Kurtuluş sizin ellerinizde

Kadınlar tarihin görünmez kahramanlarıdır. Görünmezler, çünkü onlar özel alana hapsedilmiştir ve yaşamları kayıtlara geçirilmemiştir. Bizde kadın haklarının ilk kez Cumhuriyetle birlikte tanındığı ve bu haklar için kadınların hiç mücadele etmediği inanışı yaygındır. Oysa ki, son dönemlerde yapılan kadın araştırmaları, tarihi gerçeğin böyle olmadığını gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle İkinci Meşrutiyetin ilânı ile ortaya çıkan eşitlik ve özgürlük düşünceleri o zamana kadar ev içine hapsolmuş kadının, kendi durumunu sorgulamaya başlamasına ve "artık yeter" diyerek farklı taleplerle ortaya çıkmasına neden olmuştur. O dönemde çıkan gazete ve özellikle kadın dergilerinde kadınlar sorunlarını, beklentilerini yazmışlar, çözüm yolları üretmişlerdir. Toplumu, özellikle de kadınları bu alanda bilinçlendirmeye çalışmışlardır. Bu amaç doğrultusunda konferaslar düzenlemiş, dernekler kurmuşlardır. Kadınların mücadele ve eylemleri iki koldan ilerlemiştir. Kadın dergileri ve dernekler.

Kadın dergileri

Osmanlı Döneminde yayınlanan kırkın üzerinde kadın dergisi vardır. Kadınlar bu dergiler aracılığıyla diğer kadınlara ulaşmayı amaçlamışlardır. Hatta okuyucu mektupları sayesinde her kesimden kadına bu dergilerde seslerini duyurma olanağı vermişlerdir. 1868 yılında çıkan Terakki, 1869'da Terakki-i Muhadderat, 1875'de Vakit, 1880'de Aile, 1883'de İnsaniyet, yine aynı yıl çıkan Hanımlar dergileri ilk kadın dergilerindendir. Bu dergilerde, okuyucu mektuplarına büyük bir yer verilmiştir. Gelen mektuplarda, "ne erkekler kadınlara hizmetkâr, ne de kadınlar erkeklere cariye olmak için gelmiştir" denilerek var olan durum eleştirilmiştir. Avrupa'daki feminist hareket hakkında bilgi verildiği gibi, Osmanlı kadınının eğitiminin ne derece önemli olduğu yayınlanan makalelerde belirtilmiştir.

Sahibi kadın olan ve tüm yazı kadrosunun kadınlardan oluştuştuğu ilk dergi, 1886 yılında yayınlanan Şukufezar'dır. Derginin sahibi Arife Hanım ve diğer kadın yazarlar yazılarını sadece kendi isimlerini kullanarak imzalamışlardır. Derginin amacı kadınların varlığını kamuoyuna duyurmak olarak belirlenmiştir.

Mürüvvet, Parça Bohçası, Hanımlara Mahsus

1888'de Mürüvvet, 1889'da Parça Bohçası ve 1895'de Hanımlara Mahsus Gazete yayın hayatına girmiştir. Hanımlara Mahsus Gazete'nin kadrosunun tamamına yakını kadınlardan oluşmuştur. Bu gazetenin en önemli özelliği yayınlandığı tarihten itibaren kesintisiz olarak 13 yıl yayınlanmış olmasıdır. Derginin amacı nesil yetiştirici rolünden ötürü kadınları geliştirip yetiştirmektir. Ama gazetenin amacı sadece bununla sınırlı kalmamış, kadınlar yazdıkları yazılarla konumlarını da sorgulamışlardır. İlk kadın romancımız Fatma Aliye'ye göre "kadının gelişimine engel teşgil eden etkenlerden en önemlisi erkeklerdir. Erkekler özellikle kadınlara bilim ve sanat kapılarını kapatmıştır." Dergide okuyucu mektuplarına büyük bir yer verilmiştir. Yurt içi ve yurt dışından verilen örneklerle kadınların her işi yapabileceği inancı pekiştirilmeye çalışılmı ştır.

