1 Mayıs

Taksim kavgası üzerine el altından AKP yanlısı bir tavır sergilemekten kendilerini alamayanlar, 1 Mayıs'ı sözde sahiplenme adına 1 Mayıs ruhuna tam ters bir söylem tutturdular. "1 Mayıs gazda boğuldu!" dediler. Sendikalar uslu uslu Kazlı Çeşme'ye –yani AKP devletinin onları göndermek istediği yere– gidip orda bayram havası içinde horonlarıyla ve halaylarıyla ayak teperekten "işçi sorunları"nı ve işçilerin taleplerini dile getirseler daha iyi olmaz mıymış! Niye öyle yapmamışlar, adeta öyle orantısız bir kavgaya girişmişler!

İşçi davasından yan çizmenin ta kendisi olurdu bu dedikleri. 1 Mayıs "Bahar Bayramı" kutlanmış olurdu orada. Tam da kurulu düzenin ve AKP devletinin istediği olurdu. Oysa her yıl insanları esir alınmış ve esir alınmak istenen her ülkede her 1 Mayıs alanı malum olanı yüksek perdeden haykırma mahalli değil, doğrudan politik kavga alanıdır. Bunu en iyi anlayan AKP devletinin başı T. Erdoğan'dır. Türkiye işçi sınıfını Taksim'den temelli sürüp çıkarmak için elinden geleni esirgemediğini ve esirgemeyeceğini, devlet zorunu ve zorbalığını buna alet etmekten bir gün dahi çekinmeyeceğini her zaman olduğu gibi bu defa da göstermiştir.

Bu işte birileri gönüllü suç ortağı olarak, kimi başkaları da gaflete düşerek ona yardımcı oldular. Beşiktaş'ta, Şişli'de, Mecidiyeköy'de Erdoğan'ın polisi Taksim'e çıkmak isteyenlere saldırıp önüne geleni gaz topuna tutarken Taksim'de 50 kişi ve davul zurna ile "1 Mayıs"ı kutlayan Hak-İş'in yaptığı, iktidarın işçi sınıfına bahşettiği icazetin somut görüntüsüydü. TKP'nin Kadıköy'de yaptığı gibi yine ayrı baş çekip 1 Mayıs'ı sınıfın birlikte mücadele günü olmaktan çıkararak bolahenk bir Bahar Ayini'ne çevirmek de, karşı yakada kıyamet koparken beri yanda sanki devlet terörü alt edilmiş gibi bir havalara girmek değilse, kavgayı daha verilmeden kaybetmiş olmayı kabullenmekti.

Sendika Konfederasyonları'nın çoğunlukla 2013 yılı 1 Mayısı'nda Taksim'i ele güne bırakmamayı temel eylem hedefi seçmeleri ise Türkiye işçi sınıfının bağımsız aktif mücadele ruhunun nerdiyse dibe vurduğu noktada yeniden kıvılcımlanıp küllerinden doğma cehdinin somutlandığı bir menzil oldu. Bunu görmeyenler bu yılkı 1 Mayıs'ın boşa harcanmış olduğunu söylemekle, özgürlük için mücadelenin sınıfın en önde gelen can alıcı davası olduğunu hâlâ daha kavramayanlar ya da kavrayamayanlar ya da bundan caymış olanlardır.

2013 yılı 1 Mayısı'nda Taksim fiilen bütün İstanbul oldu. Halk düşmanlarının sınıfa hunharca saldırmak için giriştikleri topyekûn hazırlığın herkese neye mal olduğunu herkes gördü, yaşadı. Dünyanın neresinde olursa olsun sınıfa saldırı herkese saldırıdır. Sendikalar Taksim kavgasını bu yıl bir kere daha kaybettiler ama bu "yenilgi" son iki yılın "zafer şenlikleri"nden daha içerikli, bereketli ve daha öğretici oldu. İşçi sınıfı, onun yanında yer alan demokrasi güçleriyle bir arada, somut gerçeklik zemininde aklın ve yüreğin gerektirdiği yolda yürüdüler.