Hayat Ağacı (Haziran 2017)

CHP’nin bardağı
Hüseyin Hasançebi
Gandi Kemal
Hüseyin Hasançebi

Türk dış politikası

nato-davutoglu-bw-crop2Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, “Arap baharı şu, bu...”, sonra Suriye, Mısır derken... sanki “Yeni bir Türk dış politikası” oluşturmuşlar gibi, içeride epeyce hava bastıktan ve yığınla ilkel içgüdüyü kışkırttıktan sonra çuvalladılar.
Önce, “Yeni bir Türk dış politikası” niçin olmazdı, ona bakalım:
Türk dış politikası, hemen her zaman bir “devlet politikası” olmuştur ve AKP’ye gelinceye kadar hiç bir zaman “parti politikası” olmamıştır. “Devlet politikası” olması, devlet kurabilmek için oluşmuş bir politika olması nedeniyledir. Devlet politikası olarak Türk dış politikası temelde “haddini bilmek”tir. Ortadoğu’ya ve bilhassa İslam dünyasına hiç karışmamaktır. Emperyalist Batının genel çıkarına “kendi bağımsız kararı” ile katılmış olmakla yetinmelidir. “Tampon” olduğunu unutmamak, ileri gitmemektir. Bunun içinde katiyyen kraldan çok kralcı olmamak da vardır. Hiçbir nedenle ve hiçbir yerde Batı’nın önüne geçmemek esastır. İstediğini konuş ama NATO’un verdiği görevden başkasını kendine görev edinemez, durumdan vazife çıkaramazsın.
AKP ne yaptı, ve neyi değiştirdi?
Esad ile içli dışlı mı oldu? Yok. A. Necdet Sezer’in döşediği kaldırımda yürüdü. El Kaide (El Nusra) ile gizli kapaklı işbirliği mi geliştirdi? Yok. ABD böyle yap dedi yaptı. Şimdi ne yapıyor? ABD politika değiştirdi, o da değiştiriyor, ama “bağımsız”!  
Erdoğan-Davutoğlu ekibi bu işten zarar etti mi? Etmedi. Politikasını Suudi’ye ve Katar’a finanse ettirdi. “Strateji pazarlaması” yaptı. Bu arada suçlar da işlemiş olabilir. Korkmasına hiç gerek yok. Uluslararası “Divan” kuran ABD değil midir? ABD dostlarını yargılatmaz.
Erdoğan-Davutoğlu politikasında Türkiye zarar etmedi dedik ama, ileride ödemek zorunda olacağı bir fatura yarattı gibi. Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin Suriye’ye karşı özel bir “Hatay politikası” oluşturdukları kimsenin dikkatinden kaçmadı. Suriye Cenevre’de Türkiye’yi “ilhakçı devlet” olarak suçladı. Suriye’nin bu algısı ağır bir algıdır. Günü geldiğinde “Hatay-İskenderun hesabı” yaratabilir.
Kısaca Erdoğan-Davutoğlu ikilisi Türkiye’yi Suriye’ye borçlandırdı. Türkiye bu borcunu, “Hatay’ı vererek” ödemeyecektir elbette, ama Hatay’ı vererek ödememek için bir de “Hatay ile sulh yapmak” zorunda kalacaktır.
Yani Erdoğan-Davutoğlu politikası Suriye’yi nüfuzu altına alacağım derken Hatay’ı Suriye’nin nüfuzuna itelemiştir.