Zaman daralıyor

Türkiye gergin bir sessizlik içinde. Değişik toplumsal sınıfların önünde büyük hamle imkanları var. Şimdilik hazırlıktalar.

Mevcut koşullarda hangi sınıflar için hangi büyük hamleyi yapabilme şansı var?

En şanslı sınıf büyük sermaye. Siyasetin ipleri elinde. Vizyonu küreselleşme. Emperyalizmi arkasına almış. Büyük hamlesini yapmadan önce küçük küçük hamlelerle saldırıyor.

Kime saldırıyor? En başta işçilere, köylülere, memurlara, dar gelirli çalışan katmanlara ve orta sınıflara saldırıyor. Küçük hamlelerle inisiyatif kazanıyor. Tepkinin ne olup ne olamayacağını ölçüyor. Hepsine sert yumruklar vurdu, tahmin edilen, hatta korkulan tepki gelmedi.

Ama büyük sermaye işini rastlantıya bırakmaz. Saldırısı arttıkça, şimdi suskun duranlar yarın birden ve herhangi bir sebeple ayağa kalkabilirler. Bu ihtimal pek yok gibi ama, ya olursa! Bunun çaresi devlet ve siyaset tarzını buna göre düzenlemektir. İcabına bakmaktır. Sessiz ve derinden, bu da oluyor.

Büyük hamle yapma imkanı ve ihtimali olan sınıflardan bir de emekçiler. Ama bu sadece bir ihtimal. Emekçi önce sermayenin ön saldırılarına yanıt vermeli, veremiyor. Kendi küçük ön hamlelerini başlatmalı, başlatamıyor. Büyük hamleyi düşünmeli, düşünemiyor.

Bunun nedeni şudur: Emekçi sınıf muhatabını fabrikada, atölyede, işyerinde arıyor. O eskidendi, şimdi öyle bir yer yok. Elinden alındı. Yasakla alındı, terörle alındı, hergün alınıyor. Sendika yok. Grev yok. Muhatap siyasette, siyasi araçlarını kullanıyor. Sözünü orda söylüyor. Emekçi de sınıf muhatabını siyasette arayıp bulmalı. Kavgayı orada başlatmalı. Gerçek sınıf kavgası siyasi olanıdır. Fabrika, atölye, işyeri, sendika ve grev siyasetle kazanılır.

Emekçilerin hakkını yememek için belirtelim, sınıfın siyasete bakan gözü, onun partisidir, partileridir. Bunlar var mı? Yok. O halde sınıf nereye bakacağını, nereden bakacağını bilse de göremeyecek.

Geldik solun durumuna. Türkiye’de sol ne ile meşguldür, buna bakmalı. Kendiyle meşguldür denilecek, hayır, hiç öyle değil.

Kendiyle meşgul olması dahi bir iştir ve iyi iştir. Kendini de koyvermiştir sol, işini gücünü de.

Solun önce kendini toparlamaktan başlaması lazım. Kendini toparlayabilecek başkalarıyla "dirsek teması"na geçmesi lazım. Bir savunma çizgisi oluşturması lazım. Emekçilerin bu çizgiyi farketmesi lazım. Emekçiler çizilen en geri savunma hattının bile gerisinde olabilirler. Onları çağırmak lazım. Çağırabilmek için onların çıplak dilinden konuşmak lazım. Sermayeye onlarla birlikte burda dur, şuraya girme demek lazım. Girerse ne olacağını göstermek lazım. Bütün bunlar için gerekli bir siyasi strateji lazım. Solun şimdi olduğu yere gören gözlerle bakıldığında çok şey lazım.

Tamam, çok şey lazım da, bunları kimse sola verecek değil, solun kendi göbeğini kendisinin kesmesi lazım. Zaman daralıyor. Büyük sermaye büyük hamlesini yaptıktan sonra... Geçmiş ola..!