Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Sanık ayağa kalk!

soma-crop2Türkiye’de çalışma yaşamı dilinde "iş kazaları" denilen ölüm olaylarına emek savunucuları olarak öteden beri, “iş cinayetleri” deriz. Son olarak Soma’da bir linyit ocağında yaşanan ise “iş cinayeti” değil “İŞ KATLİAMI”dır.

Bu ülke, öteden beri kömür madenlerinde ölüm olaylarında dünya rekortmenidir. Belirtildiğine göre 1942’den beri üç bini aşkın insan ölmüş.

Demek ki, her siyasi iktidar altında yer altında iş cinayetleri yaşanmış, ama bu saptama işbaşındaki Tayyip Erdoğan rejimini temize çıkarmaz.

PARAYA TAPANLAR...

Tam tersine bu politikacının kurduğu ve teşvik etmeye devam ettiği özelleştirme ve taşeronlaştırma düzeninde iş cinayetleri arta arta, Mayıs 2010’da 30 işçinin yaşamını kaybettiği Karadon kuyusunda “iş katliamı”na kadar ulaşmıştı. Soma’da ise olaydan 12 saat sonra ölen sayısı 250’yi geçmiştir.

Yaşanılan hadise özel sektöre, küresel kapitalizm jargonunda neo-liberalizm denilen aşağılık sisteme tapan, her şeyi kâr, para ve menfaat olarak gören, “din, iman, Allah, Muhammed” deyip, paraya, sadece paraya, yalnızca paraya tapınan –bu arada 17 Aralık’ta ayan beyan görüldüğü gibi- sadece işverenler değil, kendileri de milyar dolarları götüren politikacıların suçudur.

Soma ocaklarında son yıllarda tekrarlanan ölüm olayları üzerine CHP Manisa milletvekilleri soru önergeleri vermiş, sorular 9 ayda bile yanıtlanmamış, yaptıkları araştırma komisyonu kurulması teklifi ancak 6 ay sonra gündeme alınmış ve 29 Nisan 2013 tarihli oturumda CHP, MHP ve BDP oylarına karşı Tayyip Erdoğan’ın askerlerinin oylarıyla reddedilmiş.

Gerçi araştırma komisyonu kurulsaydı da ne değişecekti sorusu haklı bir sorudur. Bugüne kadar benzeri hangi bürokratik Meclis komisyonundan bir sonuç alınmıştır ki, bundan alınsaydı, diyebilirsiniz.

Fakat gene de Soma katliamının suçlusu bellidir.

Parti şefinin emrine tâbi olarak el kaldırıp indiren 'Meclis askerleri' de "şef"in suç ortağıdırlar.

Tayyip Erdoğan'ın havuz medyası “acımız büyük”, “kara haber“ “işçilerimiz için dua ediyoruz” gibi TV yazıları ve gazete manşetleriyle haberi veriyorlar.

Tayyip Erdoğan kendi suçunu örtbas etmek için üç günlük “milli matem” ilan ediyor.

Bunların hepsi atraksiyondur. Onlar için insan hayatının değeri yoktur. Bu kadar büyük çaplı ölüm olayı vuku bulduğunda emin olunuz ki, düşündükleri tek şey “bu olay bizden siyaseten ne götürür?” olmuştur. Ayrıca hadisenin onlara getirisi de var: Dört gün evvel Danıştay yıldönümü toplantısında başbakanlarının sebep olduğu skandalın yankıları devam ederken, Soma katliamı gündemin değişmesinde neden olmuştur. Bu da onlar için kısa günün kârıdır.

Havuz medyacıları “acımız büyük, bugün siyaset yapmanın zamanı değil” deyip suret-i haktan gözüküyorlar.

Hayır. Tam da bugün siyaset yapmanın zamanı.

Kömür bu memlekette her zaman kanlı olmuştur, ama bu kez kömürün üzerindeki kan değil, kan gölüdür.

"GÜZEL" Mİ ÖLDÜLER?

Tam dört yıl önce Zonguldak Karadon’da taşeron firma Yapı-Tek'te çalışan 30 işçi öldüğünde Tayyip Erdoğan’ın çalışma Bakanı Ömer Dinçer kurbanlar için; “19 madencimizin bedeninde herhangi bir yanık yoktu, güzel öldüler. Kimlik tespitlerinde sorunlar yaşandı. Maden işçileri ailelerine teslim edildi. Aileler huzur içinde.” şeklinde açıklama yaptı.

İşte AKP’nin ve onun şefi Tayyip Erdoğan’ın zihniyeti budur. Tayyip Erdoğan Karadon’da işçilerin ölmeleri için hiç haya duymadan “kader” demişti. Ölüm onlar için hem kaderdi, hem de Hak Teâlâ onlara “güzel ölmeyi” nasip eylemişti. Ne mutlu onlara.

Bizim 'iş cinayeti' dediğimiz ölümler, onlar için “takdir-i ilahi”dir, kaderdir. Yani suçu Allah’ın üzerine atmak onların dindarlıkları icabadır. Bakan Bey daha da uygun bir laf bulmuş, ölen 30 kişinin güzel öldüklerini söylemişti.

Oysa şirket patronu ve sorumlularının tutuksuz yargılandıkları davanın bilirkişi raporunda “patlamadan önce işçilere gaz maskesi dahi verilmediği, ocakta hayati öneme sahip gaz ölçümünün yapılmadığı belirtilmişti.Yine bilirkişi raporuna göre, Saat: 13.15'ten, patlamanın meydana geldiği 13.27'ye kadar geçen 12 dakikada ocaktaki metan gazı oranının yüzde 4'ün üzerinde seyrettiğine dikkat çekildi, "Son 12 dakikada, patlama olasılığının çok yüksek olduğu bilindiği halde, Yapı-Tek çalışanlarına neden haber ulaştırılmadığı, neden tüm ekipmanların durdurulmadığı, neden acil kaçış planının uygulanmadığını anlamak mümkün değildir" denilmişti.

AKP’lilerin ve şirket sorumlularının Soma’dan da endişeleri olmamalıdır. Kimseye bir şey olmayacak, toplum da olayı çabuk unutacak, Tayyip Erdoğan da çabuk unutmaları için gündemi değiştirecek bir atraksiyon bulacaktır.

Ölenler öldükleriyle, aileler acılarıyla kalacaklar. Çocuklar babasız, anne-babalar evlatsız, kadınlar kocasız, genç kızlar kardeşsiz kalacaklar. Bir dahaki iş katliamına kadar olay gündemden kalkacaktır. Ölenler “vatan şehitleri”ymiş. Onlar şehitse, katilleri sizlersiniz. Hem hırsızsınız, hem katilsiniz.

Not: Madenci şirket AKP’den çöplenen bir firmadır. Soma Holding Maden İşletmeleri Genel Müdürünün eşi Melike Doğru 30 Mart yerel seçimlerinde AKP’den Soma Belediye Meclis üyesi seçilmiştir.

Y.Y., 14 Mayıs 2014, Sesonline.net