“Hepimiz Yahudiyiz, Ermeniyiz, Rumuz”

Bir üniversite hocası Gezi Parkındakiler için: “Yahudi, Ermeni ve Rumsanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum.

Üç-beş eylemci çapulcu değil, Yahudi, Ermeni, Rum, özünde ahmakların bileşeni bir grubun isyancıları ile dünden yarına kavgamız olacaktır.

Bu çapulcular 1908 Taksim eyleminde yer almış olsalardı, ABDÜLHAMİT İSTİFA diyeceklerdi. UYAN TÜRKİYEM!!!”

Bu sözler kelimesi kelimesine o şahsa ait. Ona yanıt vermeyi, hatta adını yazmayı zül addederiz. Ama o lafları asıl dikkate almaları gereken Tayyip Erdoğancı iki Ermeni gazetecidir. Zira hakiki Tayyip Erdoğancı olan burada adı söylenmeyen kişidir. Raffi Harmon tepki gösterdi, ama hükümet yanlısı Mahçupyan da, Eseyan da sustular. Çünkü her ikisi de Gezi Parkı eylemlerine ilk günden beri karşı çıkmışlar, direnişe katılanlara kendi üsluplarıyla çatmışlar, Tayyip Erdoğan'ın İleri Demokrasi'sinin savunuculuğunu üstlenmişlerdir. Örneğin Markar Eseyan bir yazısına “Ey Gezi Gençliği” diye başlayarak eylemcilerle Kemalist diye alay etmeye kalkıştı, Tayyip Erdoğan'ın büyük şans olduğunu söyleyerek gençlerin onu desteklemelerini istedi.

Özellikle Ermenilerin asırlık soykırımcı bir yapıya –başında kim olursa olsun– biat etmeleri bizler için çok ağır olmuştur. Dikkat edilirse o satırları yazan şahıs sadece İttihat ve Terakki hayranı değil, aynı zamanda II. Abdülhamid hayranı. (Ne var ki Ulu Hakan'ın adının harflerini doğru bilmiyor.)

İttihatçıların devirdiği II. Abdülhamid onlardan çok önce Ermeni soykırımcısı Kanlı Sultan'dır. Osmanlı askerlerinin yanı sıra, Kürt aşiretlerinde devşirdiği katliam birlikleri onun adıyla (Hamidiye Alayları diye) anılmıştır.

Maraş'ın Zeytun kazasında (ilki 1780), Erzurum, Merzifon, Yozgat, Tokat, ikisi Sasun'da (1893 ve 1895) Ermeniler kitle halinde öldürüldüklerinde Müstebit saltanattaydı. 1915'te İttihat ve Terakkinin Enver-Talat-Cemal triumvirası –Almanya'nın da teşvikiyle– soykırımı tamamladı.

Arada Rum soykırımı var: İttihat komitacısı Mahmud Celal'in (Bayar) yazdığına göre Balkan Harbi ile I. Cihan Harbi arasında 300.000 Rum öldürüldü. 1916-1923 arasında ise 75 bin Doğu Karadeniz'de Pontos Rumu katledildi. (Soykırımı Gazi'nin fedaisi, çete reisi, Muhafız taburu komutanı Osman Sağa tamamladı.) Ege ve Orta Anadolu'dan 1 milyon Rum Türk-Yunan savaşından sonra fiilen ve Lozan'la mübadele yoluyla gönderildiler. Yahudiler ise 1934'te Trakya'dan sürüldüler.

Derken 1942'de Varlık Vergisi geldi. Rum, Ermeni ve Yahudilere ağır vergiler konuldu. Ödeyemeyenler iki toplama kampına gönderildiler, taş ocaklarında çalıştırıldılar.

6-7 Eylül pogromunun yılı 1955'ti. 1964'te seçilmiş başbakan İnönü İstanbul'dan 12 bin Rum'u bir gecede deporte etti. Çoğu gayrimenkullerini hâlâ geri alabilmiş değil.

Demek ki, II. Abdülhamid, Enver-Talat-Cemal, Kemal Paşa, İsmet Paşa, Adnan Menderes, tekrar İsmet Paşa istikrarlı bir siyasi hattı temsil ediyorlar.

O zamanlar geride mi kaldı? O tür o olayların günümüzle ve Tayyip Erdoğan yönetimiyle ne ilgisi mi var?

Var.

Hrant Dink 2007'de öldürüldüğünde, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü, Em. Gen. Md., hepsi suikast yapılacağına dair bilgilendirilmişlerdi. Hiç birisi cinayeti önlemek için hiçbir önlem almadı.

Suikastten sonra İst. Valisi ve Em. Md. Yerlerinde kaldılar, haklarında ne adli, ne de idari soruşturma açıldı. Oysa doğrudan sorumluydular, çünkü suikast onların mülki âmir oldukları ilde işlendi.

Birkaç yıl makamlarını koruduktan sonra, sonra başka illere vali yapıldılar. Birisi Tayyip Erdoğan'a önce mebus, sonra İçişleri Bakanı oldu.

Tayyip Erdoğan'ın yazılı ve görsel basında çok hoparlörü var. Onları siyasi bakımdan rahatsız edici bulabiliriz. Her dönemde siyasi iktidarın böyle temsilcileri olmuştur. Ama iki Ermeni gazetecinin Tayyip Erdoğan muhipliği siyasi değil, insani olarak esef verici.

Düşününüz ki, soyunuzu kırmış yüzyılı aşkın bir siyasi yapılanmanın bugünkü başına bağlılık göstermek insanlık bizim bilincimize sığmıyor. Yukarıda aktardığımız çirkinlik hiç yapılmamış olsaydı bile, bir Ermeni gazetecinin o başa biat etmesi kabul edilemezdi. Üstüne üstlük Gezi Parkçılara düşman, Ermeni, Yahudi ve Rumlara düşman, sıkı devletçi ve Türkçü birisiyle aynı safta oldular.

Hrant Dink'in cenaze töreninde “Hepimiz Ermeniyiz” diye haykıranlar ve onların halefleri Gezi Parkında “Hepimiz Yahudiyiz, Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Rumuz” diyecek bilinçteydiler. Siz neredeydiniz Mahçupyan ve Eseyan?

Tayyip Erdoğan'ın ve Muammer Güler'in izinde.