Hayat Ağacı

Asya yüzyılı
Zeki Yavuz

Arka kapak

John Reed
Kızılcık, Sayı 5 (Aralık 2000)

İşçi Partisinin ekonomik politikası: önündeki zorluklar

UKlabour-manifesto2019-crBirleşik Krallık’da 12 Aralık seçimlerinden sonra hangi hükümet kurulursa kurulsun, muazzam bir zorlukla karşılaşacak. Britanya ekonomisi bir karmaşa içinde ve toplum bölünmüş durumda.

Muhafazakâr/Liberal Demokrat hükümetler döneminde on yıl süren tasarruf tedbirlerinden sonra kamu hizmetleri ve sosyal yardımlarda artık bıçak kemiğe dayandı. Britanya’da devletten alınan emekli maaşı Avrupa'nın en düşüğü! Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS, National Health Service) −içi taşeronlaştırma ve iç özelleştirmeyle oyulduktan ve ardından fonlardan mahrum bırakıldıktan sonra− yerlerde sürünüyor. Yaşlılar ve düşkünler için sosyal bakım büyük ölçüde yok edildi ve/veya korkunç pahalı. Okullarda sınıflar hiç olmadığı kadar dolu, yüksek öğretimde üniversiteler iflasa gidiyor ve öğrenciler aşırı derecede borçlanıyor. Konut sıkıntısı o kadar büyük ki, gençler evde aileleriyle kalıyor ya da kalabalık, uygun olmayan özel kiralık konutlarda yaşamak zorunda bırakılıyorlar. Ulaşım pahalı bir kâbus: demiryolu, enerji ve yakıt fiyatları Avrupa'nın en yüksekleri arasında.

Servet ve gelir eşitsizliği 1930'lardaki gibi yüksek. Britanya 135 milyarderle böbürlenirken, 14 milyon kişi resmen fakir olarak sınıflandırılmış durumda ve 4 milyon çocuk yoksulluk içinde yaşıyor. Yaşam standardında bölgesel eşitsizlikler açısından Londra ve Güneydoğu ile Birleşik Krallık’ın geri kalanı arasındaki fark Kuzey Avrupa'nın en büyüğü. Milyonlar düşük kazançlarla kendi hesabına geçici ve kısa süreli (‘gig’) ekonomide çalışıyor, ayrıca bir milyon kişi, çoğu kez resmî asgari ücretin altında ücretler karşılığında sıfır saatlik sözleşmelerle çalışıyor; engelliler ve hastalar ise sosyal yardımlardan mahrum düşük ücretli işlere geri dönmek zorunda kalıyorlar.

Bütün bunlar, Britanya halkı, Avrupa Birliği’nden ayrılmak mı, AB’de kalmak mı daha iyi, İskoçya ve Kuzey İrlanda Birlikten ayrılmalı mı, ve göçmenlerin gelmesi ekonomi ve toplum için iyi mi, kötü mü olur diye bölünürken oluyor.

En önemlisi, ekonomi cephesinde, Britanya millî gelir artışı yavaşlıyor, bir yandan da nüfus artarken bu zorlukların üstesinden gelebilecek kaynakların sağlanması giderek güçleşiyor. Britanya’da ekonomik büyüme hızla ortadan kalkıyor. Britanya ekonomisinin kapitalist sektörü, halkın ihtiyaçlarını karşılamada başarısız oldu, buna karşın zenginlere daha yüksek kârlar, konut fiyatları ve yükselen bir borsa temin etti. Kişi başına gerçek harcanabilir gelir [2008-9’daki, ç.n.] Büyük Durgunluğun sona ermesinden bu yana az çok yerinde saymış oldu, 167 yıllık dönemde bu en uzun süre!

lab-1
Kişi başı gerçek harcanabilir gelir - Sterlin (www.economicshelp.org / Kaynak: ONS-IHXZ)

Bunun nedeni, büyük şirketlerin yatırımlarındaki daralma, o da kısmen Brexit sonrası belirsizlikten, kısmen de gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıların Britanya’ya yapacakları yatırımlardan artık pek getiri beklememesinden kaynaklanıyor. Düşen yatırımlar, Britanya’da bir işçinin üretebileceği miktarın da yavaş büyümesine yol açıyor. Ve düşük verimlilik artışı, kalıcı düşük ekonomik büyüme demek oluyor.

