Okula başlama yaşı sorunu

AKP iktidarının sekiz yıllık zorunlu eğitimi kademeli hale getiren 4+4+4 dayatması toplumun değişik kesimleri tarafından tartışılmaya devam ediyor. Kızılcık'ın 48. sayısında dile getirdiğimiz gibi asıl hedefi AKP iktidarı ile malum cemaat arasındaki derin çatışmayı gündemden düşürmek olan bu uygulamanın tahmin edildiği kadar olmasa bile oldukça büyük bir gürültüye neden olduğu görülüyor.

4+4+4 uygulamasını tartışanlar eleştiri ve kaygılarını genel olarak şu konularda yoğunlaştırmış görünmektedir:

- Bu uygulama ile 8 yıllık kesintisiz eğitim kademeli hale getirilmiş ve böylece zorunlu eğitim konusu sulandırılmıştır. Bundan böyle özellikle kız çocukları başta olmak üzere çok sayıda yurttaş eğitim hizmetinden daha az yararlanabilecektir.
- 4+4+4 uygulamasıyla İmam Hatip okullarının orta kısımları açılacak ve halk çocukları bu okullara yönlendirilerek dinî eğitim yaygınlaştırılacak böylece bilimsel ve laik eğitim anlayışından uzaklaşılacaktır.
- Bu uygulama ile orta okulların 5. Sınıfından itibaren konulan seçmeli derslerin içerisine yerleştirilen din ağırlıklı dersler sayesinde okulların tamamı dinî eğitim veren kurumlar haline getirilecek, okullarda verilmesi gereken sanat, edebiyat, fen bilimleri vb. ders saatleri azalacak böylece uygar dünyadan uzak çağdışı bir toplum haline geleceğiz.
- 4+4+4 uygulaması Kürtçenin seçmeli ders halinde öğretilmesine yol açarak ulusal birlik ve bütünlüğümüzü tehlikeye düşürecektir.
- 4+4+4 uygulamasıyla altmış altı aylık çocuklar okula başlatılacak, henüz okula başlamak için gerekli beceri ve birikime sahip olmayan bu çocuklar okul ortamına ayak uyduramayacakları için zor duruma düşecek ve zarar göreceklerdir.

Yukarıda sıralanan ana başlıklarla özetlenebilecek tüm itirazların haklılık payı yoktur denilemez. Tartışılmakta olan bu konularda toplumun dile getirmeye çalıştığı eleştirileri yok saymak, eleştiri sahiplerine kulak asmamak, kaygılara karşı vurdumduymaz davranmak en azından aymazlıktır. AKP iktidarı başka alanlarda olduğu gibi 4+4+4 uygulaması konusunda da tam bir aymazlık ve duyarsızlık örneği sergilemektedir. Uygulamanın doğurabileceği sorunları hesap etmeden -aslında bu konuda hiçbir şeyi önceden planlamadıkları her gün daha açık bir şekilde anlaşılmaktadır- kervan yolda dizilir anlayışı ile milyonlarca çocuğun geleceğiyle oyun oynamaktadır.

Bu süreçte muhalefet güçleri AKP iktidarının dindar kesimleri yanına almak için yapmış olduğu bu hamleyi boşa çıkarmak amacıyla İmam Hatiplerin ortaokullarının açılması ve seçmeli din derslerinin programa eklenmesine çok açıkça karşı çıkmamıştır. Muhalefet, AKP iktidarının bu hamlesini geçiştirmeye çalışırken asıl yapması gereken şey devletin din eğitimi vermesine karşı çıkmaktı. Başta muhalefet partileri olmak üzere eğitim sendikaları ve STK'ların laik bir devletin din eğitimi vermemesi, dinî eğitimin cemaatlere bırakılması gerektiği konusunda ciddi bir talepte bulundukları söylenemez. Böyle bir talebin ana muhalefet partisi CHP tarafından dile getirilmemesinin kendi ideolojik konumuyla ilintili olduğu ortada. Fakat bu konuda eğitim sendikaları ve sol siyasi muhalefetin niçin tartışmadan uzak durduğunu anlamak ve açıklamak çok zordur. 4+4+4 uygulaması kapsamında en yoğun tartışmanın çocukların okula başlama yaşı konusunda sürdürülmesi biraz da yukarıdaki kaçışın bir sonucudur.

Eğitim, ülkede yaşayan tüm çocukların yararlanması gereken bir haktır. Devlet, kendi uyruğundaki tüm insanlara eğitim hizmetini vermekle yükümlüdür. Eğitim hakkı, insanların temel hakları arasında en önemlilerinden birisidir. Çocuğun bu haktan daha uzun süre yararlanmasına karşı çıkılamaz. Aksine bu hakkın devlet tarafından daha uzun süre karşılanmasını talep etmek gerekir.

AKP iktidarının 4+4+4 uygulaması ile altmış altı ayını doldurmuş çocukları zorunlu eğitim kapsamına almak istemesine karşı çıkanların ileri sürdükleri gerekçelerden bazıları ikna edici olmadığı gibi çocukların eğitim hakkı konusunda sorunlu bir tavırdır.

