Diz boyu kirli savaş batağında

Tayyip Erdoğan Hükümetinin Suriye'deki iç savaşta taraf olduğunu bilmeyen kalmadı. Batı basını yazıyor, Orta Doğu gazeteleri yazıyor. Türk gazeteleri yazıyor.

Kamuoyuna yansıyan bazı olayları hatırlayalım:

* Bir F-16 uçağı düştü, Hükümet kaçak açıklamalarla olayı kapattı. Uçak Suriye hava sahasında düşmüştü, parçaları ve pilotların cesetleri deniz dibinden çıkarıldı, uçağın füzeyle düşürülmediği anlaşıldı. Türk Savaş uçağı orada ne arıyordu sorusu unutturuldu.

Silahlı eğitim

* Türkiye sığınmacı kamplardan bazılarını Hür Suriye Ordusuna mücahit yetiştirmek için eğitim amaçlı kullanıyor. 12 CHP'li milletvekili geçen yıl 25 Ağustos'ta Hatay'daki Apaydın kampına sokulmayınca olay kamuoyuna yansıdı. Heyetin başkanı olan Hurşit Güneş Validen izin alamadıklarını, kampların bağlı olduğu Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda (AFAD) telefon ettiğini, Reyhanlı'ya giderken Apaydın Kampına girmek istediklerini ama Başkanın 'Hepsi olur, Apaydın olmaz, orası özel, bilgi veremem' dediğini söyledi.

CHP Milletvekili Süleyman Çelebi şunları söyledi; "Orada kalan kişilerin, eğitildiği, bölge halkını tehdit ettikleri, 'Bir gün sıra buradaki Alevilere de gelecek' dedikleri iddiaları bize aktarıldı. Halk, bizden bu kampa gitmemizi istedi.(…) Orda yetkili olduğunu ve Suriye Ordusu'nda subay olduğunu söyleyen biri 'Ben burada eğitimdeyim, eğitim yaptırıyorum' dedi."

Apaydın kampı 4000 kişilik. Suriye ordusunu terketmiş 30 general, 500 farklı rütbede asker ve polis aileleriyle burada birlikte kalıyorlar. Kampta silahlı 200 kişinin bulunduğu söyleniyor. Dışişleri ve MİT mensupları da görev yapıyorlar. Bu kamp Karargâh gibi kullanılıyor, Silahlı eğitim yapılıyor, kamplardan Suriye'deki saldırılar yönetiliyor. Vurup tekrar Türkiye'ye dönüyorlar. 31 Temmuz 2012 tarihli Time Dergisi, Hür Suriye Ordusu'nda komutan rütbesine sahip Riyad Al Asaad'ın, yardımcısı Malek Al Kürdi ile General Mustafa Al Şeikh'in Apaydın Kampı'nda kaldığını bildirdi.

* Daily Telegraph Gazetesi'nden Michael Weiss, Hatay'da görüştüğü Suriyeli mültecilerin kendisine Türkiye'den silah aldıklarını söylediklerini yazdı. Weiss haberinde, mültecilerin ayrıca "Türkiye hafif silahlar temin etmekle kalmıyor, isyancılar arasından seçtikleri kumandanları İstanbul'da eğitiyor" dediklerini, AK-47 tipi silahların Türk ordusu tarafından sınırda isyancılara verildiğini, silahların Türkiye ve Lübnan üzerinden Şam'a aktarıldığını, silah nakliyatının ABD tarafından da kolaylaştırıldığını, ABD istihbaratının HSO ile iletişim halinde olduğunu belirtti.

* BBC Radyosunun Hür Suriye Ordusu'na yeni katıldığını söyleyen Suriyeli bir kadınla Türkiye'de yaptığı röportajda bu aynı konu dile getiriliyordu. Kimliği gizli tutulan bu kadın, Türkiye'nin Suriye muhaliflerini eğittiğini anlatıyordu. Adana'da gizli bir okulun olduğunu, çok sayı da militanın burada eğitildiğini aldıkları eğitimle Suriye içerisine saldırılar düzenlediklerini söylüyordu.

