Zaptiye nazırı

Eğer demokratik bir ülkede olsaydık yer yerinden oynardı

Muammer Güler'in İçişleri Bakanlığı'na getirilmesine karşı tepkiler yok denilecek mertebede kaldı. Eğer demokratik bir ülkede olsaydık yer yerinden oynardı. Bizde ses seda çıkmadı.

Her sene 19 Mart'ta İstanbul Osmanbey'de Agos önünde toplanan on bini aşkın insan yeni İçişleri Bakanı atandığında ya da göreve başladığında neredeydi? Hrant'ı anmak “Buradayız Ahparig” demek mi?

Çünkü Güler hakkındaki yargımız bir kanaat değil, somut vakıaya dayanmakta. Hrant Dink suikastinde önce görevden alınması, hakkında idari kovuşturma açılması, sonra da Yargının önüne çıkartılması gereken o zamanki İstanbul Valisi, Tayyip Erdoğan tarafından önce milletvekilliğiyle taltif edilmiş, şimdi de İçişleri Bakanı yapılmıştır.

Güler'in bağlı olduğu mülki idare mekanizmasından kim çıkıp, ona “Bu kadar istihbarat almışken, neden önlem almadın?” diye sormuştur?

1915'te İttihat ve Terakki Hükümeti Ermeni Tehcirine karar verdiğinde Dahiliye Nezareti koltuğunda Mehmed Talat oturuyordu. Miladi takvimle 24 Nisan 1915 ve 17 Mayıs 1915 kararname ve emirnamesinin altında Mehmed Talat'ın imzası vardır.

Aradan 98 yıl geçtikten sonra Ermeni olduğu için öldürülen, yani soykırımın devamı niteliğinde olan Hrant Dink vakasında mülki amir olarak Muammer Güler'in dahli bulunmaktadır. Güler bunun hesabını hiçbir zaman vermemiş, hatta İstanbul Vilayetine suikast ihbarı yapıldığı halde, niçin önlem almadığının açıklamasını bile yapmamıştır.

Bakanlık koltuğuna oturur oturmaz "Güneydoğu'da güvercinler uçuracağız" demez mi Muammer Güler, güvercinler ürküvermiştir.