İsyan

Ölü toprağı kalkmaya başladı. İsyan var!

Ne zaman? Seçimle gelen Başbakan'ın ve maiyetinin dillerinden düşmeyen “Sandık” tekerlemesinin artık gına getirmeye başladığı günlerde.

Millet ya da Halk dedikleri neyse, işte onlardı. Gezi Parkı işgalcileri. İstanbul ahalisinin mülksüzleştirilmesine, parkının elinden alınmasına itiraz eden bu şehrin çocukları. O çocukların anaları, babaları, abla ve abileri, onları tanıyan, tanımayan onca mahallenin onlarla bir ve birlik olmaya koşan sakinleri: Hemşeriler! Ankara'dakiler de. Mersin'de, Adana'da, İzmir'de meydanları, caddeleri, sokakları dolduranlar. Böcek temizler gibi sıkılan zehir katılı tazyikli suyla, kurşun niyetine ateşlenen zehirli gazla günboyu hırpalanan, tecavüze uğrayan, her gün beş on kez ölüm tehlikesi atlatan insanlar. Ve o tehlikeyi atlatamayanlar! Ölen beş kişi. Gözü çıkıp kör olan 12 kişi. Binlerce yaralı. Altmışı ağır!

Elle tutulur, gözle görülür erkek, kadın insan hepsi. Avuçları terli, ciğerleri nefes dolu. AKP rümuzu karşısında yüzde 49 bilmem kaç yazan sandık sayım cetveli değil! Sabah akşam esatiri bir yaratık gibi sözü edilen Sandık'tan dört beş yılda bir hükmünü ilan ettiği söylenen sessiz, hissiz, elinin sıcağı da olmayan, gözü ne görür, nasıl görür, ciğerlerinde kaç solukluk nefes var bilinmeyen bir şey! Temsili demokrasi denilen kapkaç oyununun neydüğü belirsiz sözde “özne”si…