Mütedeyyin, kakara-kukaracı... ve de AKP'li

  • Yazdır

Son yıllarda medya dilinde “mütedeyyin” diye bir kelime alışkanlığı türedi. Çeşitli eski sosyalist –veya değil– ama bugün neo-liberal medya konuşmacıları artık “dindar” demiyorlar, “mütedeyyin”i pek seviyorlar.

Dergimizin daimi okurları bilirler: Biz Osmanlıca sözcüklerin dilden ayıklanmasından, kullanılmaya kullanılmaya unutulmasından yana değiliz. Onların unutulmasının dili fakirleştirdiğini düşünürüz. Aynı anlama gelen kelimelerin hem yeni Türkçesini, hem de Osmanlıca Türkçesini kullandığımız çok olur. Çünkü o Osmanlıca kelimeler de Türkçeye girmişlerdir. Onları reddetmek dilde ırkçılık olduğu gibi, dili kısırlaştırır, oysa bir dilin konuşma ve yazma olanağı, ifade yetisi kelime zenginliğine bağlıdır.

Türkçe dilbilgisinde “mâna ismi” denilen kelimelerde yenilerin yanında eskilerin de kullanılmasından yanayız, ama “mâna ismi” olmayan pek çok isim konusunda da aynısını düşünüyoruz: Mesela mesleğiniz doktorluksa “muayenehane”ye, avukatsanız “yazıhane”nize, memursanız “daire”ye, bireysel tüccarsanız “ticarethane”ye gidersiniz, ama şimdi Amerikanca'dan çevrilen TV Türkçesinde hepsi tek kelimeye indi “ofis” oldu, doktor “muayenehaneye” gidiyorum demiyor “ofisime gidiyorum” diyor, devlet memuru Türkçe'de “daireye gidiyorum” der, ABD filmlerinin Türkçesi'nde ise o da “ofise” gidiyor.

Bazı eski kelimeler haklı olarak artık ölmüşlerdir, örneğin, hem “savcı”, hem “müddeiumumi” demek gülünç olur, fakat “yargıç”tan çok “hâkim” kullanılmaktadır. Siz hiç mahkeme başkanına “Yargıç Bey, Yargıç Hanım” denildiğini duydunuz mu?

Dergimizde bazen “milletvekili” yerine “mebus” yazan arkadaşlarımız belli ki, Türk politikacılarındaki milletvekilliği tutkusunu ya da Genel Başkan dalkavuğu milletvekillerini hicvetmek için öyle yazıyorlar. Açın, Batı dillerinden bir sözlüğe bakın, her kelimenin birden fazla karşılığı vardır, kimisi tamamen eş anlamlıdır, kimisi ise yerine göre kullanılacak şekilde nüans kazanmıştır. Farsça ya da Arapça için de muhtemelen öyledir, ama Arap harflerini bilmediğimiz için anlayamıyoruz.

Gelelim “mütedeyyin”e.

Bu kelime nerden çıktı? Dilin normal seyri içinde medya jargonuna girmedi: Sizlerin “AK Parti, AK Parti” diye zikrettiğiniz siyasi parti iktidara gelmeden, hatta zamanla koltuğa iyice yerleşmeden önce “mütedeyyin” diyeniniz yoktu. Şimdi çoğunuzun dilinde.

“Dindar” deyince kavram sıradan oluyor da, “mütedeyyin” deyince bir ulviyet ve uhreviyet mi kazanıyor? Yoksa “mütedeyyin” kelimesi AKP ileri gelenlerin daha hoşuna mı gidiyor?

Eğer o kanıdaysanız başı da, mabadı da sıkı Müslüman bu kara partinin rüşvetten sabıkalı sabık Evropa Bakanının Kur'an'la nasıl alay ettiğini de aklınıza getiriniz.

Bahsi geçen kakara-kukara Bakan seçim gecesi ailecek yapılan kutlama kürsüne çıkanların yanında yer alıyorsa, dine hakaretin ötesini de düşünmeden edemeyiz, acaba rüşvet ortakları arasında başka kimler vardı diye sorarız.

Sonuç ne oldu? Dindar AKP seçmeni kakara-kukara'ya aldırmadı, gene gitti o partiye oy verdi.

Burası sahtekârlar diyarı. Sahtekâr olmayanların çoğu da kendini kandıranlar.

Bizim Bakara'ya inancımız yok, ama onunla alay etmeyiz. Bakara'ya da, Yasin'e de, Nisa suresine de, 30 cüz tekmiline birden bağlı olduğunu söyleyen, Allah kelamı sayan ve Genel Başkanı “Referansım İslamdır” diyen partiden kakaracı-kukaracı Bakana tek ses çıkmazsa, Cuma namazlarını kaçırmayan bilumum seçmeni de gider o partiye oy vermeye devam ederse, tabi ki, sahtekârlıktan, kendini kandırmaktan bahsedilir. Demek ne 500 milyon dolarlık rüşvetiniz ortaya çıkınca partiden ihraç ediliyorsunuz, ne de bir Kur'an suresiyle alay edince.

Yaptığınız sadece kakara-kukara değil, “her Cuma sabahı sallıyorum bir sure” diyerek Kur'an'la alay etmekten çok, onu okuyan partililerinizle alay ediyordunuz. Yani düpedüz insan kandırıyorsunuz. Din ticaretiyle politika yapıyorsunuz.

Bizim hiçbir dine, hiçbir mistisizme, hiçbir metafiziğe inancımız yok, ama Müslüman partinin mütedeyyin Genel Başkanı Federal Almanya Cumhurbaşkanını eskiden rahip olduğu için kınadığında kızarız.

Kendi kakaracı-kukaracı Bakan'ının Kur'an'la alayı na tek laf etmeyen mütedeyyin Başbakan, Gauck'un eski rahip olduğunu söyleyerek, tabanındaki, seçmenindeki Hıristiyan karşıtlığını kışkırtarak, konuğunu aklı sıra karaladığında, onun ne çirkin politikacı olduğunu bir kez daha görürüz.

Dalkavuk medyacılar “Gak-Gauck” gibi terbiyesiz başlıklar attılar. İşte, Tayyip Erdoğan'gilin düzeyi ve demokrasi terbiyesi.

İslam dindarı iseniz “mütedeyyin” diyecekler, sizden saygıyla bahsedecekler, ama Hıristiyan dindarıysanız Tayyip Erdoğan'ın hoşuna gitmeyen fikirlerinizi söylediğiniz için o mütedeyyinler sizinle alay edecekler. Kendi başlarındaki imam başbakana bakmayıp, size “Almanya imamı” diyecekler.

Neden? Çünkü dalkavukturlar, yalakadırlar, yağcıdırlar, şakşakçıdırlar. Kariyerlerini menfaatlerini Tayyip Erdoğan'a bağlamıştırlar.