Şişecam Topkapı direnişi üzerine küçük bazı notlar

  • Yazdır

Şişecam'a ait Anadolu Cam Sanayi Topkapı Fabrikasında 27 Aralık 2012 günü başlayan ve 9 Ocak 2013 günü Kristal-İş Sendikasıyla Şişecam arasında imzalanan protokolle sona eren direniş, hem sonuçları itibariyle hem de özgün bir deneyim olarak önemli bir eylem oldu. İşçilerin taleplerinin büyük ölçüde karşılandığı eylemle, kıdem tazminatlarına emekliliklerine kalan süreye bağlı olarak, değişen oranlarda teşvik alanların dışındaki bütün işçilerin işleri korundu. İşçiler, mevcut haklarıyla Şişecam'ın diğer fabrikalarında işbaşı yaptılar. Ayrıca varılan anlaşmayla Topkapı fabrikasında geçici işçi statüsünde çalışan 50 işçinin de Şişecam'ın Eskişehir'de yeni kurduğu ambalaj fabrikasında kadrolu olarak çalışması sağlandı.

Fabrikada süren ve fabrikanın dışına taşarak genişleyen direnişe, Şişecam'ın işçileri kapının önüne koyma arzusu yol açtı. Şişecam Topkapı' da kurulu ve 1969 yılından bu yana şişe, cam ambalaj malzemesi ve tıbbi kaplar üreten fabrikasını Eskişehir'e taşıyacaktı. Bu yaklaşık iki yıldır herkes tarafından biliniyordu. Şişecam Eskişehir'de Topkapı'daki fabrikadan üç kat daha fazla üretim kapasitesine sahip, yeni bir tesis kurmuştu. Şişecam yönetimi makineleri, beyaz yakalı çalışanlarından bir kısmını Eskişehir'e nakletmeyi planlamıştı, ancak bu mavi yakalılar için geçerli değildi. Topkapı Cam taşındığı halde Şişecam, kanuna karşı hile yoluna başvurarak fabrikayı kapattığını duyurdu, işçilerin de evlerine iş akitlerinin feshedildiği yazısını gönderdi.

Şişecam'ın Topkapı işçilerinden kurtulmak istemesinin, onları Eskişehir'e taşımamasının esas nedeni işçilik maliyetlerini aşağı çekmekti. Şişecam yeni fabrikada işe, asgari ücretle çalışacak 29 yaşın altında genç işçiler almıştı. 29 yaşın altında işçileri tercihi, AKP'nin sermayeye destek diye çıkardığı düzenleme çerçevesinde 5 yıl süreyle bu işçilerin sigorta primi yükünden kurtulacak olmasından kaynaklanıyordu. Yani işçileri düşük ücretle çalıştırırken, işçilik maliyetlerinin bir kısmı da, işçilerin parasıyla oluşturulan işsizlik sigortasının sırtına yüklenecekti. İşsizlik günlerinde bir yaraya derman olur diye işçiden yapılan kesintiler, işçiyi işsizliğe itmenin aracı haline gelmiş durumda. Topkapı özelinde bu bir kez daha görülmüş oldu. Şişecam'ın Topkapı işçilerinden kurtulma gayretkeşliğine yeni fabrikalarda sendikalı çalışma kültürünü bilen, geçmişin bilgisine ve deneyimine sahip işçilerle çalışmak istememesini de eklemek gerek. Hedef bir taş atıp neredeyse kuş katliamı yapmaktı.

Ucuz işçilik ve sendikalı çalışma kültürünü tasfiye perspektifiyle bu operasyona girişen Şişecam, muhtemelen bu çapta bir direniş beklemiyordu. İşçilerin operasyonu sessizce kabulleneceğini ya da basın açıklaması, küçük birkaç yürüyüşle cılız bir tepki göstereceğini düşünüyordu. Hesabını, planını buna göre yapmıştı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. İşveren gazı kesip, fırınları söndürünce işçilerin “işyerini terk etmeme” eylemi başladı. Kristal-İş'in pratiğinde genellikle eylem kararlarını sendika alır, işçiler de uyardı. Bu kez tersi oldu eylem kararını işçiler aldı, startı işçiler verdi, sendika da eylemi sahiplendi. Bu açıdan baktığımızda eylemi biçimlendiren temel dinamiğin taban inisiyatifi olduğunu söylemek doğru olur. Ancak bu dinamik sendikanın inisiyatifini kıran, onun önüne geçen bir iş görmedi. Daha çok iten, belli bir hatta yürümesini sağlayan bir işlevi yerine getirdi.

Eylemin taşıyıcı dinamiği kadınlar

Eylemde etkili olan bir diğer dinamik de başta kadınlar olmak üzere, işçi aileleriydi. İşçi aileleri mücadelenin doğrudan öznesi olarak, taleplerin fabrikanın duvarları arasına sıkışıp kalmamasında etkili bir rol üstlendiler. Paşabahçe mağazalarına yapılan blokaj eylemlerinin asli unsuru işçi aileleri, daha doğru bir ifadeyle kadınlardı. Kadınların katılımı, eylemin çerçevesini genişlettiği gibi dilini ve niteliğini de yükseltti. Eylemin başındaki sitem dolu sloganların giderek isyan, itiraz ve öfke dolu haykırışlara dönüşmesinde, kadınların inkar edilemez bir rolü oldu.