lab-2-cr
Birleşik Krallık’ta yatırım, karşılaştırılabilir çoğu ekonomiye göre daha düşük ve son 30 yılda azalıyor.
Gayrissafi sabit sermaye oluşumunun GSYİH’e oranı; Birleşik Krallık, Çin, ABD ile Avro bölgesi ve OECD ortalamaları, 1970-2014.
(Kaynak: Dünya Bankası, 2016.)

Çalışılan saat başına gerçek çıktı 2007 ve 2016 arasında yalnızca %1,4 arttı. G7'de yalnızca İtalya daha kötü bir performans gösterdi (%-1,7). Birleşik Krallık hariç, G7 ülkeleri bu dönemde ABD, Kanada ve Japonya'nın öncülüğünde %7,5’luk bir verimlilik artışı yaşadılar. Üstelik, Birleşik Krallık için ‘verimlilik açığı’ −2016’da saat başına çıktı ile kriz öncesi eğilimi arasındaki fark− eksi %15,8’dir; halbuki İngiltere hariç G7 ülkeleri için verimlilik açığı eksi %8,8'dir.

lab-3
Çalışılan saat başına gerçek çıktı, G7 ülkeleri, 2007=100.

İngiliz kapitalizmi bir ‘rantiye ekonomisi’dir; diğer tüm büyük ekonomilerden daha fazla finans, emlak ve iş hizmetlerine odaklanmıştır. 2008-9 yıllarında küresel finansal çöküşün ve büyük çöküşün tetiklenmesine yardımcı olan Londra Şehri [City; büyük banka ve finans işletmelerinin yoğunlaştığı Londra’nın merkezi, ç.n.] o zamandan beri Büyük Britanya’daki işletmeleri, özellikle de küçük şirketleri desteklemek için hiçbir şey yapmadı. Küçük şirketlere verilen borçlar azaldı. Bunun yerine, banka kredileri gayrimenkule akıtıldı. Britanya’nın üretken sektörleri (üretim, profesyonel bilimsel ve teknik faaliyetler, bilgi ve iletişim ile idare ve destek hizmetleri), GSYİH’nın %28,7’sini oluşturmaktadır. Ancak bu dört sektöre verilen banka kredileri GSYİH'nın yalnızca %5,5'ini oluşturuyor. Bu, gayrimenkul alımı, satımı ve kiralaması yapan şirketlere verilen toplam kredilerden daha düşüktür (GSYİH'nın %6,9'u).

Peki, ne yapmalı? Birleşik Krallık İşçi Partisi’nin seçim manifestosu zorluğu kabulleniyor. Tüm zorlukların dayandığı kilit mesele, verimliliği iyileştiren daha fazla projeye, düzgün koşullarda ve geçinebilecek maaş veren işlerde istihdam edilen daha iyi eğitimli ve yetenekli bir işgücüne yatırımı arttırmanın bir yolunu bulmak. Bu bakımdan, İşçi Partisi Britanya endüstrisinin düşüşünü tersine çevirmek için ciddi girişimlerde bulunuyor.

Birincisi, kaynakları üretken olmayan faaliyetlerden uzaklaştıracak ve onun yerine yenilenebilir enerji projelerine yatırım yaparak ve yeşil projelerde kalifiye işler için yüz binlerce çırak için seferberlik başlatarak küresel ısınmanın hızlanmasını frenlemeye odaklanacak bir Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal) başlatmak istiyor.

