Faiz lobisi, Yahudi diyasporası, vesaire...

Tayyip Erdoğan Gezi Parkı eylemlerini “dış güçler”e bağladı. Türkiye'de bu alışkanlıktır, politikacı hoşlanmadığı olayları hemen dış güçlere bağlar. Soğuk Savaş yıllarında bu dış güçler –diplomatik nedenlerle SSCB diyemedikleri için– “Uluslararası Komünizm” idi.

Şimdi belirsiz bir dış güçler var. Kimdir o dış güçler? Rejimin göbeğinden bağlı olduğu ABD ve AB'den başkası değil.

Türk toplumunda zaten bariz bir paranoya vardır. Dış güçler Türkiye'yi çekemezler. Daima kuyumuzu kazarlar. Türkiye'nin gelişip güçlenmesini zinhar istemezler. Zaten Türkün Türkten başka dostu yoktur. Eskiden sadece “Dost ve kardeş Pakistan” vardı. [Fakat o da KKTC denilen korsan devleti tanımadı.]

Şimdi “Bir millet, iki devlet” dediğimiz Azerbaycan var. [Talihsizliğimize bakın ki, müstakil devlet olduktan sonra o bile bize kelek yaptı, KKTC'yi tanımadı.]

Gezi Direnişi patlak verdikten sonra asıl suçlu gene dış güçler oldu. Tayyip Erdoğan orada kalmadı dış güçlerin en başına “Faiz Lobisi”ni koydu. O güne kadar kimse Faiz Lobisinin kim olduğunu bilmiyordu. şimdi de bilmiyor. Tayyip Erdoğan uzun yıllar haftada 1 milyar dolar faiz ödüyordu, yani Faiz Lobisinden aldığı borçlarla ekonomi çarkını çeviriyordu. Gezi'ye kadar “Faiz Lobi”sinden şikayeti yoktu.

Faiz Lobisi altın yumurtlayan tavuğu neden kessindi?

Üstelik Tayyip Erdoğan “Faizsiz dünya düzeni olmaz” demişti. Yani Faiz Lobisi olmadan dünya düzeni olmazdı.

Faiz Lobisi şimdi mi senin düşmanın oldu?

Bu faiz lobisi uydurmacası rastgele söylenmemişti. Faiz İslamiyette haramdır ya, bu nedenle dindar AKP kitlesine uygun bir laf söyleniyordu. [Buna rağmen faiz almayan veya vermeyen Müslüman var mıydı? İş yapan Müslüman iş adamı aldığı krediler yüzünden faiz öderdi, küçük tasarruflarını finans kurumlarında tutan Müslüman vatandaş faiz alırdı.]

Gene de İslam'da faiz haramdı ya, işte o faizciler Güzel Yurdumuza ve onun dindar başbakanına karşı komplo kurmuşlardı.

Tayyip Erdoğan'ın “Bakanım, bakanım” dediği şahıslardan Beşir Atalay ise komplo kuranları sayarken, Faiz Lobisine “Yahudi Diyasporası”nı ekledi.

Bu sözlere karşı Dünya Yahudi Kongresi, ABD Dışişleri Bakanlığı, AB tepki gösterdi. Beşir Atalay ise öyle bir söz söylemediğini ileri sürdü. Büyük çoğunluğu AKP yandaşı olan medya sustu, ama Halk TV Beşir Atalay'ın “Yahudi Diyasporasını suçlayan sözlerini görüntüsüyle yayınlayarak yalanı yüzüne vurdu.

Bu kişilerin zihinleri böyle. Müslümanların Yahudi düşmanlığı beyinlerine o kadar yerleşmiş ki, ağızlarından kaçırıveriyorlar.

Görüldüğü gibi Gezi Direniş Tayyip Erdoğan'a, hükümetine ve erkekli kadınlı medya hoparlörlerine öylesine ağır bir şamar indirdi ki, hepsi afalladılar, yumruk yemiş boksör gibi groge oldular.

Saçmalıyorlar, ne dediklerini bilmiyorlar, konuyu gündemden bir türlü kaldıramıyorlar. 11 yıldır gündem değiştirmesiyle tanınan ya da hoşlanmadığı bir konuyu sulandırıp, tavsatıp unutturan Tayyip Erdoğan ilk defa aciz kaldı.

Aciz kaldı, çünkü eylemler devam ediyor. Vali ve Belediye Bşk. Gezi Parkını törenlerle açmaya kalktılar, binlerce İstanbullu doluverdi ve Park “Her Yer Taksim/Her Yer Direniş” nidalarıyla inledi. İleri Demokrasinin polisleri parkı boşalttılar.

Rejim bu konuda çıkmaza saplandı: Parkı açsa, direnişçiler dolacak, dolmasınlar denirse Taksim Meydanını kapatmak zorundalar. Meydan kapanınca Parka kimse giremeyecek, Parkı açmış olmayacaklar.

Eminiz ki, Tayyip Erdoğan “kışla belasını” başına açtığı için çok ama çok pişmandır. “Nereden çıktı bu başımıza” diye hayıflanıp durmaktadır.

Oysa belanın sebebi Gezide ağaçların kesilmeye başlanması değildir. Tayyip Erdoğan'ın sürdürdüğü mütehakkim, hakaretamiz davranışlara, her istediğini yaptırmasına, ağzına geleni söylemesine, öğrencilere, işçilere, futbol seyircilerine, göstericilere gaz sıktırmasına, hoşlanmadığı gazetecileri işten arttırmasına karşı 11 yıldır oluşmuş tepkilerin ve negatif duyguların birikip birikip patlamasıdır.

Yani ortada tekil bir suç yoktur. Yakın tarihte bu kadar yoğun nefreti Kenan Evren toplamıştı, şimdi Tayyip Erdoğan topladı.

Volkan, Gezi olayı olmasaydı bir başka vesileyle patlayacaktır. Tayyip Erdoğan'ın asıl suçu üç beş ağaç değildir.