"Eğitim sağlayanın Türk ordusu olduğunu mu düşünüyorsunuz?" sorusuna "Evet Türk ordusu olduğunu düşünüyorum. Ben kişisel eğitimimi Türkiye'deki Hür Suriye Ordusu'ndan insanlarla birlikte aldım. Bize fiziki eğitim ve silah eğitimi veriyorlar.(…) Türkler bize gerçekten çok yardımcı oluyorlar, bu yüzden onlar hakkındaki bilgileri açıklamayı pek istemiyoruz." diyordu.

Sığınmacıların çapulculuk olayları basına yansıyor. Aşağıda okuyacağınız birkaç örnek bile muhalif mültecilerin Türk devletinden cesaret alan cüretkârlıklarını ve saldırganlıklarını göstermeye yetiyor. Örneğin Haber Türk Gazetesinden muhabirlerin verdikleri birkaç vakayı aktaralım:

* Hacı Baba Restaurant'ın sahibi Mehmet Gülen: "Çok farklı tipte insanlar lokantamıza gelmeye başladı. Gelip masayı donatıyorlar, her şeyi istiyor. Yemek yedikten sonra ise hesabı ödemeden çıkmaya çalışıyorlar. Hesabı istediğimizde ise 'Devlet ödesin, biz misafiriz' diyorlar."

* Adını vermeyen bir esnaf ile Suriyeli mülteci anlatıyor: "Muhalifler arabalarının içinde silahlarıyla gelip kent içinde dolaşabiliyorlar. Bunu sizin polisiniz, askeriniz görüyor ve sesini çıkarmıyor. Ben burada nasıl güvende olabilirim? O nedenle isim yok, görüntü yok. Muhalifler Alevileri öldürüp Sünnileri suçlayarak, Sünnileri öldürüp Alevileri suçlayarak mezhep çatışması çıkarmak istiyor" diyor. * Hatay'da Eski otogar bölgesinde et tavuk döner satan bir büfenin sahibi olan Ali Yıldız: Birkaçı hesap ödemek istemedi. Usulünce aldık paramızı. Yoksa burayı haraca bağlarlar. Bazı esnaf arkadaşlarımızı tehdit de ettiler. 'Esad Alevi, siz de Alevisiniz, hepinizi öldüreceğiz' dediler. Kavga gürültü çıktı." * 54 yaşındaki ayakkabı boyacısı Fatin Süzen gazeteci olduğumuzu anlar anlamaz yanımıza geldi. Bir çırpıda kolundaki yaraları gösterip derdini anlatmaya başladı: "Kolum yarıldı, hastaneye gittim, devletin hastanesine. Bana, 'şu an sana bakamayız, muhalifler geldi, onlarla ilgilenmek zorundayız' deyip başlarından savdılar. Suriyeliler mi bu ülkenin vatandaşı, yoksa biz mi? Polis benden kimlik soruyor, onlara soramıyor. İnanın huzurumuz kalmadı."

* Taksi şoförü olan Mustafa Demir ise yıllarca Suriye Hatay arasında otobüs şoförlüğü yaptığını anlattı: "Her gün kavga çıkıyor. Taksiye binenlerden bazıları inerken, git paranı Ziraat Bankasından çek dedi. Al başına bela. Suriyelilerin sanırım milletvekili dokunulmazlıkları var." (28.08.2012-Bülent Günal-Sedat Suna- Habertürk)

Cilvegözü olayı: HSO için patlayıcı imal ediliyor

Hükümetin halktan gizlediği bir başka olay da Cilvegözü Sınır Kapısında yaşandı.