İkincisi, mevcut özel tekellerin halkı soymasına son vererek kilit enerji ve su şirketlerini kamulaştırmayı gözetiyor. Demiryolu ve otobüs taşımacılığı da kamu sektörüne dönecek, böylelikle imtiyaz (franchise) verilen hatlardaki müsrif anarşi ile verimsiz ve pahalı yerel otobüs hizmetlerine son verilecek. İşçi Partisi, on yıl içinde her haneye ücretsiz süper hızlı genişbant internet sunmayı hedefliyor, hem de BT'nin [eskiden British Telecom, ç.n.] genişbant bölümünü devralarak, özel sektörün çıkaracağı maliyetin yarısı ile. Ayrıca Kraliyet Posta şirketini [Royal Mail] de tekrar kamu mülkiyetine geçirecek. En büyük şirketlerden, çalışanlarına şirket hissesi dağıtmaları ve şirket yönetim kurullarında temsil hakkı vermeleri beklenecek. Ve Thatcher’ın sendika karşıtı yasaları tersine döndürülerek toplu iş sözleşmesi hakları eski haline getirilecek. Bu önlemler yatırım ve istihdam için yeni bir itici güç sağlayacak.

Üçüncüsü, İşçi Partisi, işletmelerin yatırım yapmamasını telafi etmek için kamu yatırımlarını artıracak. Parti, Ar-Ge, ticari hizmetler ve bilgi akışını koordine etmek için bir Stratejik Yatırım Kurulu kuracak. Projelere ve altyapıya yılda 25 milyar sterlin yatırım yapacak bir devlet yatırım bankası kuracak. Küçük işletmeler için Posta Merkezlerine dayalı yeni bir bankacılık hizmeti başlatacak.

Bütün bunların maliyeti nasıl karşılanacak? Mevcut şartlarda, İşçi Partisi geliri en yüksek %5 (yani yılda 80.000 sterlinden fazla kazananlar) için gelir vergisini artırmayı planlıyor ve halen büyük işletmeler ve zenginler tarafından vergi cenneti ve kaçırma yoluyla ödenmeyen kayıp vergileri tahsil etmeyi hedefliyor –ki bunun yılda 25 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor! İşçi Partisi, sağlığa, eğitime ve bazı uzun vadeli projelere kaynak sağlamak için devlet borçlanmasını arttırmaya razı olacak. Faiz oranlarının 60 yıldaki en düşük seviyesinde olması nedeniyle, borçlanma maliyetinin yıllık bütçeye getireceği ek masraf çok düşük olacaktır. Ayrıca planlanan yatırımlar verimlilikte artış ve büyüme ve dolayısıyla daha fazla vergi geliri sağlayabilecektir. Enerji, demiryolu, su ve telekomünikasyon hizmetlerinin kamulaştırma maliyetinin yedi yıl içinde bu sektörlerin gelirlerinden karşılanacağı tahmin edilmektedir.

Medyadaki tepkinin aksine, Birleşik Krallık böylece başlıca ekonomiler arasında en fazla devlet harcaması yapan olmayacaktır. Resolution Foundation’ın [Britanyalı bir düşünce kuruluşu, ç.n.] ortaya koyduğu gibi, toplam yıllık harcamalara oranla devlet harcamalarının büyüklüğünün GSYİH'nın yaklaşık %45'ine çıkarak OECD ekonomileri arasında ortada bir yerde kalması beklenmektedir.

lab-4-cr
İşçi Partisi devletin büyüklüğünü OECD ortalamasının çok az üstüne çıkarabilir.

Çeşitli ülkelerde hükümet harcamalarının GSYİH’e oranı: 2018 ve 2023-24 İşçi Partisi planları.
Notlar: ABD için veriler 2017 için. ‘Birleşik Krallık İşçi Partisi Planları’ 2023-24 için. Buradaki sayılar OECD verileri ile tutarlıdır; bu veriler OBR bütçe toplamlarından hafif farklıdır. 

Simon Wren-Lewis’in kapsamlı yazısında dediği gibi, “Bir başka ifadeyle, Birleşik Krallık Avrupa ortalamasına daha yakınlaşacak ve ABD/Kanada seviyesinden daha da uzaklaşacak”tır.

