“Kemal kuşu” Sabiha Gökçen

Charlie Chaplin'in yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmlerden “Monsieur Verdoux” onun baş eserlerinden biridir. Batının hukuk jargonunda “1. Derece cinayet” bizde ise “Taammüden cinayet” denilen suçlarından dolayı idama mahkûm edilen eski bankacı Verdoux'ya son sözü sorulduğunda şöyle der: “Barışta bir insan öldürürsünüz, sizi giyotine gönderirler, savaşta bir bomba atarsınız, bin kişiyi öldürürsünüz, sizi kahraman yapıp, madalya takarlar.”

1 Haziran 2012'de yayın hayatına başlayan “Kürt Tarihi” dergisinin Aralık 2012 sayısında Ahmet Emin Yalman isimli Tan Gazetecisinin Sabiha Gökçen'le yaptığı mülakattan bir bölüm yayınlandı. Gökçen'in insanları kitle halinde öldürmekten ne kadar haz duyduğunu anlatırken söyledikleri bana Chaplin'in sözlerini hatırlattı. Bir yıl önce aynı sözleri Gökçen Başaran İnce “Birikim”de yayınlamıştı.

 

Tan ve Yalman Dersim olayları sırasında Türk basınını ağzı bozuk, saldırgan ve cani koçbaşıydı. Bu konuda büyük dalkavuk Yunus Nadi'yi ve gazetesi Cumhuriyet'i bile geride bırakmıştı.

Bir örnek verelim: Ahmet Emin Yalman “Kemal kuşları geliyor” başlıklı haberinde şöyle diyordu: “'Kemal kuşları geliyor!' Hava Kuvvetleri Tunceli’ne varınca böyle bağrışıldı… Dersim’in 3000, 4000 metre yükseklikteki tepelerine sığınan cahil ve iptidai insanlardan her gün böyle haberler geliyor… Son günlerde teslim olan ağalardan 90 yaşındaki Kamer, en nüfuzlu reislerden biridir. ‘İdare’ diye bir lakabı da vardır. Akıllıların akıllısı sanılan bu adam ömründe Elaziz’e ayak basmamıştır. Hiçbir zaman otomobil görmemiştir. Adamları arasında tekerlekli vasıta ne olduğunu bilmeyen ve iptidai mağaralarda çobanlık devrinin hayatını geçiren zavallı adamlar vardır.” [22 Haziran 1937, Tan]

Biliyorsunuz, Sabiha Gökçen'le sanki marifetmiş gibi “dünyanın ilk kadın savaş pilotu” diye övünürler. Ne yapmış Sabiha Gökçen? Dersim havalisindeki köyleri ve köylüleri bombalamış. Türk basını tarafından 'Kahraman Türk Kızı', 'Türk'ün Kanatlı Amazonu' ilan edilmiş.

Dersim katliamı esnasında basında özellikle iki isim öne çıkarılır. Birisi 8. Kolordu. Komutanıyken 1936'da Tunceli Valiliğine, Dördüncü Umumi Müfettişliğe atanmış Abdullah Alpdoğan'dır. Yani hem mülki hem de askeri tek adamdır; o kadar da değil, tek parti despotizminin partisi CHP'nin, parti faaliyet ve teşkilatının da yüksek murâkıp ve müfettişidir. Alpdoğan Koçgiri katili, İzmir kundakçısı, İzmit linççisi Sakallı Nureddin Paşa'nın damadıdır ve Koçgiri katliamına zabit olarak katılmıştır ve Koçgiri'den beri “sıranın Dersim'de olduğunu” düşünen adamdır.

Zamanın devlet emrindeki matbuatının öne çıkardığı, hatta, cazip kılarak tanıttığı kişi Sabiha Gökçen'dir. Asri Türk kızına örnek gösterilir. Asi, haydut ve vahşi Kızılbaş Kürt Seyit Rıza bu Türk kızının önünde boyun eğmiştir.

Ulu Önder'in bu şımarık kızının insan öldürmekten ne denli haz duyduğunu duymak istiyorsanız Yalman'a verdiği mülakatta söylediklerini okuyun. Büyük bir zevkle Dersim'deki insanları nasıl bombaladığını, canlı hedef insanları uçağın makineli tüfeğiyle nasıl taradığını şöyle anlatıyor:

“…Dersim'deki uçuşlarım daha heyecanlı olmuştur. Bir iki defa pilot, fakat ekseriyetle rasıt (rasatçı) olarak uçtum. Böyle vaziyetler insan harp heyecanını rasıt mevkiinden daha iyi duyuyor. İnsan evvela bombalarını atıyor, bunlar bittikten sonra canlı hedefler görürse, makineli tüfeğe müracaat ediyor. Dersim’de ilk bombardımanımın heyecanını unutamam. Cekizeken civarında asilerin topluluğunu haber alıp grup halinde hareket ettik. Ben elli kiloluk bombalarımı grup halinde kaçanlar üzerine attım, isabeti gözümle gördüm ve vazifeden avdette heyecanlı dakikalar geçirdik. …Dersimde uçuş çok heyecanlı idi. Dar boğaz gibi vadiler aşıyorduk… Muhasama meydanında canlı hedef üzerine bomba atmak insana hiçbir acımak hissi vermiyor. İnsan yalnız vazifesini görmek için, aramayı, vurmayı düşünüyor.” [Bayan Sabiha Gökçen'le Görüştük, 21 Ağustos 1937, Tan]