11 Şubat 2013 günü Reyhanlı'ya yakın Cilvegözü Gümrük Kapısı'nda Suriye plakalı bir araçta meydana gelen patlama sonucunda 3'ü Türk, 11'i Suriyeli 14 kişi öldü, 28 kişi de yaralandı, çok sayıda araç da hasar gördü.

Patlamanın meydana geldiği aracın Suriye tarafına mı gittiği, yoksa Suriye'den Türkiye'ye giriş mi yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yapıldı. Başbakan gazetecilerin sorularına kaçamak yanıtlar verdi. İncelemeler bitince açıklama yapılacağını söyledi. Olay hakkında konuşan bazılarının kötü niyetli kimseler olduklarını ileri sürdü. Ama açıklama hiçbir zaman yapılmadı.

Görgü tanıkları aracın Türkiye'den Suriye'ye gittiğini bildirdiler.

Hatay milletvekili Refik Eryılmaz, Hatay'ın her tarafının bomba imalathanesi haline geldiğini belirtti, “Pek çok kez uyardık, ama dinletemedik. Güvenlik güçlerine talimat verildi ve terör gruplarına dokunmamaları istendi. Gümrük kapımız yolgeçen hanına döndü. Cilvegözü sınır kapısında sadece evrak kontrolü yapılıyor. Ne araçlar aranıyor, ne yük aranıyor. Kapının Suriye tarafı muhaliflerin elinde olduğu için Hür Suriye Ordusu mensuplarına Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu hürriyeti var.

Daha önce de muhaliflerin kaldığı kamplarda ve evlerde patlamalar yaşandığını ifade eden Eryılmaz şöyle konuştu:

“Özellikle Suriye sınırına yakın bölgelerde kurulan kamplarda ve şehir merkezlerinde kiralanan evlerde bomba imalathaneleri kuruldu. Gaziantep, Kilis, Hatay'da çok sayıda patlama yaşanırken, patlamalar kamuoyundan gizlendi. Bizler birçok kez konuyu TBMM'ye taşımamıza rağmen hiçbir önlem alınmadı.”

Olayla ilgili kamera görüntüleri vardı, basına yayın yasağı konuldu. İnfilak eden oto, sınırın Türkiye tarafındaydı ve Suriye'ye yardım malzemeleri götüren araçların bulunduğu otoparktaydı.

Bildirildiğine göre halen Hatay ve G. Antep'te patlayıcı imal edilen 11 ev tespit edilmiş. 23 Ocak 2013'te Şahinbey ilçesinde bir ev infilakla havaya uçtu. Yaralı Suriyeliler ortadan kayboldu, olay örtüldü. Derken, Yayladağı ilçesine bağlı Gürışık köyünde bir evde de patlama oldu. Patlamalar Hatay'da iki evde daha yaşandı. Bu evlerde Suriyeliler tarafından üretilen patlayıcılar, Hatay ve çevresinden çalınan ve üzerine Suriye plakası takılan araçlarla Suriye'deki muhaliflere gönderiliyor.

Cilvegözü'ndeki araç da bu şekilde yüklendi ve intihar sevk edilmek için harekete geçerken sınır kapısında infilak etti.

Patlamada ölenlerin çoğu HSO mensupları..

Batı Kürdistan'a gözdağı

Osmanlı'yı ihya etmek Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ikilisi Suriye'de umduklarını bulamadı kları gibi Batı Kürdistan'daki siyasal gelişmeler karşısında şaşırıp kaldılar ve Rojava'ya karşı komplolara giriştiler.

