Roboski emrini veren hâlâ kendini gizliyor

Şırnex'a bağlı Qılaban'ın (Uludere'nin) Roboskî (Ortasu) ile 540 haneli Beju (Gülyazı) köylüleri koruculuk ve sınır ticareti dışında geçim kaynakları olmayan iki köyün sakinleriydiler. Tam 1 yıl önce, 28 Aralık 2011'de, Roboskî'de toplu kıyım yaşandı.

Savaş uçakları "sınır ötesi operasyon" adı altında çoğunluğu çocuk 34 sivili bombalayarak öldürdü. İnsansız hava araçları bombardıman emrini verenlere rehberlik etti.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu olaya "koordinasyon eksikliği"nden diye uyduruk bir açıklama getirdi. Mecliste incelenen fotoğraflarda bombalanması emredilen grubun silahlı olmadığı, katır yükleriyle ticari bir köylü kafilesi olduğu belliydi. Çünkü yükler bidonlarla akaryakıttı.

Bombardıman emrini kim vermişti?

 

Bir yıldır siyasi sorumluluk makamından yanıt çıkmadı. “Ben emrettim” diyecek ve sorumluluğunu ikrar edecek cesaret sahibi sivil veya asker çıkmadı. Çıkmayacak da.

Oysa o şahsın hayranı ve yağdanlığı olanlar hariç herkes emir ita makamının kim olduğunu biliyor. O zat insansız gözetleme uçaklarının görüntülerine aldırmadı, aldığı istihbarata göre Bahoz Erdal (Fehman Hüseyin) grubun içindeydi. Kafilede, değil 34 kişi, 534 kişi bile bulunsaydı, o şahıs “hepsini öldürün” emrini verecekti. Kolay mı, tarihe Bahoz Erdal'ı öldürmüş kahraman olarak geçecekti. Vatan kurtaran aslan olacaktı. Bundan daha âlâ siyasi yatırım mı olurdu?

Tayyip Erdoğan sık sık bir TV kanalında ısmarlama programa çıkar. Karşısına saksı gibi dizilmiş beşuş ve mültefit gazetecilerin çanak sorularına cevap verir. Bu kez de Star ve NTV ortak yayınında boy gösterdi. “Kardeşim Ferit Şahenk” dediği işadamının sahibi olduğu Doğuş Holding'e ait iki TV kanalı adına Uludere'yle ilgili olanında mutadı veçhile mugâlata yaptı, meselenin yargıya intikal ettiğini, henüz sonuç alınamadığını söyledi. “Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim” dedi. Bekleyelim bakalım, kıyamete kadar bekleyelim.

Meğer Tayyip Erdoğan “siviller öldürüldü” sözüne pek hiddetleniyormuş: İkide bir sivil vatandaş diyorsunuz. Terör örgütü mensubu da sivildir. O görünüm altında teröristtir. Bekleyelim yargı kararını bir görelim. Meclis araştırma komisyonu da araştırdı, neticesini açıklayacak. Bunu görmeden sivil sivil diye geliştirdik. Beyin yıkama bu… Varsa yoksa Uludere. Genelkurmay başkanı üzüntüsünü belirtti, sorumluluğunu yerine getirdi. Komisyon da çalışıyor, çalışma sonucunda netice neyse onun üzerine gideceğiz, milletin huzurunu kimse kaçırmasın. Kan ölüm üzerine konuşmasın.”

Hayır, Tayyip Erdoğan; demokrasiyi ve insan haklarını savunanlar, milletin huzurunu değil, ama senin huzurunu kaçıracaklar ve olayın peşini bırakmayacaklar.

Ekleyelim ki, sorun ne tazminat, ne de özür dileme meselesidir (zaten mağdur olanlar tazminat paralarını da almadılar, almayı reddettiler), sorun öldürme emri verenin açığa çıkarılmasıdır. Toplum önünde teşhir olmasıdır.

Eğer o emri veren zatınız idiyse (ki suçlu açığa çıkmadığı için, pek çok kimse öyle söylüyor), adalet arayanlar sizin de peşini bırakmayacaklar. İleride hayattan göçmüş de olsanız, birileri çıkıp hakikati açıklayacaklar. Bu tür önemli olaylar ebediyen gizli kalmaz, mutlaka ortaya çıkar.