NATO’nun “beyin ölümü”

macron-nato-cr“NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a cevaben, Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan, “Sen kendi beyin ölümüne bak” dedi.

“NATOseverliğin” böylesi.

Hatırlayalım: Erdoğan ve Davutoğlu, acilen ilk NATO’yu haberdar ettikten hemen sonra, “Rus uçağının düşürülmesi emrini ben verdim, hayır ben verdim” diye yarışırlarken Putin “Niçin önce bize gelmediniz” diyerek uyarmıştı.

NATO’nun beyin ölümü Varşova Paktı kendini feshettiğini (1 Temmuz 1991) açıkladığı gündü, bugün değil.

Ondan da önce (1990) Demokratik Almanya (DAC) Federal Almanya ile birleşince sınırları Doğuya doğru genişlediği için Mitterand NATO’nun beyin ölümünü duyurmuştu.

O gün bugün NATO “beyinsiz”, sağa sola saldırmaktadır.

Fransa NATO’ya oldum olası soğuktur zaten. ABD’den bağımsız bir Avrupa Güvenliği tezini sürekli NATO’ya karşı çıkarmış, NATO’nun askerî kanadından çekilmeleri olmuştur. NATO’nun onayını almadan İtalya ile anlaşarak Libya’ya saldırması da NATO’nun varlığına suikast olmuştur. Fransa kendine göre “Büyük Fransa”dır, Avrupa’nın en büyük askerî gücüdür; NATO biterse Avrupa Fransa’nın askerî himayesi altına girmiş olacaktır. Bu NATO’yu bugün ABD bile “külfet” sayıyorsa ‘Büyük Fransa’ya Avrupa patronluğunun yolu açılacaktır.

Hal bu iken “Türkiye’ye ne oluyor?” bahsine girersek laf İsmet Paşa’ya kadar geri gider. Türk ordusu NATO ordusudur; bir ara NATO harici bir ordu teşkilatlanması (Ege −4.− ordusu) denemiş fakat tutturamamıştır.

Son söz: NATO kendini hepten dağıtsa bile,

Türkiye ‘tek başına’ NATO’yu sürdürmeye kararlıdır!