Ankara Suriye Kürtlerini kendisi için tehdit olarak görüyor. Birleşik Arap Emirliklerinde bir foruma katılan Tayyip Erdoğan 25 Şubat günü dönerken uçakta verdiği mülakatta şunları söyledi:

“Suriye'nin kuzeyinde, otonom, legal, illegal bir oluşum bütünlüğü bozar. Biz bütünlüğü bozan herhangi bir oluşuma müsaade edemeyiz. O olduğu zaman farklı bir sıkıntı meydana gelir. Bizim, Kuzey Irak'taki sınırımızla burayı birbirine karıştırdığımız zaman burası 1'e 3. Tamamı PYD'nin sınırı değil, ama bunların içinde Arapların egemen olduğu bölge var, Türkmenlerin egemen olduğu bölge var. Kürtlerin içerisinde PYD yapısında olan da var, olmayan da var. Böyle bir yapı var, yeknesaklık yok. Orada çok ciddi sıkıntılar meydana geliyor."

Ahlul Beyt News Agency ABNA'nın (Ehlibeyt Haber Ajansı'nın) bildirdiğine göre, geçtiğimiz günlerde Kürt Yüksek Konseyine bağlı Asayiş birimlerinin yaptıkları çalışmalar sonucunda Kobani'de yaşayan Azadi Partisi üyesi Mahmut Kerho'nun ev ve iş yerinde yapılan aramada Türkiye'de 2012 yılı Aralık ayında yapı lan bir toplantıya ait belge bulundu. Batı Kürdistan'ı hedef alan bu toplantıya Suriye muhaliflerinden çeşitli silahlı gruplar ile bazı Kürt örgütleri katılmışlar.

Türkiye'nin tertiplediği Rojava (Batı Kürdistan) konulu "Urfa Toplantısı”nda bazı kararlar alındığı ortaya çıktı.

Uygulama Planı

Belgede yer alan bilgilere göre, yapılan tartışmalarda askeri, sağlık ve yardım komiteleri oluşturma kararı alındı. Bu komiteler için ayrıca bir uygulama planı çıkarılmış:

"Askeri komite kısa süre içinde Serêkaniyê'den Derik'e kadarki bölgeyi içine alan ve Cezire olarak adlandırılan bölge ile Afrin ve Kobani'de 18 tabur ve tugay oluşturulacak. Oluşturulan bu tabur ve tugaylar belirtilen alan içinde etkinliğini arttırmaya çalışacak. Etkinliğin kurulması için zaman geçirilmeden Afrin, Bab, Mumbic, Cerablus, Şêxler ve Cezire alanlarında komutanlıklarının oluşturulması planlanıyor. Bu komutanlıklar aynı zamanda bölgede oluşturulacak silahlı grupların silahlarını da temin etme görevi yapacak."

Bu kararın etkili uygulanabilmesi için Türkiye ile iletişimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerektiğine vurgu yapılıyor. Bunun için bölgede yararlanılan telefon baz istasyonlarının onarılmasıyla birlikte yeni baz istasyonlarının kurulması kararlaştırılıyor.

Sınır Kapıları ve Petrol

Toplantıya dair diğer önemli ve dikkat çekici bir nokta sınır kapılarını ilgilendiriyor: Tılabyad, Cerablus ve Kobani'deki sınır kapıları silahlı gruplara ve oluşturulacak tugay ve taburlara silahların ulaştırılması için açık tutulacak ve bu grupların denetiminde olacak. Bu kapılardan ayrıca silahlı grupların çatışmalar sırasındaki yaralıları veya cenazeleri de Türkiye'ye ulaştırılacak.

Belgede alınan başka bir karar bölgede çıkarılan ham petrolü konu alıyor. Bu petrolün işlenmesi için seyyar rafine merkezlerinin kurulması planlanıyor ama tasarının başarılamaması halinde petrolün işlenmesi için komşu ülkelere aktarılması sağlanacak.

Suudi Din Adamlarına Görev

Belgede, toplantıda yer alıp almadıkları belirtilmemekle birlikte, Suudi Arabistan din adamlarına da bazı görevler verildiği görülüyor. Suudi Arabistanlı bazı din adamlarına bölgedeki yetim, dul kadınlar ve sakatlara sahip çıkma görevi verilecek. O din adamları bölgede kuracakları bir komite ile bu görevlerini yerine getirecek.