AKP iktidarı, okulöncesi eğitimi geliştirip yaygınlaştırmak yerine anasınıfına devam etmesi gereken çocukları ilkokul kapsamına alarak her konuda olduğu gibi eğitim konusuna da ne kadar ticari baktığını gözler önüne sermiştir. Okulöncesi eğitimin çocuk gelişimindeki yeri ve önemi artık tartışma kabul etmez bir gerçektir. Ülkemizde ne yazık ki bu hizmetten yararlanan çocukların sayısı dünya ortalamasının çok altındadır. En iyimser rakamlar bile ülkemizdeki okulöncesi eğitim çağındaki çocukların %20'nin eğitim hizmetinden yararlanabildiğini göstermektedir. AKP iktidarının okulöncesi eğitimi geliştirme ve yaygınlaştırma konusunda dişe dokunur bir çabası görülmezken anasınıfı çağındaki altmış altı aylık çocukları zorunlu hizmet kapsamındaki ilkokullara almak istemesinin altındaki temel neden işi ucuza kapatma çabasıdır. Anasınıfı hizmeti normal ilkokula göre oldukça masraflıdır. Bina, altyapı, öğretmen, araç-gereç bakımından ilkokula göre çok farklılıklar içerir. Ülkemizde ilkokula devam etme oranı oldukça yüksekken anasınıfı hizmetinin bu derece düşük olmasının asıl nedeni maliyettir.

4+4+4 uygulaması kapsamında sürdürülmekte olan küçük yaşla ilgili tartışmalara yakından baktığımızda yine tartışmanın yanlış zeminde sürdürüldüğü gözlenmektedir. AKP iktidarına “Altmış altı aylık çocukları okula niçin alıyorsun?” diye sormak yerine “Bu çocukları okula alıp da onlara nasıl bir eğitim vereceksin?” diye sorulmalıdır. “Çocuklarımızı okula göndermiyoruz” demek yerine siyasi iktidar çocuklar için yatırım yapmaya zorlanmalıdır. Okulların fiziksel koşullarının altmış altı aylık çocuklara göre düzenlenmesi, müfredatın bu yaş düzeyine göre geliştirilmesi, bu yaş grubunun özelliklerine göre eğitim yapacak öğretmenlere görev verilmesi talep edilmelidir. Her durumda çocukların eğitim hakkı savunulmalıdır. İktidarın plansız, programsız, altyapıyı geliştirmeden topluma dayattığı bu oldubitti her yönüyle açığa çıkarılmalı, çocukların eğitim hakları açısından kazanıma dönüştürülmelidir. Tartışmayı bu zeminden başka zeminlere taşımak AKP iktidarının işini kolaylaştırmakta, en kötüsü de muhalefet edenleri eğitim hakkı konusunda yanlış yerde durmaya zorlamaktadır. Ailelerin ısrarı üzerine MEB yetkililerinin çocuklara rapor alındığı takdirde okula gönderilmeyebileceğini açıklaması da ayrı bir garabettir. Uzmanların, psikiyatrların veya çocuk doktorlarının böyle bir durumda çocuklara neye göre rapor verdiğini anlamak mümkün değildir. Zira henüz bu çocukların nasıl bir programla eğitim göreceği belli değildir. Onlardan ne isteneceği, neleri yapmaları gerektiği, hangi becerilere gereksinim duyacakları daha programlanmamıştır. Gazetelerde ve TV ekranlarında çarşaf çarşaf yayımlanan “yeterlilikler” listeleri hangi eğitim programının gerekliliğidir bilen yok. Bakan, çocuklara ilk yıl nisan ayına kadar yazı yazdırılmayacağını, “oyunla öğretim” yapılacağını söylerken neye dayanmaktadır. Altmış altı aylık çocukların eğitimi için müfredat hazır mıdır? Bu müfredat denenmiş midir? “Oyunla öğretim” yapacak öğretmenler kimlerdir? Bu öğretmenler özel bir eğitimden geçirilmiş midir? Üniversitelerin eğitim fakültelerinin bu konularda bir tavrı ve tutumu var mıdır? Eğitim sendikalarının bu konudaki görüşleri nelerdir?

Çocukların bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimleri açısından çok önemli olan okulöncesi eğitimi savunmak herkesin görevidir. 4+4+4 uygulaması kapsamında anasınıfı çağındaki öğrencilerin zorunlu eğitim kapsamına alınabilmesi için siyasi iktidardan öncelikle aşağıda yazılanları yapması talep edilmelidir:

- Zorunlu eğitim kapsamına alınan altmış altı aylık çocukların gelişim düzeylerine uygun müfredat acilen hazırlanmalı, müfredat yürürlüğe girinceye kadar uygulama ertelenmelidir.
- Okulların fiziki altyapıları acilen bu çocukların ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.
- Bu çocuklara ders verecek olan öğretmen ve diğer personelin verilecek hizmetin özelliğine göre yetiştirilmesi konusunda acil önlemler alınmalıdır.
- Özellikle bu öğretim yılında okula başlayacak olan büyük-küçük yaştaki öğrencilerin düzey farklılıklarının zamana yayılarak bir program dahilinde ortadan kaldırılması için önlemler alınmalıdır.
- Yapılacak uygulamalardan çocukların ailelerinin haberdar edilmeli, ailelerin görüş ve önerileri doğrultusunda uygulamada iyileştirmelere gidilmelidir.

Okula başlama yaşı konusundaki tartışmalardan anlamlı bir sonuç alınması yukarıdaki taleplerin ne denli hayata geçirildiğine bağlıdır. Temel insan haklarından biri olan eğitim hakkının karşılanması devletin görevidir. Devlet bu görevini yerine getirirken bireyin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak, bu alanda tam bir fırsat eşitliği sağlamak zorundadır. Her bireyin beceri, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun bir eğitim alma hakkı vazgeçilmezdir. 4+4+4 uygulaması kapsamında sürdürülen okula başlama yaşı tartışmasını bu kapsamda ele almak, devleti bireylerin eğitim hakkını gerçekten karşılamaya zorlamak gerekir.