1908'de ilân edilen İkinci Meşrutiyetle birlikte kadın dergilerinin sayısında da büyük bir artış görülmüştür. İlk olarak Demet, arkasından Mehasin ve Kadın dergileri yayınlanmıştır. Kadın, Selanik'te çıkan ilk kadın dergisidir. Kadınlar siyasi konularla ilk kez Demet'te karşılaşmış, yayınlanan siyasetle ilgili makaleler kadınların ilgisini çekmiştir. Bu dergilerde ilk defa feminizm kavramı kullanılmış ve kadınların artık ikinci konumda kalmak istemedikleri vurgulanmıştır.

Eylül 1908 ve Kasın 1919 yılları arasında çıkan Mehasin ilk defa renkli ve resimli olarak yayınlanan kadın dergisidir. Dergide çeşitli ülkelerden kadınlar tanıtılmış, kadın konferanslarıyla ilgili metinler yayınlanmış, kadın derneklerindeki faaliyetler hakkında bilgi verilmiştir.

Bu dergilerin dışında, Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e kadar olan dönemde pek çok kadın dergisi yayınlanmıştır. Musavver Kadın, Kadınlar Dünyası, Erkekler Dünyası, Kadınlık, Siyanet, Kadınlık Hayatı, Türk Kadını ve Genç Kadın. Yayınlanan dergilerde kadınlık konusu, toplumsal yaşama katılım, kadınların uğradıkları haksızlıklar anlatılmış, batılı kadının mücadelesi ve kazanımları hakkında bilgi verilmiştir.

Kadınlar dünyası

Bu dergiler içinde Kadınlar Dünyası farklı bir konuma sahiptir. Dergi, Osmanlı kadınlarının hak mücadelesini üstlenen Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti'nin yayın organıdır. Ulviye Mevlan'ın çıkarttığı dergi, kadınlar için yeni bir dünya yaratma misyonu üstlenmiştir. Ulviye Mevlan'ın eşi Rıfat Mevlan'ın çıkarttığı Erkekler Dünyası'nın amacı ise erkekleri kadın hakları konusunda eğitmektir. Kadınlar Dünyası Dergisinin yazarlarının tümü kadındır ve dergi sadece kadınlara açıktır. Dergi'de dönemin entelektüel kadınlarının yanında toplumun her kesiminden kadınlar yazı yazmıştır. Kadınlar Dünyası kadın sorunlarını her yönüyle ele almaya ve çözüm bulmaya çalışmıştır.

Kadınların bunca yıldır cahil bırakıldığı, yüzde doksanının okuma yazma bilmediği, kadın okullarının azlığı, kadının bir işi olmadığı için poligamiye katlanmak zorunda bırakıldığı, boşanma hakkının sadece erkekte olmasının büyük bir haksızlık olduğu ifade edilerek görücü usulünün yanlışlıkları anlatılmıştır. Her evde kadınların hizmetçi olduğu belirtilmiş, "kadın siyah bir kefene sarılı olarak yaşamaktadır" denilmiştir. Anadolu'daki köylü kadının erkeğin işlerini de üstlendiği için şehirdeki kadından iki kat daha fazla ezildiği, köydeki kadının sarı öküz kadar kıymeti olmadığı dile getirilmiştir. Cariyelik sert bir şekilde eleştirilmiş, bunun insanlıkdışı olduğu vurgulanmıştır. Kadının özgürlüğünün olmamasına erkerklerin malı olarak görülmesine tepki gösterilmiştir. "Kadınla erkek arasında yetenek bakımından hiçbir fark yoktur, kadın sorunlarının temel nedeni kadının yaşam ve yetiştirilme koşullarında aranmalıdır" denilerek kadının geri kalmışlığının sebepleri açıklanmıştır.

