Hitler sendromu

Taksim'deki ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ “Ya yıkılacak, ya yıkılacak!” dediler. Başka yolu yokmuş. Tüm iktidar muhibbi mimar, şehirci, bahçe-meydan tasarımcısı, bilmem neci fasilesi AKP yönetimi ardında seferber oldu. “Gezi Parkı yerine ucube bir topçu kışlası yapılmasın, AKM de neden yıkılacakmış, yıkılmasın!” diye on binlerce şehirliye, “İç ve dış tefeciler lobisinin oyuncağı vatan hainleri bunlar! diyerek savaş açtılar. Yurdun dört bir bucağında yürüyüşe geçenlere karşı organize resmi saldırılar düzenleyip ilk elde altı yurtdaşı tazyikli su ve zehirli gaz kapsülleri ve içi misket doldurulmuş plastik mermilerle, kimi yerde tabanca kurşunlarıyla katlettiler. 12 insanın gözünü çıkardılar. En az yedi, sekiz bin kişi yaralandı. Daha sonra orda burda polis nezaretinde sivil giyimli, eli demir çubuklu, satırlı, bıçaklı güruhları insanların üzerine saldılar, onlara da cinayetler işlettiler.

Gezi direnişi bütün yurda yayılırken ona karşı Tayyip Erdoğan'ın, ”Evlerinde zor tutuyorum,” dediği %50'lik potansiyelden ne hâsıl edileceği görüldü. Kimi AKP kodamanlarının dahi dudakları uçukladı.

O arada AKM ile alıp veremedikleri neydi, peki?

Eskidi diyorlardı. Zamanın ruhunun ve günün teknoloji seviyesinin gerisinde kalmış. Zaten taa ne zaman çürük çarık inşa edilen bır yapıymış. İlk depremde yerle bir olması mukaddermiş. Hiç bir mimari ya da tarihi özelliği yokmuş. Yıkılmalı ve yerine AKP yöneticilerinin göz zevkine ve estetik idrakine hitap edecek bir opera binası yapılmalıymış. (Keşke yapılsa o opera binası da herkes görse o idrakin ne olduğunu!) Dahası, nerdiyse tarih öncesindenberi üç kıtaya payitaht olmuş 18 milyon nüfuslu şehrin belediye başkanı olacak tatlıcızadenin dediğine göre, “ Sayın Başbakanımız” mutlaka öyle olsun istiyormuş!

AKM, eğer denilenler doğruysa onarılıp berkitilerek yerinde kalsa ve işini görse de bir başka yerde aynı işi ve daha da başka işleri görecek bir yenisi, en bir işe yarayanı, çağının en yakışıklısı ve çağa en yakışanı, Büyük Reisin ve avânesının göz zevkine ve görgüsüne hitap edecek olanı yapılsa olmaz mı?

Pekâlâ olur da... olmaz işte!

Öyle yapacak olsalar da, AKM'yi yine de yıkarlar. Fıtratları öyledir. Son 10 yılda yakıp yıktıkları, bozdukları, kentsel mentsel dönüşümle ortadan kaldırıp meymenetsiz mahallere çevirdikleri birçok yer gibi onu da yok etmek istiyorlar... ki herkesler görsün ve anlasın kimin, kimlerin bu memlekette on iki yıldır iktidar olmakla kalmayıp bundan böyle de evelallah 1071'e kadar basbayağı muktedir de olacağını... İlla yıkacaklar ki Taksim'in şekli şemailine kastettikleriyle kalmasınlar, Taksim hepten ortadan kalksın. Hiç olmamış olsun! Taksim meydanının ve bütün o yörenin başında iktidarlarının ve geleceklerinin başına belâ gibi durup duruyor öyle AKM. Atıl, işlevsiz, yarı harabe, kendine revâ görülenlerin intikâmını nasıl alacağını düşünen bir heyulâ gibi yüreklerine korku salıyor. O yok olmadan Taksim yeniden, kendi suratlarına yakışır bir Taksim olmayacak. AKM gidecek, onun yerine Osmanlı kalıntısı, kirli postal kokulu topçu kışlası gelecek!

