Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Fıtratında var!

ugurkurtOkmeydan’ında iki kişinin daha öldürülmesini en veciz biçimde anlatan gazete başlığı Özgür Gündem’inkiydi. Gazete Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz’ın öldürülmeleri için “Katil seriye bağladı” diyordu.

Özne üçüncü tekil şahıs olduğuna göre manşetin kimden bahsettiği belliydi.

Artık protesto gösterilerinde sadece gaz ve basınçlı su eziyeti alışkanlık haline gelmiş değil, insan öldürmek de olağan vakalardan oldu. Soma’daki madencilerin ölmesi nasıl ki, işin fıtratında var idiyse Okmeydanı’nda Cemevinden çıkan Uğur Kurt’un da, Ayhan Yılmaz'ın da katli hadisenin fıtratında vardı.

Gezi’de öldürülen gençler de öyle. 2011 Genel Seçimleri öncesinde Hopa’da Metin Lokumcu biber gazıyla öldürüldüğünde, Tayyip Erdoğan ne demişti? “Kimliğini bilmiyorum, birisi ölmüş! Çok da üzerinde durmuyorum” demişti.

Çünkü 54 yaşındaki emekli öğretmenin öldürülmesinde protestocularının fıtratı vardı.

Kaderleriydi.

Üç yıl önce bugünlerde işlenen Metin Öğretmen cinayetini niçin hatırlattık? “Tayyip Erdoğan eskiden iyiydi, şimdi kötü oldu” diyen yahut "Tayyip Erdoğan iyi, çevresi kötü” diye buyuran sabık ateşli destekçiler belki mahcubiyet duyarlar diye.

Tayyip Erdoğan dün neyse bugün de aynen odur. Metin Lokumcu için söylediğiyle durup durup Berkin Elvan’a küfretmesi, daha da çirkini kendi şakşakçı kalabalığına çocuğun annesini yuhalatması tamamen aynıdır.

Şubat 2006’da Mersin’de “çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı, hangi yüzle geliyorsun buraya” diyen M. Kemal Öncel adlı çiftçiyi pataklattırmış ve “ananı da al git” demişti.

Mart 2010’da Tayyip Erdoğan’ın Roman atraksiyonunda “parasız eğitim istiyoruz” pankartını açan Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer adlı öğrencileri –şimdi gece gündüz “paralel” diye sövdüğü– Özel Yetkili Mahkeme marifetiyle 19 ay hapiste tutmuştu. Derken, protestolar güçlendi, fıtrat Lokumcu’yla kesinlik kazandı, ama alkışçılar gene de ayılmadılar.

Gezi’de gençlerin canına kıyıldı, Berkin’e 500.000 insan gelince politikacı zıvanadan çıktı.

Soma katliamı onun insan hayatına nasıl baktığını yeterince şiddetli bir şekilde ortaya koymuştur. Madene iniyorsan ölmeyi göze alacaksın, başka yolu yok. Nasıl ki, “askere gidiyorsan öleceksen, askerlik yan gelip yatma yeri değilse” madencilikte de ölüm kader.

Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz öldürülünce de, ölenler karşısında tıpa tıp aynı tutumu takındı.

İşte size politikacının sekiz yılını hatırlattık. Bu şahıs acaba ne zaman iyiydi de şimdi despot oldu? Politikacının fıtratını anlatmaya bu kadar örnek yetmez mi?

Bu olaylar artık boşalmış bir çıkrık gibi birbirini kovalayacaktır. 17 Aralık rezaletini, milyar doları bir günde yok etmenin bant kayıtlarını, tayinlerle ve 30 Mart seçimleriyle atlattığını zannederken Danıştay töreni rezaletinde uğradığı prestij kaybı, onun hemen ardından gelen Soma faciası. Soma olayında insanların acıları dağ kadarken, protestolar karşısında tokat atıyor, “Kaçma lan” lumpenliği ve içinde birikmiş 60 yıllık Yahudi düşmanlığı zincirlerinden boşalıyor, konumunu, misyonunu unutup gerçek kimliğini açık ediveriyor ve kini-hiddeti içinde ardına bakmadan kasabayı terk ediyor. Bu az bir itibar kaybı mıdır?

Sonra Okmeydanı, iki Okmeydanı cinayeti geliyor, ona da reaksiyonu “Oh oldu”dan farklı olmuyor.

Tekrar edelim: Çıkrık boşalmıştır, olaylar birbiri peşi sıra gelecektir. Örneğin 24 Mayıs’ta Köln’e giderek F. Almanya C. Başkanı Gauck’a yanıt vermeyi planlıyor. Ama Bütün Avrupa’dan Alevi kuruluşları seferber oldular, 100.000 kadar insanın Köln’e geleceği tahmin ediliyor. O insanlar “seni Köln’de istemiyoruz“ diyecekler. F. Alman yönetimi Tayyip Erdoğan’ın kendi yandaşlarını tahrik etmesinden endişe ediyor.

Hatırlanacağı gibi, kendisi Mart 2012’de bir ödül almak için Bochum’a gidecekti, ama yapılan 35 bin kişilik miting üzerine gidememişti.

Bundan sonra bu tür gösterilere alışmak zorunda kalacak. Göstariler arttıkça kendisi büsbütün hiddetlenecek, şiddetlenecek. İçeride gaz sıkacak, su sıkacak, kurşun sıkacak. İşte son olarak iki insan daha öldürüldü.

Süreç eğik düzlemde aşağıya doğru sürüklenmedir. Yuvarlanmanın da fıtratı budur.