Çadır tiyatrosunun marifetli meddahları

Çadır tiyatrosunda marifetli meddahlara benziyorlar. Kendilerini olmayan yeldeğirmenlerinin üzerine yürüyen cengâverler gibi göstermekte pek mâhirler. Artistlikte kimse onlarla yarışamaz.

Faşist Anayasa’yı yenileştiriyoruz, demokratikleşeceğiz diye tutturdular. Neden sekiz yıl sonra? Hiç sormayın. O kadar çok neden sayarlar ki, pişman olursunuz. Tek bir nedeni var aslında: O sekiz yıl memleketi Kenan Evren yasalarıyla yönetmek işlerine geldiği kadar onlara yetti. Şimdi gerçek bir demokratikleşme için zorunlu/vazgeçilemez ne kadar talep varsa bu “yeni, demokratik, özgürlükçü” anayasaya dahil etmeyerek eskisini tekrar ve teyid ediyorlar.

Bu açıklanan “reform” programında değişim, yenilik, çağın ruhu gibi biteviye tekrarlanan papağan yâvelerinden başka ne var? Şu Kürt açılımı mevsiminde olsun, Kürt sorununun Kürtlerle birlikte politik çözümüne mek parmak katkı sağlayacak bir ufacık niyet emaresi gördünüz mü bu “reform”da?

Üç ay önce “sululuk” dedikleri şeyi –K. Evren ve adamlarına sözde yargılanma yolunu açmayı– bi sürdüler piyasaya, millet onun olurunu, olmazını tartışmaktan “reform”da ne var ne yok görmeye vakit bulamadı. Bu işi iyi kıvırıyorlar, Allah için! Bütün bu anayasayı demokratikleştirme masalında yargı reformu denilen şeyin de, sonu millî birlik ve bütünlük operasyonuna varan sözde Kürt açılımı gibi, yüksek perdeden bir seçim alaverası olduğu nedense anlaşılmıyor.