Kerho'nun evindeki belgelerde, toplantıya Kobani'li Dr. Bahtiyar, Şeyh Ahmet Hemê, Mustafa Bekir Hesen, Alaaddin Ahmet Hamam'ın da katıldıkları ortaya çıktı.

Navaf Al Beşir

Navaf Al Beşir'in yaptığı bir konuşmaya da dikkat çekiliyor. Navaf Al Beşir, Kobani'den Derik'e kadarki alanların hepsinde gruplarının bulunduğunu belirtmişti. Kürt kaynakları, Navaf Al Beşir'in bu konuşmasının ardından, önce Derbisiyê'de, ardından geçtiğimiz günlerde Derik ve Gırkê Legê civarında bazı Kürt partileri tarafından peşmerge gücü ve birlik oluşturma adıyla yapılan çalışmalara dikkat çekiyor. Ele geçirilen belge ile birlikte söz konusu faaliyetlerin toplantının bir sonucu olduğu şeklinde değerlendiriliyor.

Toplantıdan sonra hız verilen örgütlenme çalışmalarıyla birlikte silahlı çete gruplarının üçüncü kez Türkiye'den Serêkaniyê'ye girerek halka saldırmalarının bu planın bir parçası olduğu ifade ediliyor.

Ankara'nın organize ettiği binlerce çete mensubu 16 Ocak 2013 günü ağır silah ve tanklarla Serêkaniyê'ye saldırıda bulunmuştu.

Temmuz 2012'de kurulan ve kısa bir süre önce ordulaşma kararı alan Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile bu gruplar arasında 15 gün boyunca şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. Bu çatışmalar sırasında YPG güçleri biri Fransız iki ambulans, çok sayıda silah ve diğer mühimmatlara el koymuştu. Ağır kayıplar vererek, Türkiye ile sıfır noktada bulunan mahallelere gerileyerek kuşatma altına alınan gruplar, ateşkes ve görüşme talebinde bulunmuşlardı.

Salih Müslim: Şiddetin tırmanmasından Türkiye sorumlu

Paris'te bir basın toplantısında konuşan Rojave Kurdistan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim, "Türkiye devrimi yolundan saptırdı, askerileşmesini sağladı. Cihatçı gruplara destek oldu" dedi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin çok açık biçimde Suriye'nin içişlerine karıştığını belirten Müslim, "Kendi çıkarları doğrultusunda durum üzerine etkide bulunmaya çalışıyor. Ankara Suriye muhalefetine desteğini, Kürtlerin hareketten dışlanması şartına bağladı" diye ekledi.

Türkiye'nin kullandığı gruplar arasında cihatçı El Nusra'nın bulunduğuna işaret eden Müslim, bu grubun Türkiye'de eğitim üslerinin bulunduğuna dikkat çekti. Müslim, dış muhalefet olarak tanımladığı Suriye Ulusal Koalisyonu'nun "Türk rejimi ile geniş ilişkiler içinde olduğunu ve Kürt Yüksek Konseyi ile görüşmek istemediğini" söyledi.

Müslim ayrıca Başar Al Esad rejiminin düşmesi için Hür Suriye Ordusu ile koordinasyon içinde olacaklarını dile getirdi. Müslim, Suriye'deki sorunun askerileşmesine karşı olduklarını söylerken, "Bizim yaptığımız farklıdır, meşru savunmadır" dedi.

Kuzey Kürtleri Batı Kürdistan halkını yalnız bırakmıyor. Onlara yardım için geniş bir yardım kampanyası başlatıldı. Aşağıdaki kampanyayla ilgili verilen ayrıntılar, kanaatimizce gösterilen çabaların yaygınlığından çok Kuzey'deki toplumun örgütlülük düzeyini ve örgütlenme bilincini yansıttığı için önem taşıyor.