Bu plan İngiltere'yi daha müreffeh, daha eşit ve daha birlik içinde bir topluma dönüştürmeye yarayabilir mi? Çok şey üç konuya bağlı. Birincisi, yalnızca bir devlet bankası ve yatırım kurulu, Britanya’nın rantiye ekonomisini istihdama yönelik daha verimli alanlara yönlendirmek için gerçekten yeterli olabilir mi? İşçi Partisi, büyük beş bankayı veya başlıca sigorta şirketlerini ve emeklilik fonlarını kamulaştırmayı ve kontrol etmeyi tasarlamıyor. Oysaki bunlar potansiyel yatırım fonlarının büyük bölümünü sağlamaya devam edecektir (GSYİH’nın %15’i; devletin en iyi ihtimalle %4’ü karşısında). Bu, İşçi Partisi hükümetinin yatırım, hizmet ve gelirlerde gerçek iyileşmeler sağlama gücünü zayıflatacaktır. İşçi Partisi’nin gelir ve serveti süper zenginlerden alıp kalanlara dağıtmak üzere alacağı vergiyle ilgili ve diğer önlemler de çok sınırlıdır. Nitekim İşçi Partisi NHS harcamalarında yıllık %4’lük bir artış planlasa da, bu hâlâ Blair hükümetine göre daha düşüktür ve yaşlanan bir nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya güç bela yetecektir. Ve İşçi Partisi’nin önlemleri, aşırı eşitsizlik düzeylerine yalnızca küçük bir çentik atacaktır.

İkincisi, büyük şirketlerin ve medyanın kaçınılmaz tepkisi var. İşçi Partisi’nin planlarını engellemek ve tersine çevirmek için bir an bile tereddüt etmeyecekler ve en ufak bir başarısızlık belirtisinin üzerine atlayacaklardır. Bu nedenle, İşçi Partisi’nin ülke içindeki serveti ve gücü yeniden dengelemek için nispeten mütevazı planlarının ciddi bir bocalama riski bulunmaktadır. Büyük şirketler ve zenginler, zaten yatırımlarını ve paralarını başka bir yere götürme tehdidinde bulundular ve radikal bir İşçi Partisi hükümetinin iktidara gelmesi, 'sermaye kaçışı' denen şeyi gerçekten kışkırtarak, sterlinin değerine hücuma neden olabilir ve faiz oranlarını yükseltebilir. İşçi Partisi, sermaye kontrolleri gibi daha sert önlemler almak zorunda kalabilir. Fakat büyük bankaların kontrolü olmadan para bu finansal terörizmin tehdidi altında olacaktır.

Üçüncüsü ve en önemlisi, üretimde, yatırımda ve istihdamda yeni bir küresel çöküş olasılığının yüksek olması. 1930'lardan bu yana en büyük küresel çöküş olan Büyük Durgunluğun sona ermesinden sonra on yıl geçti. Bir başka durgunluğun zamanı geldi geçiyor bile; büyük ekonomiler önemli ölçüde yavaşladığından ve ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji savaşı yoğunlaşarak dünya ticaretindeki büyümeyi tahrip ettiğinden işaretler geliyor. Gelecek yıl bu zamana kadar, yeni Britanya hükümeti, Britanya şirketlerinin iflası, işçilerin işten çıkarılması ve bir yatırım grevi dayatılmasıyla karşı karşıya kalabilir.

Böyle bir durgunluğun etkisinin azaltılmasının tek yolu, İşçi Partisi için, ‘ekonominin komuta kademeleri’ denilen yerin kontrolünü ele geçirmek olacaktır: bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve Britanya’nın ana imalat, enerji ve diğer üretken sektörlerindeki kilit stratejik şirketler. Ancak o zaman yatırım ve istihdam için ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik ulusal bir plan yapılabilir, çünkü o artık kapitalist yatırıma dayanmayacaktır. İşçi Partisi’nin mevcut ekonomik politikaları burada yetersiz kalıyor. Buna karşılık, İşçi Partisi’nin liderleri ve danışmanları bu kadar sert tedbirleri hariç tutuyorlar çünkü gerekli olmayacağını düşünüyorlar; onun yerine ‘düzenlenmiş ve yönetilen bir kapitalizm’in hâlâ Britanya halkının ihtiyaçlarını karşılayabileceği inancındalar. Tarih ise bize aksini söylüyor.

Michael Roberts, Labour’s economic policy: the challenge ahead, Michael Roberts Blog, 23 Kasım 2019.

Çeviri: Kızılcık.