HDP sorgulaması-2

kukla2-cr“İktidar çözülüyor” ve Türkiye yeni bir döneme giriyor.

“Türkiye solunun bu süreçte siyasal öznelerden biri olabilmesinin en uygun ‘araç’larından biri de HDP olabilir mi?” ve “olursa nasıl olur?” diye sorduğumuzda “HDP sorgulaması” başlamış olur.

HDP sorgulaması kolay değildir, “Uluslaşma dinamikleri” ile “Sınıfsal dinamiklerin” mücadelelerini uyumlaştırmak ve birleşik bir muhalefete dönüştürmek için kurulmuştur; siyasette en zor iştir. Bu tür denemelerde dinamiklerden birinin öne çıkıp diğerini peşinden sürüklediği veya dışladığına sıkça rastlanmıştır. HDP’de böyle bir durum henüz ‘açıktan’ yaşanmamış görünmektedir ama beklenmedik değildir.

HDP’yi anlamlı hale getiren, 21 Mart 2013 Nevruz’da okunan ‘Öcalan Mektubu’ndaki şu kritik değerlendirmedir diyebiliriz: “Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor.  Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor. Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun noktasına geldik.”

Söylenen çok açık; silahlı mücadele yoluyla Kürt halkının bir yere varamayacağının bilinmesini ve sosyal mücadeleler alanına geçmeyi öneren bu sözlere HDP’nin geri dönmesi gerekir.

Mektupta şu vardı: “Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır.”

HDP bu sözü unutmalıdır. Ankara’da kim “Türk-Kürt kardeştir” demişse bu Diyarbakır değil, Musul duysun diyedir. “İslam kardeşliği” ise Türk tarafının en vahşi, en saldırgan, en emperyalist damarına seslenir.

He şu, “Misak-ı Millî çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Millî Kurtuluş Savaşı’nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.” iması… Bu noktada konu netleşmelidir. Kemalist kurucu kadrolar Erzurum Kongresi’nde Kürtlere “federe” birlik önerdiler, örtülü bir federasyon kuruldu ve Türk devleti 100 yıl boyunca bunu bilerek yönetti. HDP Türkiye’yi Lozan sınırlarında yeniden birleştirmekten daha ileri ne varsa vizyonu dışına çıkarmalıdır.

HDP’nin sırtındaki ağır yükü alacak ve onu sosyal mücadelelere yöneltecek bir başka imkân, ‘Bölgede’ “ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkûm edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurîleri ve Arapları birleşik bir ‘Milli Dayanışma ve Barış Konferansı’ temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya” başlaması olacaktır. HDP olarak HDP kendini bu konunun dinamiklerinden biri olarak görmemelidir.

HDP, yerel seçimde Millet İttifakı’nı “demokrasi cephesi” sayarak desteklemişti, bu masum yanılgıyı da geride bırakmalıdır. CHP siyasi krizden bir IMF hükümeti çıkarmaya odaklanmıştır, HDP yeni bir durum oluşuncaya kadar CHP ile selamı sabahı kesmelidir.

10 Temmuz 2019.