Adli cinayet mi?

Cumhuriyet Türkiye’si kurulalı 90 yıl oldu. Dile kolay! 90 yıllık Cumhuriyet’in şu son on yılı içinde ülke toprakları üzerinde 500’e yakın kadın yurtdaş katledildi. Kocaları, nişanlıları, sevdalıları ya da kendi erkek akrabaları tarafından!

Çoğu kocalarından boşanmak isteyen kadınlar. Her biri birkaç çocuk doğurmuş. Sürdürmeye tahammülleri kalmayan bir hayattan kurtulmak istedikleri için canlarına ve hayatlarına kasdedilen insanlar. Bu ülkenin insanları. Bu ne?

İnsanlık dramı? Aile faciası? Cehalet? Yoksulluk?

Hiçbirisi!

Kocasından boşanmayı aklından geçirmeye babaları, ağabeyleri karşısında dik durmaya cüret eden kadın yurtdaşın cezalandırılması! Sokak ortasında yerlerde sürüklene sürüklene hunharca öldürülmesi…

Al sana! Al sana!

Katillerin zihinlerinde bundan başka bir gerekçe var mı? Yok. Olmamasıyla da övünürler. 21. Yüzyılda “Kadın sorunu ve İslam” sorunsalına ilişkin dinamikleri sezip gören erkek egemen toplum mühendisliği anlayışının dışa vurması.

Post-modernist alçaklığın müslüman toplumda kadını hedefe koyması.

Kim ki bunu böyle –bu yalınlıkta ve sadelikte– görmez başka bir şeylere (kişisel sorunlar, eğitimsizlik, eizlmişlik, şu bu) yorar, o alçaklığa mazeret bulmaya kalkar o da –herkes kendini bilir– bu cinayetlerin suç ortağıdır.