Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz

Kurban bayramı tatili günlerinde, tomalı ve biber gazlı polis eşliğinde iş makineleriyle gelen Melih Gökçek'in adamları bir gece baskınıyla ODTÜ arazisine girip üç binden fazla ağacı söktüler.

Melih Gökçek pişkin alaycılığıyla, "arkadaşlar bana sürpriz yapmışlar" dedi. Melih Gökçek'in başbakanı ağaç kesimini pür hiddet, pür şiddet savundu, kesime engel olmak isteyenleri tehdit etti. Üçüncü Boğaz köprüsü için 200.000 ağacın kesildiğini övünerek söyledikten sonra direnenleri eşkıyalıkla suçladı, kısaca şöyle dedi:

"Yol için herşey fedâ edilir çünkü yol medeniyettir. Ama medeni olmayanlar bunu anlamaz. Bizim medeniyetimizde yol engel tanımaz. Önünde cami olsa bile o camiyi yıkarız, gideriz başka yerde inşa ederiz. ODTÜ'de planı belediye yapmıştır. Belediyeler bunun için var. Plan onların yetkisinde. Burada da birileri çıkıyor bu yolu kesmek istiyor.

ODTÜ'de birileri yolu engellemek istiyor, kim? Bütün yolsuzlukların kaynağı, CHP. Biz yol yaparız, onlar yolsuzluk yapar.

Eskiden yolu eşkıyalar keserdi, şimdi de modern eşkıyalar. Kim yolumuzu kesmeye çalışırsa bizim çelik irademizi görecektir. Kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz."

Tayyip Erdoğan'ın doğa ve yeşil düşmanlığının yanında "gerekirse camiyi bile yıkarız" diye höykürmesi bir yana, asıl merâmı Gezi Direnişinde fiyakasının bozulmasına öfkesini saçmasıydı ve otorite gösterisiydi. Zira küçük dağları da, büyük dağları da yarattığını sanan bu politikacı Topçu Kışlası'nı yapacağız diye defalarca bağırıp çağırdığı halde yenilmiş ve kışladan bir daha hiç bahsedemez olmuştu. ODTÜ arazisindeki ağaç kıyımı konusunda St. Petersburg'dan Kosova'ya kadar durup durup bağırmasının nedeni buydu. “Yol medeniyettir, medeni olmayanlar bunu anlayamaz”, diyen Tayyip Erdoğan medeni ülkelerde toplu ağaç kesimlerine karşı kitlelerin nasıl direndiğini bilemez. Mesela dünya çevre hareketleri tarihine geçen Frankfurt Havaalanını genişletme inşaatı direnişinde (1981-1982) binlerce çevreci aylarca her gün, ama her gün direnmiş, polisten dayak yemiş, polis tarafından götürülmüş, ama ertesi gün gene eyleme gelmişti.

Eşkıyalık meselesine gelince asıl eşkıyalık kendi adamlarının yaptığıydı. Çünkü yasayı, hukuku ve kuralları çiğneyenler kendileriydi.

ODTÜ Öğretim Üyesi Tarık Şengül, "Çevre Şehircilik Bakanlığının hazırladığı bir plan var ve bu plan askıda. Askıda olmasının anlamı, itiraz hakları var. Bu plan bir ay askıda kalacak ve itiraz edilecek. Prosedür öyle işliyor. Ama şimdi şu ana kadar süre dolmamasına rağmen ve çeşitli çalışmalar yapılmasına rağmen bir gece yarısı baskınıyla yangından mal kaçırırcasına ağaçları yok ediyorlar" şeklinde konuştu.

Yasayı beklemeden, nihai karar ortaya çıkmadan bu işi baskınla yapmak asıl eşkıyalıktır. Hukuken sağlam durumda olmadıkları için, oldu bittiyle, emirle işi halletmek istediler.

1966 yılının Mayıs ayında Adalet Partili Başbakan Süleyman Demirel'in İçişleri Bakanı Faruk Sükan'ın polisleri gece saat 02.00'de TBMM binasını basıp AP dışındaki bütün partilerin grup odalarını aramıştı. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün ertesi gün söylediği, "Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz" sözü siyasi literatüre girmişti.

Tayyip Erdoğan özellikle ODTÜ hocalarına sık sık çatar; bu vesileyle de verdi veriştirdi. Bu politikacının otorite manisi dışında üniversite hocalarına karşı bir kompleksi var. Saldırıp durduğu ODTÜ dünyadaki en iyi 60 üniversiteden birisi. Bu başarıyla iftihar etmesi gerekirken ODTÜ'ye düşman.

Kendisi ise üniversitede bile okumamış, mezun olduğu okul sadece bir yüksek okul. Eskiden adı Yüksek Ticaret Okulu idi, sonra "Akademi" dediler, "İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi" gibi bir isim buldular.

Kendisine üniversite mezunu olmadığını tekrar hatırlatalım.Üniversitede öğrenci bile olamamış bir kişi üniversite hocalarına sık sık çatarsa buna olsa olsa kompleks derler.

Aylardır süren ve Ankara dışındaki çeşitli illerde de eylemlerle desteklenen ODTÜ Direnişi önümüzdeki süreçte devam edecek.odtu

Biz bu vesileyle tarihsel nitelikli bir fotoğrafı yayınlıyoruz. ODTÜ Ormanı için ağaçlandırma yapılırken, yani eski İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan ile şimdiki Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'in adamlarının kestikleri ağaçlar dikilirken ODTÜ öğrencileri de ellerinde küreklerle ağaçlandırmaya katılmışlar ve olayı şenlikle kutlamışlardı.

Bu sayfamızda yayınladığımız fotoğrafta Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan'ı arkadaşlarıyla birlikte halay çekerken görüyorsunuz.

İnsanı seven ağacı da sever, insana saygı duyan doğaya sahip çıkar. İşte, Türkiye'de halkların mücadelesinde canlarını darağacında vermiş iki devrimcinin çevre eylemini ve coşkusunu yarım yüzyıla yakın zaman sonra –Tayyip Erdoğan'a, Melih Gökçek'e ve benzerlerine inat– biz de paylaşıyoruz.