Eylemi olumlu olarak etkileyen bir başka faktör olarak destek ziyaretlerine dikkat çekmek gerek. Eylemin başladığı andan itibaren kendilerini sınıf mücadelesinin parçası sayan parti, grup ve çevreler, üniversiteli gençler, taraftar grupları, kendileri de işten atılmış işçiler, Topkapı fabrikasının emeklileri, milletvekilleri, aydınlar, DİSK, KESK ve Türk-İş üyesi sendikaların oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu işçileri hiç yalnız bırakmadılar. Neredeyse gece gündüz işçilerle, işçi yakınlarıyla birlikte oldular. Pek çoğu eylem süresince tekrarlanan destek ziyaretleri, işçilerin yalnız olmadıkları duygusunu kuvvetlendirdiği gibi, eylemin toplumsal bir özellik kazanmasını da sağladı.

İşçi eylemlerinin çoğunda olduğu bu eylemin de en aktif destekçileri sol partiler, sosyalist grup ve çevrelerdi. Bu kesimlerden yapılan ziyaretler başlangıçta –özellikle politik angajmanları sağda olan– işçiler tarafından temkinli biçimde karşılandı. Ancak kısa sürede bu durum aşıldı. Hatta bu ziyaretlerle işçilerin bir kısmında sola ve solculara dair var olan çeşitli önyargıların kırıldığı da söylenebilir. Solculardan gelen destek, işçiler arasında oy verdikleri, destek oldukları ve üyesi bulundukları partilerin tutumlarını sorgulamaya da yol açtı.

Destek ziyaretlerinde ortaya çıkan tablo bir başka yanıyla solun işçi sınıfı ile ilişkisinin eylem destekçiliğinin ötesine geçmesi, sistematik ve uzun ömürlü bir özellik kazanmasının gerekliliğine, bir kez daha işaret etmiş oldu.

Eylemin kopma noktası

Eylemin işçiler lehine kopma noktası, 5 Ocak 2013 Cumartesi günü yaşandı. O sabah, saat 05.00'den itibaren İstanbul Polisi yaklaşık bin kişilik polis kuvveti, panzerler ve tomalar eşliğinde fabrikayı kuşattı. Şişecam fabrikanın boşaltılmasını istemiş, İstanbul Valiliği de bunu emir telakki ederek, harekete geçmişti. Fakat öngörmedikleri, beklemedikleri bir gelişme oldu: Çevik kuvvet otobüslerinin fabrika bahçesine girdiğini gören işçiler, işletmenin içine girip, çatılara ve fabrikanın bacasına çıktılar. Daha önceden ürün ve makine çıkarma ihtimaline karşı, İşletmenin bütün kapıları kaynaklanmıştı. Açık bırakılan tek kapıdan, oraya müdahale etmeye kalkmak imkânsızdı. Kan dökmeyi göze almadan işçilere müdahale edilemezdi, polis geri çekilmek zorunda kaldı. Çatıya çıkma, polise müdahale imkânını vermedi, dolayısıyla direnişi kurtardı. Fabrikanın polis marifetiyle boşaltılamaması sendikanın, işçilerin elini güçlendirdi. Polis geri çekildiğinde pek çok işçide “biz kazandık ”duygusu oluşmaya başladı. Polisin işverenin çağrısı üzerine fabrikaya gelişi pek çok işçinin algısında, sınıflar arası mücadelede, devletin durduğu yeri biraz daha belirgin hale getirdi.

Çatılar yeni eylem alanı

Şişecam Topkapı işçilerinin eylemini önemli hale getiren en başat faktör kazanımla sonuçlanması oldu. Topkapı işçisi Şişecam karşısında istediğini elde etti. Elde edilen sonuç, mücadeleci bir gelenekten geliyor olmasına rağmen bir süredir derin bir sessizlik içinde olan cam işçisinin kendine gelmesini, kaybolan özgüvenini yeniden kazanmasını sağladı. Bu atmosfer toplu iş sözleşme süreçlerinden başlayarak cam işçisinin yakın gelecekte atacağı adımlarda etkili olacaktır.

Topkapı işçilerinin başarıyla sonuçlanan eylemi sınıf hareketinin, sendikal hareketin büyük bir gerileme içinde olduğu, örgütlenme ve mücadele pratiklerinin ya başarısızlıkla sonuçlandığı ya da sönümlendiği bir dönemde gerçekleşti. Rüzgarların tersten estiği bir dönemde böyle bir başarının elde edilmesi eyleme, bütüne teşmil edilecek bir nitelik veriyor. Öncelikle bu eylem artık kalıp bir cümle haline gelmiş, büyük bir peşin kabule dönüşmüş olan “ne kadar mücadele etsek de sonuç değişmez” mitini yıktı. Umutların tazelenmesini, kazanabiliriz duygusunun filizlenmesini sağladı. Son dönemde sayısal olarak artmış işçi eylemlerinde, direnişlerde biz de başarabiliriz düşüncesi kuvvetlendi. Ne yapmalı sorusuna cevap arayanlar için bugüne ait önemli bir örnek, güçlü bir referans kaynağı ortaya koydu.

Topkapı işçilerinin kendiliğinden gerçekleştirdiği çatıya çıkma, işçi eylemleri için esin kaynağı oldu. Yurtiçi Kargo ve Taksim İlkyardım Hastanesi taşeron işçileri tarafından da kullanılan bu eylem, yeniden “keşfedilmiş” bir metot olarak önümüzdeki günlerde sıkça kullanılacaktır. Topkapı işçilerinin başarıyla sonuçlanmış direnişiyle, sınıf mücadelesinde çatılara çıkma, işgal vb. yöntemlerle giderek radikalleşen, yeni bir evrenin kapısının aralandığını söylemek abartı olmaz.