"Yetmez ama evet!"çilik hortladı

Destek barışa ve çözüme değil, "Türkiye'nin uçacak olması"nadır

Hükümetin bir devlet projesi olarak, ama devletin iki has partisini dışarıda bırakarak, sadece Recep Tayyip Erdoğan'a yarasın diyerek başlattığı ve “Türkiye büyüyecek, genişleyecek, uçacak, Ortadoğu’ya hakim olacak” söylemiyle taraftar bulmaya çalıştığı “Barış süreci”ne toplumdan yüzde 70-80 gibi büyük destek geldi. Ancak bu desteğin, belki sadece yüzde 10’dan bile azı, “Kirli savaş bitsin, çocuklar ve gençler boşuna ölmesin”e, "Kürtler de Türklerle eşit vatandaş olsun"a verilen destektir. Sürece verilen desteğin yüzde 90’dan fazlası “Türkiye uçacak” vaadine, dolayısıyla AKP’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hayaline verilen destektir. Bu destek PKK’nın yenilmesine ve AKP’nin kazanmasına verilmiş milliyetçi, şoven, Kürt düşmanı bir destektir.

Başbakan “Akiller” adı altında başbakan 63 kişi atadı. Bunlar halka “Barış süreci”ni anlatıyorlar. Bu amaçla atandılar. Anlattıklarının ise Kürt meselesinin çözümü ile uzak yakın bir ilgisi yok. Dedikleri, kan dökülmesin, analar ağlamasın'dan başka bir şey değil. Halk zaten bu "akil"lerin fikrini de, zikrini de, Tayyipçiliğini de televizyonlardan, gazetelerden biliyor.

Aralarında elbette bu işe hiç yakışmayanlar da var. Ama bunlar zaten aldıkları görev bağlamında etkisizler. Diyelim eski solcudurlar. Solcu olduklarında kaç kişiyi kendi davalarına inandırmışlardır ki, Erdoğan'ın davasına inandıracaklar. Onlar öyle olmadığını söyleseler bile halk onları devlet adamları olarak algılıyor. Dinliyorsa eğer, "devlet ne derse odur" diye dinliyor.

Önemli olan bir şey varsa, AKP'nin bu "akiller"le diriltmeye çalıştığı “Yetmez ama evet!”çiliktir.

Abartmıyoruz elbette. “Yetmez ama evetçi”ler AKP için sineksavar bile değildir. Sandığı sıra geldiğinde AKP'ye katkıları sıfırdır.

Adam bir kez “Yetmez ama evet!” demiştir, fakat pişman olmuştur. Bundan sonra “yeter artık” diyecektir; diye mi düşünüyorsunuz. Yanılıyorsunuz. “Yetmez ama evet!” söylendiği bağlamda çamur gibi bir ideolojidir. Bu nedenle söyleyenin aklına da, ağzına da yapışmıştır. Akil adamlar içinde özenle seçilip yerleştirilmiş çok sayıda “Yetmez ama evet”çiler vardır, bunlar Erdoğan’ın kadrolu “Yetmez ama evet”çileri olmuşlardır. “Barış süreci”ne de, süreç kırılsa, çökse, ters dönse de “katkı” sunmak için evet diyeceklerdir. Çünkü ne yeter, ne yetmez, bunu sadece kendileri bilmektedir.

Erdoğan son zamanlarda, tek adamlığından neşet eden abartılmış şişinmesiyle "Yetmez ama evetçi"lere küsmüş, onları küstürmüştü. Bazılarını da çalıştıkları gazetelerden kovdurmuştu. Ama bu arada ayağına batan dikenler oldu. Bunlardan biri, Fetullahçılarla bozuşmasıydı. Bu ciddi bir gelişmeydi, Fetullahçıları CHP'ye doğru itmişti. CHP de bu fırsatı kaçırmamış, Fetullah'ın ayağına kadar giderek iman tazelemişti. Buradan AKP yüzde 3-5 oy yitirebilirdi.

Bu arada PKK ile anlaşıp başlattığı "barışma" süreci de AKP içindeki MHP'lileri tedirgin etti. Bu da Erdoğan için, küçük bile olsa göze alınamayacak bir oy kayması demekti. "Yetmez ama evet"çiliği yeniden canlandırmak istemesi bu nedenledir.

“Yetmez ama evetçi”ler barış diye inandıkları vakada güvenlerini Tayyip Erdoğan’a bağlamışlardır, Kürt hareketine veya halkına değil. Yaptıkları tam bir “siyasi sahtekârlık”tır, fakat yutulur. Kürtler de yutar.

“Yetmez ama evetçi”lerin foyası meydana çıktığı için demokrat ve sol toplum kesimlerine söyleyecek sözleri kalmamıştır. Fakat AKP'liler için kullanma tarihleri henüz geçmemiştir.