin ortalama geliri aylık 537 TL
  • Hanelerin ortalama tüketimi aylık 707 TL olarak hesaplanmıştır.

• Hane Büyüklüğü 4,82 olarak hesaplanmıştır.

• % 49,1’i kentte, %50,9’u kırda yaşamaktadır.

• % 20,1’inde en az bir özürlü kişi yaşamaktadır.

• Büyük bir kısmında bağımlı nüfus oranının yüksek olduğu dikkat çekmektedir.

Hanelerin aylık ortalama gelirinin aylık ortalama tüketim tutarından düşük olması milyonlarca ailenin yeterli beslenemediğini göstermektedir.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılına ilişkin Sosyal Yardım İstatistikleri bülteninde ifade edildiğine göre, gerek 2011 yılı ve gerekse 2012 yılında yapılan sosyal ve diğer yardımların yüzde yirmisi periyodik, yani süreklilik arz eden yardımlar niteliğindedir.

633 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 28 Aralık 2011 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan Genel Sağlık Sigortası kapsamında herhangi bir sosyal güvencesi (SGK’lı veya emekli) olmayan herkese sağlık sigortası zorunluluğu getirilmiştir. Yasaya göre GSS kapsamında olan yurttaşların ödeyecekleri sağlık sigortası primleri Gelir Testi ile belirlenecektir. Yapılan teste göre aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan yurttaşların GSS primleri devlet tarafından ödenecektir. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılına ilişkin Sosyal Yardım İstatistikleri bültenine bakıldığında, bu kapsamda GSS primlerini devletin ödediği yurttaş sayısı 9.099.059’dur. Dolayısıyla yaklaşık 9 milyon 100 bin kişinin geliri asgari ücretin üçte biri olan 300 TL’dir.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılı için, ilgili kurumların önceki yıllardaki harcamalarını baz alarak yaptığı projeksiyon ile tespit etmiş olduğu toplam sosyal yardım ve hizmet harcaması tutarı 19.595.000.000 TL’dir. Bu rakamın yüzde yirmisi olan 3.919.000.000 TL ise periyodik yardımlar tutarıdır. Her iki rakam da 2012 yılında yoksulluğun ulaştığı boyutları açık bir şekilde ifade etmektedir.

Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Bilgi Sisteminin kurulmuş olduğunu yukarıda da ifade etmiştik. 18 Ekim 2011’den beri ülke genelinde kullanılmakta olan bu sistem, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün ifadeleri ile “Aynı zamanda 6,3 milyon hane ve bu hanelerde yaşayan 23 milyon kişinin tüm sosyo-ekonomik verilerinin ve diğer kurumlardan aldığı yardım ve ödeme bilgilerinin tutulduğu bir ‘yoksulluk envanteri’” dir. Bu envantere göre en az 23.668.942 kişinin yoksul olduğunu söylemememiz için hiçbir gerekçe bulunmamaktadır. Hem de Türkiye nüfusunun yaklaşık % 30’unun yoksul olduğu gerçeğini olanca çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir bu envanter!

Yukarıda 2013 yılı için açıklanan büyüme oranının % 4 olduğunu ve bu büyüme oranının kaynağının iç tüketim ve kamu (devlet) harcamaları olduğunu belirtmiş; büyüme oranına yatırımların hiçbir katkısının bulunmadığını da ifade etmiştik. 2002 yılından 2012 yılına değin yapılan sosyal ve diğer yardımlar için aktarılan kaynakların yatırımlara yönlendirilmesi ve istihdam yaratma olanağı hiç düşünülmemiş; daha doğrusu böyle bir politika gündeme bile alınmamıştır. Bilindiği üzere, neoliberal politikalar çerçevesinde alınabilir satılabilir olan her şey ticarileştirilmiş ve tüm kamu işletmeleri özelleştirilmiştir. AKP’nin yatırımlar yerine sosyal ve diğer yardımlara yönelmesi de, neoliberalizm ile ne kadar uyumlu bir parti olduğunun bir kanıtı olarak düşünülmelidir. Ne de olsa neoliberalizme göre, “devlet ekonomiden uzak durmalıdır”. Geçerli tek düstur budur!

Geçtiğimiz günlerde Bilim, Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Nihat Ergün'ün, "Sosyal yardımlar uyuşturucu etkisi yapmaya başladığı zaman, onu gözden geçirmek gerekir. Biz de şimdi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte bunu gözden geçiriyoruz" şeklindeki bir itirafı basına yansımıştı. Gerek Nihat Ergün’ün bu itirafı ve gerekse T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün 2012 Sosyal Yardım İstatistikleri bülteni ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun, 2002 ile 2008 yılları arasında yapılan sosyal yardımları konu edinen 4 Haziran 2009 tarih ve 2009/4 sayılı araştırma ve inceleme raporunda yer alan veriler ile birlikte, Türkiye’nin iktisadi tablosundaki çarpıklık ve yoksulluğun iyice gün yüzüne çıktığını görmekteyiz.

Tarih işliyor ve kapitalizm krizlerle, yani kısa süreli iniş ve çıkışlarla birlikte gelişiyor; dolayısıyla Marx’ın da öngördüğü gibi kapitalizm gelişirken devasa bir yoksulluk da üretiyor. AKP, bir yandan kapitalizmin bu işleyişini, sosyal ve diğer yardımlar aracılığıyla yoksulluğu gizlerken, bir yandan da “yoksulluğun yönetimi” nin temel alındığı bir mühendislik çalışması ile gerek seçmenlerini ve gerekse partisine üye olarak devşirebileceği kitleyi Siyasal İslam ideolojisinin hegemonyası altında bir sosyal ağ kurmak için kullanmayı sürdürüyor.