Fazıl Say'a 10 ay hapis

Fazıl Say'ın babası Ahmet Say: "Oğlum hakkında haksız bir ceza verildiği için üzgünüm, kırgınım. Türkiye'nin ilerlemesi yönünde, tam bağımsız, demokratik olması yolunda mücadele eden nice gencimiz yakın tarihimizde öldürüldüler. Onların da babaları, anneleri çok ağladı. Benim fazla sızlanacak halim yok.

Twitter'da yayınlanmış bir cümleyi tekrarladığı için yargılanan Fazıl Say'a İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi 10 ay hapis cezası verdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sosyal paylaşım sitesi twitter'de yazdığı bazı yazılarda, ''halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama'' suçunu işlediği gerekçesiyle Fazıl Say'ın, ''halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak'' suçundan 1,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyordu.

Yabancı gazetecilerin de yoğun ilgi gösterdiği duruşmada, Hakim, Fazıl Say'ın eylemini, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 216/3. maddesinde öngörülen, ''Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır'' hükmü gereğince sabit bulduğunu ifade etti.

Hakim, eylemin yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle bu cezayı yarı oranında arttırarak önce 12 aya, sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışlarına göre de 1/6 oranında indirim uygulayarak 10 ay hapis cezasına düşürdü. Say hakkında verdiği 10 ay hapis cezası hükmünün açıklanmasını, sanığın sabıkasız oluşunu dikkate alarak, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bıraktı.

Karar için ne dediler?

Fazıl Say, karar sonrası yaptığı açıklamada, "Mahkeme sonucu çıkan karar için yurdum adına çok üzgünüm. İfade özgürlüğü açısından hayal kırıklığına uğradım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen ceza almış bulunmam şahsımdan çok, Türkiye'deki ifade ve inanç özgürlüğü adına kaygı vericidir" diye konuştu.

Babası Ahmet Say ise şöyle konuştu:
"Oğlum hakkında haksız bir ceza verildiği için üzgünüm, kırgınım. Türkiye'nin ilerlemesi yönünde, tam bağımsız, demokratik olması yolunda mücadele eden nice gencimiz yakın tarihimizde öldürüldüler. Onların da babaları, anneleri çok ağladı. Benim fazla sızlanacak halim yok. Bir tek şeye çok üzülüyorum. Fazıl 11. yüzyıl şairinin dörtlüğünü başkalarına yolladı diye sanki suçmuş gibi hapis cezası verilmesi uluslararası arenada Türkiye'yi çok kötü gösterecek. Batı şimdi olayı çok tartışacak. Biz kendimize yazık ediyoruz. Fazıl'dan çok Türkiye'ye üzüldüm. Karar bu kadar düşüncesizce.”

Ahmet Say Avrupa'ya rezil olduk diye kaygılanıyordu, ama Tayyip Erdoğan'ın ve ileri Demokrasinin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış “Ümit ederiz ki bir daha bu davadan alınması gereken mesaj herkesin birbirine saygılı olmayı öğrenmesidir. Kimse kimsenin kutsalına, kimse kimsenin değerlerine hakaret etmesin. Herkes birbirinin kutsalına saygı göstermeyi öğrensin” demekteydi.

Orhan Pamuk Say'a verilen cezayla ilgili olarak "Çok kötü ve kabul edilemeyecek bir karar… Hem Fazıl Say için hem Türkiye için çok üzgünüm" dedi.

Devlet adamı böyle olur

İleri Demokrasinin bakanlarından Hüseyin Çelik “Bu dava sonuçlanmış bir dava değil. Ertelenmiş bir şeydir. Bir daha aynı şeyler tekrarlanmazsa hapse filan girmeyecek” dedi. Yani uslu çocuk olsun, bir daha böyle konuşmasın, o takdirde hapse girmez demek istedi.

