Bir asker daha mı ölmüş!

Türk ordusu "barış zayiatı" savaş zayiatından fazla

Emek Partisi (EMEP) Kocaeli Darıca İlçe Örgütü Yöneticisi 20 yaşındaki Mazlum Aksu’nun, askerde intihar ettiği iddia edildi. Ailesine Aksu’nun G3 silahını sol şakağına dayayarak intihar ettiği bilgisi iletildi. Ailesi ise solak olmayan Aksu’nun bu şekilde intihar etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Mazlum’un üç gün öncesinden beri psikolojik sorunlar yaşadığı şeklindeki ordu iddiasına karşılık babası oğluyla ölümünden bir gün önce konuştuğunu, oğlunun her şeyi ile normal olduğunu da açıkladı.

Ortaya şu gerçeklikler de çıktı:

Mazlum komutanların baskısından şikâyetçi olmuştu. Komutanlarınca sık sık sorgulandığı ve tehdit edildiği çıktı ortaya. “PKK’lısın” baskısına maruz kaldığı anlaşıldı. Telefon konuşmalarını Kürtçe yaptığı için baskı gördüğü dile getirildi.

Milli savunma bakanı intiharlarda asker ve sivil oranının eşit olduğunu açıkladı. Besbelli ki bir “gizleme” çabası söz konusu. Çünkü askerdeki 20-24 yaş arası gençlerdeki intihar vakaları, sivildeki 20-24 yaş arasındaki gençlerin intihar vakalarına göre 2,5 kat daha fazla. Bunun sebebi de bilimsel olarak; askerdeki geleneksel kötü muamele, hakaret, dayak, aşağılama ve sağlık haklarına yeterince erişememe gibi nedenlerle açıklanıyor. Askeriyede şeffaflığın zerresi bulunmuyor. Asker kendi kendisini yargılıyor, sivil mahkemelerce sorgulanamıyor.

“Askerde intihar(!)”ların komutanlarca yapılan açıklamalarının tek bir allahın kulunu bile ikna etmemesi “askeriye” denilen kurumun toplumca çok iyi tanınması nedeniyle değildir sadece; şüphe uyandıran başka nedenler de var:

Mazlumder İstanbul Şubesi hazırladığı raporla, 2012 yılı içerisinde intihar ettiği iddia edilen 42 askerden birinin Ermeni, 39’unun ise Kürt olduğuna dikkat çekti. Besbelli ki, bütün şikayetlere ve taleplere rağmen soruşturmaktan kaçınmak gibi bariz bir tutum benimseniyorsa, işin içinde bir iş var demektir. Askeri tutanaklarda en çok rastgelinen sözcüklerin “bilmiyorum”, “görmedim”, “duymadım” oluşu da soruşturmaların ne kadar güdümlü ve ört bas etmeye dönük yapıldığının kanıtı sayılmalı.

BDP, askeri mahkemelerin ölümlerin üzerini örtmeye çalıştığına, bu yüzden şüpheli asker ölümleri ile ilgili davaların sivil mahkemelerde görülmesi gerektiğine dikkat çekti fakat duyan bile olmadı. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da Araştırma Komisyonu kurulmasını önerdi; “Gençlerin sapasağlam girdikleri askeriyelerden tabut içerisinde çıkmaları kabul edilemez” dedi ama kimseden ses çıkmadı.

Son 10 yıl içinde şüpheli şekilde ölen ve intihar ettiği ileri sürülen asker sayısı, çatışmalarda ölen asker sayısını geçti; 10 yılda 934 erin intihar ettiği açıklanırken, çatışmalarda ölen asker sayısının 818 olduğu resmen doğrulandı. Buradan bir “şüphe” doğuyor; üstelik haksız da değil. PKK ile çatışmasına “savaş” diyen bu ordunun kendisidir. Savaştığı düşmanından 1 öldürmüşse, “iç düşman” bellediğinden 5 öldüren (1915-1922 arası tamamen böyledir) bir geleneğin uzantısı olması da “intihar” olaylarına dönük şüpheyi pekiştirmektedir. Hadi biz ikna olduk diyelim; Mazlum Aksu’nun babası niçin ikna olmuyor!