Ocak 1920'den Şubat 2013'e

Doğu Karadeniz'deki siyasi çeteler devletin beslemeleridir

HDK Heyetinin çıktığı Karadeniz Gezisinde Sinop ve Samsun'da konuk gruba linç girişiminde bulunuldu.

Medyada konuşan bir takım kâzip yorumcular bu saldırıları “mahalli grupların çıkardıklarını” ileri sürdüler, kimileri ise daha da azıtıp “halk tepki gösterdi” dediler.

Oysa burası Türkiye'dir. 1970'lerde 8 Şubat 1975'te TÖB-DER mitinglerine saldırıları yaşamıştır. Kanlı 1 Mayıs 1977'yi yaşamıştır. 18 Nisan 1978'de Malatya, 25 Şubat 1975'te Erzincan, 19-25 Aralık 1978'de K. Maraş, 2-5 Eylül 1979 Sivas ve Mayıs-Temmuz 1980'de Çorum saldırılarını yaşamıştır. 2 Temmuz 1993'te Madımak kundaklama ve katliamını yaşamıştır. Onu 17-18 Mart 1995'te İstanbul Gazi Mahallesi olayları izlemiştir. 18-19 Şubat Sinop ve Samsun olayları da zincirin yeni bir halkasıdır.

1960'lara geri dönersek 16 Şubat 1969'da Kanlı Pazar'ı yaşamıştır. 1955'te 6-7 Eylül pogromunu yaşamıştır. 4 Aralık 1945'te Tan gazetesi başta olmak üzere solcu yayınların büro ve matbaalarına saldırıları yaşamıştır. 21 Haziran-Temmuz 1934 arasında Trakya'dan Yahudileri kaçırmak için düzenlenen saldırıları yaşamıştır.

Bütün o saldırganlıkların, linç kalkışmaların hiç birisi mahalli grupların marifeti değildir. Hepsi devlet, paralel devlet, derin devlet… ne derseniz deyiniz, gizli açık resmi kuruluşlar tarafından tertiplemiştir.

Mahalli güruhların, sokak faşistlerinin rolü yok mudur? Elbette vardır, ama onlar maşadırlar, avadanlıktırlar. Nasıl ki Hrant Dink suikastini üç beş tetikçiye indirgeyemezsek, Sinop ve Samsundaki öldürme teşebbüsleri de gizli odaklarda planlanmış ve ülkücülere, Alperenlere bilmem kimlere uygulattırılmıştır.

Olayları o illerin mülki amirlerinin, Emniyet'lerinin ihmaline bağlayıp küçümseyenler bile çıktı. [Bu kişiler arasında maalesef bir TV kanalında konuşan Yeşil Sol Gelecek Partisinden Ufuk Uras da bulunmaktaydı.]

Saldırıların o raddeye gelmesini yerel yöneticilerin kabahati diye görmek, bugüne kadar yaşanmış yukarıda saydığımız ve saymadığımız olayları yok saymak demektir.

Yukarıda yazdığımız olayları bir yana koyalım. Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu HDK'lılar bir siyasi heyettiler. Karadeniz gezisine çıkmışlardı. 1920 Ocak ayında Anadolu'ya gelen Türkiye Komünist Partisi kurucuları da bir siyasi heyetti. Her gittikleri yerde onlara karşı nümayişler düzenlendi. Neticede Anadolu'da barındırılmayacakları onlara gösterildi. Bari geri dönelim dediler. Ve Trabzon'da bindikleri teknede Kemal Paşa'nın adamı –sonradan Muhafız komutanı– Giresunlu Osman Ağa'nın adama Yahya Kâhya ve güruha tarafından öldürülerek denize atıldılar.

Sonuç olarak. 1920'den 2013'e kadar geçen zamanı bildiği halde, bu devleti tanımamış olanlar “olay yerel yöneticilerin ihmaliydi” diye dursunlar, devlet amacına ulaşmış ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu bir siyasi heyetin gezisine engel olmuştur.