Sol'un eskiden beri önde gelen şiarlarından birisi örgütlenmedir. “ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIR” sloganı temel sloganlarımızdan biridir.
İşte Kürt halkı da kölelikten kurtulma mücadelesinde örgütleniyor. Bu örgütlenme sadece siyasal alanda değil. Hayatın her alanında.

Bismil Belediye Bşk. Cemile Eminoğlu

K. Kürdistan'da “Gün aşımızı paylaşma günüdür” Rojava'ya yardım kampanyası açıldı.Bismil Belediyesi Rojava için yardım kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında belediye önünde kurulan yardım standı önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Bismil Belediye Başkanı Cemile Eminoğlu ve çok sayıda kişi katıldı. Basın açıklamasını okuyan Bismil Belediye Başkan Yardımcısı Songül Kaptan, Rojava'da devam eden savaş nedeniyle başta Kürtler olmak üzere halkların açlığa mahkûm edildiğini belirterek, "Bismil halkı olarak daha önce Van halkıyla yaptığımız yardım dayanışması gibi aynı duyarlılıkla Rojava halkı için yardımlarınızı ve desteklerinizi bekliyoruz" dedi.

Diyarbakır Büyükşehir, Bağlar, Sur, Yenişehir, Kayapınar, belediyelerinin başlatmış olduğu yardım kampanyasına Bismil Belediyesi olarak katıldıklarını ifade eden Songül Kaptan, "Başlatmış olduğumuz yardım kampanyasına herkesin desteklerini bekliyoruz. Yapılacak yardımlarınız Nusaybin Belediyesi aracılığıyla Afrîn, Qamışlo, Amûde, Serêkaniyê ve Halep'teki kardeşlerimize ulaştırılacaktır. Rojava'daki halkların aciliyet arz eden temel ihtiyaçları çocuk maması, kuru gıda (pirinç, bulgur, tuz, çay, şeker, makarna, nohut vs), çocuk bezi, kadın pedi. Herkesin desteklerini bekliyoruz" diye konuştu. Ardından burada söz alan Bismil Belediye Başkanı Cemile Eminoğlu, yardımların düzgün toparlanması için belediye bünyesinden bir komisyonun kurulduğunu kaydederek, yapılacak yardımların kayıt altına alınacağını belirtti.

Bingöl'de (asıl adı Ermenice Çapakçur) İHD şubesinde bir araya gelen demokratik kitle örgütleri Rojava halkı için yardım kampanyası başlattı. İHD Bingöl Şubesi'nde başlatılan kampanya için BDP Bingöl İl Örgütü, İHD Bingöl Şubesi, KESK bileşenleri, Makine Mühendisleri Odası Bingöl Temsilciliği, İnşaat Mühendisleri Odası Bingöl Temsilciliği, Bingöl Üniversitesi Öğrenci Derneği (BÜO-DER), MEYADER Bingöl Temsilciliği katıldı. Ortaklaşa düzenlenen toplantıda sivil toplum kuruluşları adına açıklama yapan İHD Bingöl Şube Başkanı Mehmet Can İnce, "Suriye'de hem insani hem de politik olarak büyük kayıplara yol açan savaş Suriye halklarını ciddi bir trajediye sürüklemiştir" diyerek, şöyle devam etti. "Suriye Kürt bölgesine insani yardım götürmek ve bunun önündeki engellerin kaldırılmasını talep etmek her şeyden önce insani bir tutumdur. Ortadoğu'da ikinci bir Gazze'ye kimsenin seyirci kalma lüksü yoktur. Biz sivil toplum örgütleri olarak bu yardım kampanyasını Bingöl'de de başlatmış bulunuyoruz. Öncelikli ihtiyaç malzemelerini kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz; kuru bakliyat, un, pirinç, yağ, çay, şeker, çocuk bezi, çocuk maması, kadın ihtiyaç malzemeleri, ağrı kesici, antibiyotik gibi temel ihtiyaçlar önceliklidir."

