“Sayın Başbakanımız böyle istedi”

  • Yazdır

ÇAYKUR'a ait Rize Taşlıdere Çay Fabrikası arazisinin Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'ne devredilmesinden sonra fabrikaya yaş çay veren müstahsillerinin yaşadıkları 9 mahallenin sakinleri kapatma kararına tepki gösterdiler.

Fabrika bahçesinde toplanan 200 kadar kişi adına açıklama yapan Rize Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Erbaş, fabrikanın kapatılmasına karşı olduklarını söyledi. Taşlıdere fabrikasının tarihi bir fabrika olduğunu anımsatan Erbaş, "Fabrikanın başka alanda yeniden inşa edilmesini ve isminin yaşatılmasını istiyoruz. Çaykur bizim malımızdır. Bir çakıl taşının dahi kaybolmasına izin vermeyiz. Fabrikanın kapatılarak makinelerinin, işçilerinin başka fabrikalara nakledilmesini değil, yerine yeni fabrika yapılmasını istiyoruz. Çaykur varsa üretici vardır, yoksa üretici yoktur" dedi.

Taşlıdere Fabrikasının tarihi bir fabrika olduğunu hatırlatan Erbaş, “Bu fabrikamızdan bu bacılarımız, bu kardeşlerimiz çaylarını bu fabrikaya satıp bu fabrikanın veznesinden paralarını almış, bir aile yuvası sıcaklığı içinde burada bu fabrikayı bir tarihi fabrika olarak her zaman yaşatmak istemişlerdir. Bundan daha doğal bir hak olabilir mi!” diye konuştu.

Taşlıdere Çay Fabrikası Üreticileri adına yazılı açıklama yapan Yaşar Papaker ise “Sayın Başbakanımız böyle istedi. Her iki kuruluşumuzu da kaldıracağız ve başka yere yerleştireceğiz. Tıp Fakültesi Taşlıdere'ye doğru uzanacak ve Tıp Fakültesi kampüsü burada olacak” dedi. Bu arada grup Rize'ye gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın geçeceğini düşündükleri Karadeniz Sahil Yolu'nu ulaşıma kapatmak istedi. Yola doğru yürüyüşe geçen grubu polis engellemeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Eylemciler "Yol kesilecek" diyerek Karadeniz Sahil Yolu'nu ulaşıma kapattılar. Gruptaki bir kişi yoldan geçen iş makinesinin üzerine çıkarak kalabalığı yönlendirdi. Bu sırada devreye giren Çevik Kuvvet ile grup arasında arbede yaşandı.

Arbede esnasında Papaker soyadlı bir başka kişi, Basriye Papaker adlı yaşlı bir kadın Çevik Kuvvet ekip amirine “Yavrum bize mani olmayın. Fabrikaya ihtiyacımız var. Bizi komünist mi edeceksiniz? Başbakan'ın memleketinde bu olamaz" dedi. Daha sonra protestoya devam için AKP Rize İl Başkanlığı'na yürümek isteyen grup, polisçe engellendi.

HEY işçileri on aydır hak arıyor

Çoğu kadın 420 HEY Tekstil işçisi, 9 fiubat 2012 günü işverenleri Aynur ve eşi Süreyya Bektaş tarafından işten çıkarılmışlardı. Aynur Bektaş hâlen TOBB Kadın Girişimleri Başkanı olan Aynur Bektaş üstüne üstlük istihdam yarattığı için 2010 Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Üstün Hizmet Ödülüyle mükâfatlandırılmış bir iş kadını.

İşçiler üç aylık ödenmemiş maaşlarını ve kıdem tazminatlarını alabilmek için yani 9 Şubattan beri yani tam 10 aydır fabrika önünde, TOBB önünde veya sokaklarda eylemdeler Tazminatları ve hakları ödenmeksizin işlerinden çıkartılan Hey Tekstil işçisinin her gün yeni bir eylem biçimiyle süren direnişleri 288'inci gününe girdi. Açtıkları davaları bir bir kazanan işçiler karşılarında borçlarını ödeyecek hiçbir yetkili bulamazken, hükümet ise kulağını tıkamaya devam ediyor.

Tekstil emekçileri Güneşli'de bulunan HEY Tekstil fabrikasının önünde sürdürdükleri direnişlerini TOBB önüne taşıma kararı almıştı. Bunun üzerine Hey tekstil patronlarından Aynur Bektaş'ın TOBB'un Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı olması nedeniyle işçiler son bir haftadır Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) İstanbul Levent'teki genel merkezi önünde bir araya gelip seslerini duyurmaya çalışıyor. Burada sürdürülen eylemlerde işçilerin zaman zaman polisin gazlı, coplu sert müdahalesine maruz kalması ana akım medyaya dahi yansıyan görüntüler arasında yer aldı.