Kadın inkılâbı için feminizm

Dergi, kadın inkılâbının tedricen yapılması gerektiğini savunmuştur. Kadın inkılâbının amacı kadın erkek eşitliğinin sağlandığı yeni ve insani bir dünya meydana getirmektir. Öncelikle cehâlet ortadan kaldırılmalı, kadınların eğitim sorunu çözülmeli sonra kadın kamusal alana karışmalı, meslek sahibi olmalıydı. Siyasi haklar için mücadele en sonunda verilecekti. Kadın kurtulmadan ülkenin kurtulması imkânsızdı. Kadın inkılâbı için izlenecek yol ise feminizmdi. Feminizmin aileyi yıkmak gibi bir niyeti olmadığı, bu hareketle hem ailenin hemde insanlığın mutluluğunun sağlanacağı yazılan makalelerle açıklanmıştı. Ezilen kesimlerin hareketi olması açısından feminizmle sosyalizm arasında bağlantı kurularak, feminizmin Osmanlı toprakları nda daha fazla taraftar bulduğu; insanlığı yükselten, onu sefil hayattan ve ızdıraptan kurtaran iki akımdan biri olduğ u belirtilmiştir.

Kadınlar Dünyası'nın yayınladığı yazılar ve oluşturduğu kamuoyu sonucunda, kadınlar için açılan okulların sayısında ve kadının iş yaşamına girişinde büyük bir artış olmuştu. İstanbul Telefon İdaresinin ilk defa yedi Türk kadınına memuriyet hakkı tanımak zorunda kalması derginin ilk başarısıydı. Yayınlanan yazılarda çalışmak isteyen, iş kurmak isteyen kadınlara yol gösterilmiştir. Kadınların yavaş yavaş iş yaşamına girmesiyle birlikte ortaya yeni bir sorun çıkmıştı. Erkekle aynı işi yapan kadın, kadın olmasından kaynaklı daha düşük ücret alıyordu. Dergide bu durum sert bir üslupla eleştirilmiş, bu durumla mücadele etmeleri için kadınlara yol gösterilerek, Avrupa'daki işçi kadın hareketlerinden örnekler verilmiştir. Siyasi haklar mücadelesiyse ancak 1921'de derginin amaçları arasına girmiştir.

Artık odunluklarınızdan vazgeçiniz

Kadın hareketi erkekler tarafından alaya alındığı gibi, dönemin bürokrat eşleri ve kızları da dergiyi radikal buldukları için eleştirmişlerdir. Kadınlar Dünyası'nın bu eleştirilere cevabı ise sert olmuştu. "kadınlık meselesi bir hak meselesi, hürriyet meselesidir. Kadın asırlardan beri yaşadığı esir hayattan bıkmıştır. Kadının kurtuluşu kendi eseri olacaktır. Kadınlar erkeklerin güzel sözlerine kanmayın, kurtuluş sizin ellerinizde." Erkeklere ise şöyle sesleniliyordu, "artık bütün odunluklarınızdan vazgeçiniz."

Osmanlı kadın hareketi batıdaki kadın hareketinden farklı şekillenmişti. Çünkü islâm toplumlarında kadının konumunun değişmesi çok daha zordu. Avrupalı hemcinsleri siyasal haklarını kazanmak mücadelesini verirken, Osmanlı kadınının mücadelesi ilk olarak sosyal yaşama katı lmak için olmuştur. Kadınlar mücadelelerinde İngiltere'deki Sufrajet'ler gibi şiddete başvurmayacaklarını, çünkü toplumsal yapının bunu kaldırmayacağını belirtmişlerdir.

Kadın tarihi unutturulan ve küçümsenen bir geçmişin tarihidir. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte meydana gelen geçmişten kopma anlayışı, kadın mücadele tarihinin unutulmasında da etkili olmuştur. Ama sanıldığının aksine, bu gün elde ettiğimiz hakların arkasında kocaman bir kadın mücadele tarihi vardır.

Kaynakça;
Serpil Çakır, "Osmanlı Kadın Hareketi" Metis Yayınları, Eylül 1996
Prof. Dr. Ayşegül Berktay,"Kadınların İnsan Haklarının Gelişimi ve Türkiye" Sivil Toplum Ve Demokrasi Konferansı Yazıları, No.7, 2004
Serpil Çakır,"Osmanlı Kadın Dernekleri", Toplum ve Bilim Dergisi, sayı 53
Ali Budak, "Osmanlı Modernleşmesi Ve Kadın, Sivil Toplum Dergisi, Ekim - Aralık 2004
Fanni Davis, "Osmanlı Hanımı" Yapı Kredi Kültür Yayınları, Mart 2009