Mardin'in Kızıltepe (Qoser) ilçesinde bir araya gelen BDP Kızıltepe İlçe Örgütü üyeleri, Eğitim Sen Kızıltepe Temsilcisi Baran İlhan, Kızıltepe Belediye Başkan Vekili Haşim Baday, Kızıltepe Belediye Başkan Yardımcısı Burhan Kurhan, Kızıltepe Ticaret Odası 2. Başkanı Beşir Dündar ve DİSK Genel-İş Sendikası Kızıltepe Temsilcisi Şakir Şahin'den oluşan heyet, esnafları dolaştı. Rojava halkı için devam eden yardım kampanyasını daha da genişletmek ve toplanan yardımları sağlıklı bir şekilde yerine ulaştırmak için aralıksız bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor. Toplanan yardımlar her hafta Perşembe günü Nusaybin (Nisebin)den geçerek Qamişlo'ya ulaştırılıyor.

Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesi Gaziler Mahallesi'ndeki Gaziler Halk Evi'nde (Mala Gazîlera) Rojava'daki savaşa dikkat çekmek ve yapılan yardım kampanyalarına destek vermek için basın açıklaması yapıldı ve Kuzey Kürtlerinin Batı Kürtlerine sahip çıktıkları belirtildi.

Siirt'te "Rojava halkına insani destek verelim, insanlığı yaşatalım" sloganıyla başlatılan ve kentteki 25 STK tarafından desteklenen kampanyaya ilişkin Belediye Başkanı Selim Sadak, BDP, İHD, Barış Anneleri İnisiyatifi, Siirt Barış Meclisi, HDK Siirt Meclisi, Siirt Tabip Odası, Siirt Barosu, MKM, TUHAD-DER, KESK bileşenleri, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Fıstık Üreticileri Birliği, Mahalle Muhtarları, Çiftçi Mallarını Koruma Derneği, Belediye-İş, İl Genel ve Belediye Meclis üyeleri katıldı.

Selim Sadak Rojava halkına dayanışma elini uzattıklarını söyledi. Sadak, özellikle Qamişlo, Afrin, Halep, Serêkaniye kentlerindeki halkın durumunun içler acısı olduğunu ifade ederek, yardımlar için tüm girişimlerde bulunacaklarını ve özellikle gıda malzemeleri, çocuk bezi ve çocuk maması gibi temel ihtiyaçlara dönük bir yardım kampanyası yürüttüklerini ifade etti. Sadak, yardımların belediye bünyesinde toplanacağını da sözlerine ekledi.

BDP Yüksekova (Gever) İlçe Örgütü binasında, Rojava'ya yapılacak yardımlara ilişkin toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya; Yüksekova Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Seven, BDP İlçe Başkanı Nail Durmaz, BDP Esendere (Bajirge) Belde Örgütü yönetimi ve belediye meclis üyeleri, KURDİ-DER, Gever Kültür Merkezi, TUHAD-FED, KESK, DİSK, MEYADER temsilcileri, Şoförler Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, il genel meclisi üyeleri katıldı. Toplantı ya katılan kurum ve kuruluşlar adına .açıklama yapan Esnaf ve Sanatkâr Odası Başkanı İrfan Sarı, Rojava'da yaşayan halkın durumuna dikkat çekerek, "Bilindiği üzere 2 yıldan bu yana süren bir iç savaş var. Sürdürülen bu savaşın yeri Suriye'dir, yani Rojava'dır. Kural tanımayan bu savaşta ölen insanların sayısal çoğunluğu artık kamuoyu tarafından adeta kanıksanmaktadır. Oysa büyük bir insani trajedi yaşanıyor. Tüm dünyanın gözleri önünde sürdürülen bu savaşın görülmemesi ve bu savaşa duyarsız kalınması yaşanmakta olan trajedinin artmasına neden olmaktadır" dedi. "Yerinden yurdundan mülteci konuma düşmüş Suriye halkının, bu akıl almaz savaşta korunması tüm dünya halklarının asil görevidir" diyen Sarı, "Bu halk şu an açlık ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Burada yaşayan halkımıza desteklerimizi yapmak bizim de asli görevlerimizin arasında bulunmaktadır" diye belirtti.