Konuyla ilgili açıklama yapan işçiler “Aynur Bektaş'tan çaldığı haklarımızı istiyoruz," diyorlar. Aynur Bektaş'ın sermayesine yeni sermayeler katarak büyürken, girişimcilere örnek bir şahsiyet olarak pazarlanırken işçilerin geçim sıkıntısı içinde olduklarını söylüyorlar.

Patronlarının alın terlerini çalmasının üzerinden üç mevsim geçtiğini kaydeden işçiler, “Haklarımızı çalanlar için bugüne kadar kılını kıpırdatmayan yargısı, polisiyle devlet sıra biz haklarımızı istemeye gelince 30 işçinin karşısına onlarca polisi çıkarıp saldırabiliyor” diyorlar.

420 Hey Tekstil işçisinin patronlarına, onları destekleyen sermaye örgütlerine ve siyasi partilere karşı haklılıklarından aldıkları güçle direnişlerini büyüterek sürdüreceklerinin altını çizen işçiler, Aynur Bektaş'tan haklarını istediklerini, kendilerini görmezden gelen, Disney, Esprit, Timberland gibi büyük markalara merdiven altında üretim yapan Aynur-Süreyya Bektaş'tan üç aylık maaşlarını, kıdem ve ihbar tazminatlarını almadan susmayacaklarını ve eylemlerini sürdüreceklerini söylüyorlar.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ‹stanbul fiubesi Başkanı Av. Taylan Tanay ise Hey Tekstil işçilerinin zorlu bir mücadele verdiklerini belirtiyor. Tanay, 3600 işçiyi çalıştıran ve haklarını vermeyen Aynur Bektaş'ın işçilerin hakları konusunda hiçbir polisin, güvenlik görevlisinin müdahalesi ve sorusu olmazken şimdi buraya çevik kuvvet ve sivil polis yığını yapılmasını kınadıklarını belirtti.

TOBB üyeleri ve güvenlik güçlerinin işçi ve emek düşmanı tavrını protesto ettiklerini belirten Tanay, ÇHD İstanbul Şubesi olarak daima işçilerin haklı mücadelesinin destekçisi olacaklarını söyledi.

Tanay şirketin mali sıkıntı içine düşmesiyle 2010 yılından başlayarak kademeli olarak başta İstanbul olmak üzere, Batman, Nevşehir, Kastamonu, İzmit, Çankırı gibi illerde yaklaşık olarak 3600 işçinin iş sözleşmelerinin feshedildiğini dile getirdi. Tanay son olarak ise Şubat 2012 tarihinde 420 işçinin işine son verildiğini sözlerine ekledi.

İşçilerin başta Bakırköy İş Mahkemesi olmak üzere birçok mahkemede dava açtıklarını kaydeden Tanay, bunların büyük bir bölümünün tazminat, geriye kalan bölümünün ise işe iade davaları olduğunu dile getirdi. Tanay sonuçlanan davalara göre, mahkeme işçilerin haksız yere işten çıkarıldıklarına, işlerine iade edilmeleri gerektiğine hükmetmesine rağmen fabrikada üretimin durması nedeniyle ellerinde yalnızca kazanılmış mahkeme ilamı kaldığını söylüyor.

Öte yandan, devleti, işçiyi ve kendisine iş yapan atölyeleri dolandıran Aynur Bektaş'ın en son “borç benim değil kocamın” dediği öğrenildi.

Aynur Bektaş ile Süreyya Bektaş'ın sahibi oldukları inşaat, bilişim, turizm gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Hey Grup bünyesinde en büyük iş alanı tekstil ve hazır giyimdi. İki eski bankacı olan Bektaş çifti, emekli olup 40'lı yaşlarından sonra ticarete girmişlerdi.

Hey Tekstil, uluslararası büyük markalara tişört, pantolon, elbise gibi tekstil ürünleri üretiyordu. Zamanla Hey Travel ismiyle turizme, Hey Dış Ticaret şirketiyle de çok yönlü ihracat atağına kalkıştılar.

Son 15-17 yılda büyüdüler, yıllar içinde ciroları 200-400 milyon doları buldu. Aynur Bektaş, girişimcilik ve başka dallarda birçok kez ödüller aldı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'ne (TGSD) ikinci kadın başkan olarak seçilen Aynur Bektaş'ın kurduğu fabrikayı İstanbul'daki atölyeler, birkaç yıl içinde de Doğu'da Güneydoğu'da sadece kadınların çalıştığı tesisler izledi.

Ancak daha sonra, yaklaşık 5 bine yakın insan çalıştıran Hey Grubu'nun Başkanı Süreyya Bektaş'ın başta hayali ihracat olmak üzere pek çok suçtan suçlandığı öğrenildi. Olay yargıya intikal etti ve Süreyya Bektaş'ın hayali ihracat davası sürüyor. Bu nedenle işçiler davalarını kazansa dahi alacaklarını tahsil edememe riski ile karşı karşıyalar.