Galatı meşhur

Çetin Altan yazdıydı. Epey oluyor. Bu gidişle yirmi otuz yıla kadar Türkçe diye bir dil kalmayacak diye.

Dediği çıkıyor. Az kaldı.

Çetin Altan endişesinde yerden göğe kadar haklı. Mimar Sinan bir yana, Türkçemizden başka gönül rahatlığıyla övünebileceğimiz neyimiz var?

Her gün, sabah akşam kulaklarımızı tırmalayan şu "... görmüş olduğunuz şey" saçmalığı veba mikrobu gibi her haneye bulaşıyor. Herkes birbirinin ağzından kapıyor. Tam bir salgın!

Bakın iş nereye vardı. Geçende kendine gazeteci ya da televizyoncu, basın mensubu –her neyse– diyen bir hatun,TV kanallarından birinde, üzerinde durduğu bir rıhtımdan ilerde bir yeri işaret ederken ne dedi dersiniz? "...üzerinde bulunmuş olduğumuz bu rıhtımdan bakınca..."

Ölür müsün, öldürür müsün!

"Galatı meşhur" yaygınlık kazanmış yanlış demektir. Yani yanlış ama, kullanıla kullanıla doğru sayılan ya da doğru olanın yerini almış olan yanlış söz. Dilin böyle böyle gelişip zenginleştiğini söyleyenler var. Çok da haksız sayılmazlar ama, ipin ucunu kaçırdınız mı dilin de işte böyle içine (afedersiniz!) ediliyor...

Kadıncağız, söyleyeceğini doğru ve anlaşılır söyleme telaşıyla konuşuyordu, besbelli. Tam da "üzerinde bulunmuş olduğumuz..." gibi bir sakillik ağzından çıkarken beyniyle dili arasında ne gibi bir irtibat –ya da rabıta– vardı acaba..?