AKM tartışması başlayalı aşağı yukarı yedi, sekiz yıl oluyor. Onarılıp yenilendikten sonra yeniden hizmete sokulacak dediler. Zamanın çiçeği burnunda AKP'li kültür bakanı Ertuğrul Günay namus sözü vermişti. AKM'nin yıllardır nisyana terkedilmesinde baş rolü oynadı. Bir zamanların devrimci gençlik önderlerinden, sonra CHP'li ve bir ara CHP Genel Sekreteri ve şu bu, sonunda AKP milletvekili ve bakan! Şimdilerde, Tayyip beyin peşinde elpençe divan durarak geçirdiği yıllar boyunca “ Sayın Başbakanımız!” karizmasının üfürülüp şişirilmesine katkısını unutmuş görünüyor. Kimi başka konularda olduğu gibi bu konuda da, “ Hürriyeti seçtim!” havalarında üç gün önceki efendisine ters görüşler serdediyor. Artık Allah bilir gönlünden ne geçiyordur...

AKM orda, durduğu yerde modern despot müsveddelerinin iradesine meydan okur haliyle, ortadan kaldırılmasının gerekçesini kendisi sunuyor dünyaya. Yıkılacak, Taksim Meydanı ile tarihi ve mekânsal rabıtası yok edilecek. Başbakanın “dik duran” iradesine örnek olacak. Türkiye'nin halini, geleceğini belirleyecek hayırlara vesile olası daha birçok gelişmeye yer açacak!

AKM'siz Taksim, Taksim'siz AKM tasarımı Taksim'i İstanbul'un ve bütün Türkiye'nin hafızasından, bilincinden ve kalbinden söküp atma projesidir. Asıl hedefleri odur. Onun da arkasında damarlara işlemiş kudurgan emek karşıtlığı, işçi sınıfı düşmanlığı yatmaktadır. Kırk şu kadar yıl önceki Kanlı Pazar günü Taksim'de devrimci ve yurtsever avına çıkan başları takkeli gürûhun gecikerek iktidar olmuş boynu kravatlı ahfâdından başka ne beklenebilir ki?

Yetiştirmeyi tasarladıkları yeni nesiller için onca tarihle, onca anıyla ve anlamla yüklü bu Taksim'e ne gerek var? Emekçi kalabalıkların, emek dostu aydınların, sanatçıların, kızlı erkekli delikanlı sevdalıların buluşma yeri, birbirlerinin soluğunu, sıcağını duyup yan yana hep birlikte heyecanlanarak insanlarıyla, trafiğiyle, serapa hayat dolu günleri ve yıllarıyla, beş bin yıllık tarihin tanıklığıyla kapitalist alçaklığa meydan okudukları, o uğurda kanlarını döktüklerı, 1 Mayıs'larda sınıfsız toplum ve sosyalizm çağrılarıyla bütünleşmiş meydandan, Taksim'den hiç bir iz kalmasın. Onun yerini kışlalı, taklit camili, tek bir penceresine zinhar el değdirilemez bilmem ne Marmara otelli, kendi suratlarından düşmüş bir gezinti yeri, insanın sürü haliyle dolup taşacak SÜPER bir piyasa meydanı alsın...

İstedikleri bu.

Gelmiş geçmiş bütün despotlar gibi bugünün despot müsveddeleri de halkın şehriyle, coğrafyasıyla, hayatıyla oyuncak gibi oynamaya bayılıyorlar. Tarih kendileriyle başlayacak, yeniden yapılacak, onların istediği gibi yazılacak.

Öyle ama, “ Yok öyle yağma!” diyerek tek tek ve hep birlikte ayağa kalktı işte insanlar.

İnsanları unutmuşlardı. T.A.