İleri Demokrasinin Başbakan Yrd. Bülent Arınç ise tam bir Müslüman devlet adamına yakışacak sözler söyledi:
“Son günlerde bir piyanistin başına gelen olaydan bahsediliyor. Attığı tweet’lerle, yani yazdığı şeylerle kendime hakaret edildiğini görüyorum. Ben inançlı bir insanım. inançsız bir insanın 'ben ateistim' demesini de şöyle başımı çeviriyorum, olağan karşılıyorum. Ben inançlı bir insansam, dindar olmaya gayret ediyorsam, benim kutsallarıma da hakaret edemezsin. Benim kutsallarıma, mukaddeslerime hakaret ettiğin zaman, nasıl Geert Wilders diye bir adam vardı Hollanda'da, adamın ismi de çok güzel. Geert Wilders diye yazılıyor. Hollandalı'ya sordum, 'nasıl okuyorsunuz bu adamın ismini?', 'Hırt Veldes' dedi. Şimdi onun söylediklerini, onun yaptıklarını bir taraftan eleştireceksin, bizdeki hırtın söylediklerine 'ah burada ifade özgürlüğü yok mu?' diyeceksin. Al oradaki hırtı ve buradaki hırta... 'Ne kadar yavşak, sahtekâr, ahlaksız varsa hepsi Allahçı' diyor. Hepsi yanlış, Allahçı diye bir şey olabilir mi? Herhalde dindarları kastediyor. Bunları söyleme be kardeşim. Sen kendi ateistliğini istediğin kadar savun. İnsanların mukaddes değerlerine veya kişiliklerine hakaret ettiğin zaman sana karşı bir ceza yaptırımı olacaksa bunu da herhalde anlayışla karşılaman lazım. Veya şöyle olabilir. Bu sözlerinden dolayı eleştirilebilir, bu eleştiriler karşısında kendisi de bu yaptığının hata olduğunu anlayabilir ve özür dileyebilir. Ama bu esasen bir şikâyete bağlıyken bundan vazgeçmediğini görüyoruz. Sadece sözlerinin doğru olduğunu düşünüp, her gün onun üzerine basarak bir şeyler yapma gayreti içerisinde. Hâkim de zaten verdiği cezayı ertelemiş. Şart koymuş, '5 sene içinde böyle bir hakaret yapma' diye. Ömer Hayyam'ın şiirinden dolayı değil, hepimizi sapıklıkla suçladığı için, hepimize hakaret ettiği için, insanların kişilik haklarına tecavüzde bulunduğu için..."

“İnanan insanlara da hakaret etmek doğru değil, mümkün de değil. Sen kendi inancını istediğin kadar söyleyebilirsin. Buna karışan bir ceza hükmü yok ama başkalarının inancına hakareti esas alırsan bunun bir yaptırımı varsa ve bu kanun şunca yıldan beri geçerliyse, 'işte Say, sen de say' demeye filan gerek yok. Türkiye'de suç işleme imtiyazına hiç kimse sahip değil. Nice komutanların, muvazzaf veya emeklinin yargılandığı bir Türkiye'de, genelkurmay başkanlarının kendilerine isnat olunan suçtan bugün savunma yapar noktaya geldiği bir Türkiye'de yani Fazıl Say'ın hangi özelliği var ki suçlanması n veya mahkeme önüne çıkmasın. Sen yaptığın suç teşkil ediyorsa bunun hesabını rahatlıkla vereceksin. Veya 'Benim yaptığım yanlıştır. Her inançlı insandan, Allahçı diye hakaret ettiğim her Müslüman'dan özür diliyorum' diyeceksin. Yok öyle, 5 kuruşa simit devri geçti."

Dış basında

Fazıl Say'a “halkın büyük bir kısmının benimsediği dini değerlere hakaret”ten verilen 10 aylık hapis cezası, dünya basınında yankı buldu.

BBC, “Say davası, Türkiye'de, dinin siyaset üzerindeki etkisine dair duyulan endişeyi canlandı rdı” diye yazdı.

New York Times'ın Internet sitesi Say kararını şu ifadelerle okuyucularına duyurdu: Uluslararası arenada tanınan piyanist Fazıl Say, İslam'a hakaret ettiği ve Müslümanları rencide ettiği gerekçesiyle 10 ay hapis cezası aldı.

Fransız haber Ajansı AFP ise “Bu dava, Avrupa Birliği'ne girmek için uzun zamandır uğraşan bir ülke olan Türkiye'de, artan ifade özgürlüğü kısıtlamalarına dair korkuyu artırmıştır” yazdı.

Mısır'da yayın yapan Al Ahram gazetesinin Internet sitesi de Say'a verilen hapis cezasının arkasında İslamcı iktidar partisinin bulunduğu görüşüne yer verdi.

Fazıl Say'a adli ceza verilmesini basında eleştirenlerin çoğu ceza alan kişinin dünyaca ünlü bir sanatçı olmasına vurgu yaptılar. Böyle bir gerekçe eleştirenlerin de hukuktan anlamadıklarını gösterir. Zira çok ünlü bir sanatçı ya da herhangi bir yurttaş yasa önünde eşittir.

Eğer ortada bir suç varsa o kişinin Fazıl Say olması ya da olmaması farketmez. Çarpıklık o çapta bir sanatçıya ceza verilmesinde değil, sosyal medyadaki o sözlerin suç sayılmasındadır. Toplumun bir bölümünün dini duygularını rencide etmek gerekçesi ve onu içeren yasa maddesi ifade özgürlüğüne aykırıdır.

İleri demokrasinin adliyesinin kararı toplumun ve onun idari ya da adli yöneticilerinin zihniyetini göstermektedir.

Bu kararı rastgele bir adli hüküm saymamak gerekir: Bugün siyasete egemen olan (ve TV konuşmacılarının sanki marifetmiş gibi) “mütedeyyin” dedikleri zihniyet, inançları kendilerininki gibi olmayan din eleştiricilerine gözdağı vermek, benzer eleştirilerin ve karşı çıkışların önünü almak istemektedir.