Sarı, şu çağrıda bulundu: "Sürdürülen savaşı n kışkırtıcılığını yapan ülkelerin kendine bu anlamda çeki düzen vermesi ve bu ülkenin iç işlerine müdahil olmaması gerektiğini hatırlamak gibi bir görevimiz de bulunmaktadır. Sürekli kan ve ölüm politikaları geliştirmekte dünyayı bir cihan harbi eşiğine getirmek gibi bir sonuca varılır ancak. Buradan dönmek ve Suriye halklarına yaşatılan bu zulümden uzak durmak gerekiyor. Bu vesileyle yereldeki bütün halkımıza, meslektaşımıza, esnaf ve zanaatkârlara, tüccar ve sanayicimize çağrı yapıyoruz. Orada mezalim altındaki halkımıza desteklerinizi esirgemeyiniz."

Belediye önünde çadır kuruldu. Kayıtla alınan yardımlar daha sonra Rojava'ya gönderiliyor.

Roboski köylülerinden Rojava’ya yardım

Kuzey’den Türkiye, Güneyden Suriye devleti ve İslamcı güçler tarafından kuşatılmış, tecrit edilmiş olan Batı Kürdistan halkına Kuzeyi kardeş halkınca başlatılan yardım kampanyasında Roboski ve Bijuh köylüleri de katıldılar. Köylerinde ürettikleri besin maddelerine ilaveten Uludere’den (Qılaban) satın aldıkları yiyecekleri Rojava’ya gönderilen yardım kamyonlarına teslim ettiler.

Yapılan açıklamada şöyle denildi: Kürt Rojava'da da kendi yaşamını kendisi yönetmeye başlamıştır. Bir kere daha Kürt halkı kimseye muhtaç olmadan kendi yaşamını örgütleyebileceğini göstermiştir. Fakat emperyalizm ve ortağı Türkiye, hatta sonra bu duruma Kürt Federe yönetimi de dahil olmuştur. Rojava’nın kendi yaşamını kurmasını engellemek için sınırları kapadılar. Bugün kardeşlerimizin karşısına çıkıp, "Siz özgür yaşam istiyorsanız, biz de sizi aç bırakır ve hastalıklarla sizi kırarız diyorlar."

Tüm bu saldırılara karşı, sınırların bir anlamı olmadığını vurguluyor ve birliktelik çağrısı yapıyoruz:

"Bugün her tarafta Rojava'ya dayanışma eli uzatılmış, dayanışma kampanyaları sınırlara inat başlatılmıştır. Bugün biz de Roboski'den Rojava'ya dayanışma elimizi uzatıyor ve dayanışma kampanyasını başlatıyoruz."

Roboski'li çocuklar bu dayanışmayı büyütmek için, en az büyükleri kadar çalıştılar. Kısa bir Şlm ile de bir taraftan yardım toplarken diğer taraftan bu dayanışmanın büyütülmesi için tüm kamuoyuna çağrıda bulundular. Çocuklar, "Biz de Roboski'li çocuklar olarak, dayanışma elimizi Rojava'ya uzatıyoruz" dediler.

Not: Yukarıda özetini okuduğunuz haber ve çağrı Roboskililer tarafından yazılmıştır. Anadillerini sadece konulan, anadilden okuyup yazma bilmeyen, çoğunun öğrenimi Türk ilkokulunu geçmemiş, geri kalan kısmı o kadarını da görmemiş köylülerin gençleri tarafından yazılmış metin dergimizin redaksiyonu tarafından yapılan ufak tefek dil değişikliklerine rağmen tamamen onlara aittir.