"Dış düşman" "iç düşman"dan iyidir

Türk devletinin bu çelişkiden kurtulması olanaksızdır.

Bakalım:

“Balyoz Davası” nın 1 numaralı sanığı Çetin Doğan, “İç tehdit dış tehditten önde gelir,” demiş olmakla suçlanıyordu. Oysa doğru demişti, Başbakan’dan veya Kılıçdaroğlu’ndan farklı bir şey söylememişti. Türk Cumhuriyeti zaten “dış düşman” ile uzlaşılarak “iç düşman”ların hakkından gelinmesiyle kurulmuş bir devlettir.

Bunu biraz açalım mı?

Önce Başbakan yanına ordunun tepesini de alarak hududa gitti ve siperden çömelip baktı. Karşı dağlar “dış düşman”dı. Halbuki baktığı karşı dağlar 90 yıl önce “iç” dağlardı. Gördüğü “düşman” ise hâlâ “iç düşman”dı. Ardından Kılıçdaroğlu, “O gidiyorsa ben de gideceğim!” dedi. Haklıydı. Partisi tarafından yönetir diye hayalen kıymet biçildiği için “yurdunu” görme ve sınır siperinden “düşmanına” bakma hakkı vardı. Onun da “dışarı” bakıp gördüğü, “iç düşman”dı. Bu iki siyasi cengâverin baktıkları sınırın ötesi de Kürttü, berisi de. Adına ezelden beri Kürdistan deniyor. Bölünmüş, tabiî. Bölen de, bir devlet kurmasına “büyük düvel” desteği sağlamak için Musul’u veren Türk!

Verirken bakmamıştınız da, göreceğinizi harfi harfine önceden bilerek şimdi ne demeye bakıyorsunuz? Paylaşamadığınız, babanızın malı mı? Başbakan “futbolcu” olduğu için bilmez; bu “memleket”de bir Aleviye başbakanlık koltuğunun asla verilmeyeceğini bilmeden bu işe soyunduğuna göre öteki de bilmez, şu “iç düşman” olayını biz anlatalım.

Türkiye’de “iç düşman” hiç bitmez. İlk “iç düşman” Sırplardı, kısa sürede “dış düşman” (bağımsız) oldular. Sonra Yunanlılar, ardından Mısırlılar, peşinden Sırbistan, Karadağ ve Romanya , yetmedi Bosna-Hersek, Kıbrıs ve Süveyş, arkasından Bulgaristan, devamında Suriye, Lübnan, Irak... Her biri önce “iç düşman” dı, sonra “dış düşman” olup gittiler. Şimdi sıra Kürtlerde. Bugünün “iç düşmanı” Kürtler gitmesinler diye Türkler ne yapacaklarına bi türlü karar veremiyor, zorlanıyorlar. Kürtler giderse Çerkezler iç düşman olacak, sonra Abhazlar, sonra Gürcüler ve Lâzlar... Ve arkasından hepsi peş peşe “dış düşman” olmaya yükselecekler. İşte o zaman Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, içine girip bakacakları bir siper bile bulamayacaklar.

Allah akıl versin!