Ölüm Meleği

Bülent Arınç yine yaptı yapacağını. Şu sıralar çok sık yapıyor. AKP'nin on yıldan beri aralıksız süren iktidar macerasında en önde olanlara yamaklık etmekle kaldı. Şimdi gider ayak (memleketine çekilip akıllı uslu avukatlı k yapacakmış!) ön almak istiyor. Toplumun da, tek tek insanların da duygularıyla ve iyiliğe hasret kalmışlığıyla oynayarak, tövbekârlığa sığınarak adeta, vicdan avına çıkıyor.

Yaptığı hiç de empati değil. Tövbekarlıkta da ekmek olmadığını görecektir. Diyarbakır cezaevinde daha düne kadar neler olduğunu bilmiyor muydu? Sözünü ettiği o militan kızın başına gelenleri öğrenmekte neden o kadar gecikti? Hem neden, onca bâdireden sonra karşısına gelip oturan o kız? Onun başına gelenlerin kimbilir kaç beterini yaşamış –hatta ölüme yatırılmış– daha binlercesi var.

Arınç bugünlerde kalbinden taşan empati hazinesini kimselere sezdirmeden bunca yıl nasıl yaşadı? Neler eyledi?

Bu işte bir hinlik var!

Ne de olsa bir taşra avukatı işte, başka bir şey değil, ne ki deyip geçmeyin. Kabahat, onda bir değil üç şeymiş gibi ince ya da kaba bir “çıkar yol” arayan gaafillerde…