Gizli mi açık mı?

“Mayın tarlaları” dâvasında kendilerini savunma bâbında, “İsrail’le biz değil, asıl siz gizli anlaşmalar imzaladınız!” diye 2002 öncesi bütün hükümetleri suçladılar. Her fırsatta yere göğe sığdıramayıp rahmetle andıkl arı Özal ve rahlei tedrisinde yetişip bugünlere geldikleri Erbakan’ınkiler dahil.

Doğrudur. Onlar imzalamıştır.

Demek ki kendilerine yakıştıramadıkları bir şeyi başkaları yapmış. Ama diyorlar ki, “Ne olduklarını açıklayamayız. Onlar gizli.”

Yaa..? Demek gizli. Ne demek, “gizli”?

Niçin açıklayamazsınız? Üzerlerine yatıp uygulamaya devam ettiğiniz ve edeceğiniz için değilse ne için?

Hükümetlerin bundan öncesi, daha da öncesi ya da bu şimdiki, tadil edilmişi... Hepsi suça ortaktır.

ABD’nin her türlü kullanımına açık İncirlik üssünün yarım asır önce gizli anlaşma ile kurulduğunu herkes biliyor. İncirlik son yedi yıl boyunca –bu beylerin devri iktidarında– vızır vızır çalıştı, çalışmadı mı? Hâlen çalışmıyor mu? Yani şimdiki hükümetin oluru ve güvencesi altında gizli anlaşmayla çalıştırılmıyor mu? ABD askerlerinin Irak’ta öldürdükleri bir milyon insanın kaç tanesinin günahı (yüz bin mi, seksen bin mi kaçı?) İncirlik’ten kalkan misket bombası ve sair öldürücü malzeme yüklü uçakların boynunadır?

Kabadayı ağzıyla yalan söyleyerek masumiyet iddia etmenin beş para eder değeri yoktur. Hâlen ve hâlâ gizli, açık anlaşmalar yürürlükte ve siz de hükümet ve yani devlet iseniz gizli ya da açık suç ortaklığını kabulleneceksiniz. Söylediğiniz yalanlar gerçeği daha da ayân kılıyor. Hadi kapatmaya kalkın İncirlik üssünü de görelim, gizli anlaşmalarda kimlerin dahli neymiş, ne kadarmış!