Kadınlar Birlikte Güçlü

esitlikicinnobet-bwSosyal medyada, sokakta, sandıkta...

Eşitlik için, haklarımız için, seçimlerimiz için NÖBETTEYİZ!

31 Mart seçimlerinden sonra iradesi gasp edilen 16 milyon İstanbullunun en az yarısı, yani en az 8 milyonu kadın… Biz kadınlar hayatlarımıza dair karar verme hakkımızın bir avuç erkek tarafından gasp edilmesine ne yazık ki alışığız. Gün geçmiyor ki bir erkek bize hangi saatte nerede olabileceğimizi, ne giymemizin makul olduğunu, hangi işlerin bize uygun olduğunu, kaç çocuk doğurmamız gerektiğini, ne kadar para kazanabileceğimizi, neyin bizim için en iyisi olduğunu – elbette ‘iyiliğimiz için’! – buyurmasın… Adımıza vermeye yeltendikleri kararlar sağlığımıza, arzularımıza, hayallerimize, hayatlarımıza mal oluyor. Şimdi 23 Haziran’da yeniden seçime gidiyoruz. Karar vereceğiz, kararlarımıza sahip çıkacağız. İşte tam da bu yüzden #EşitlikİçinNöbetteyiz! Çünkü biliyoruz: ancak biz de varsak, ancak eşitliği sağlayan mekanizmalar varsa, ancak kadınların hakları ve güvenceleri varsa “her şey çok güzel olur”…

1. “Her şeyin çok güzel olması için"
İstanbul’a 16 milyon nüfusa uygun kadın sığınağı ve danışma merkezi lazım!

5393 sayılı Belediye Kanunu nüfusu 100.000’in üzerinde olan belediyelerin sığınak açmak zorunda olduğunu söylüyor. Ama son 25 yılda, 16 milyonluk şehirde, koskoca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak açılmış kadın sığınağı sayısı sıfır (0). Bu bile her gün kadınların öldürüldüğü bir ülkede canımıza verilen kıymetin yeterli bir göstergesi.

Sığınak açmak derken 1-2 sığınaktan bahsetmiyoruz. Birleşmiş Milletlerin kadına yönelik şiddetle mücadele mevzuatı gereğince; yerleşim yerlerinde kadın sığınakları her 10.000 nüfusa karşılık en az 1 yatak kapasitesi olacak şekilde hizmet vermeli. İstanbul’da bu 1600 yatak kapasitesine tekabül ediyor. Yeterli sayıda olması gereken bu sığınak ve ayrıca kadın danışma merkezlerinin ulaşılabilir olması ve bağımsız kadın örgütlerince denetlenir olması da şart!

2. “Her şeyin çok güzel olması için"
Kreş ve yaşlı-hasta bakım evleri lazım!

Eşitlikten bahsetmeye başlamamız için kadınların kendilerini geçindirebilecek şekilde çalışabilmesi, bunun için de ücretsiz bakım emeğinin bizlere sabitlenmemesi lazım. Kadınların ekonomik bağımsızlığını sağlamanın yolu nafaka hakkını kuşa çevirmek değil, budur. Bunun yolu da hem bu iş yükünün paylaşılması hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı erişebilir, çok-dilli kamu kreşlerinin yaşlı hasta bakım evlerinin açılması… Halbuki tam tersine, 2008’de 497 olan kamu kreşi sayısı 2016’da 56’ya indi; yani 8 yılda 441 kreş kapandı. 2018’de Sayıştay, büyükşehir belediyelerinin kreş hizmetini “kamu zararı” olarak nitelendirdikten sonra İBB de hizmeti kaldırarak 2015’den bu yana ödenen tutarı da personelin maaşından kesmeye başladı. Bakımı kadınların üstüne yıkmaya bir son vermeye yerel yönetimden başlamak mümkün!

3. “Her şeyin çok güzel olması için"
Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe ve kadın örgütlerinin dahliyle buna bağlı stratejik plan!

Soruyoruz: Dev bütçeli İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yerel yönetim kaynaklarının ne kadarlık bir payını bu kentin yarısı olan kadınlara, kadın-erkek eşitliğini güçlendirecek mekanizmalara ayırıyor? Bunun ölçülebilmesi için cinsiyete göre ayrıştırılmış istatistik tutuyor mu? Kadınların güvenceye kavuşabilmesini yolu pilot projelerle, geçici, ancak aile içinde destek sunan yardımlar değil; bütçenin şeffaf şekilde ve toplumsal cinsiyetin bakışıyla dağıtılması!

4. “Her şeyin çok güzel olması için"
Her düzeyde eşit temsil, belediyede eşdeğer işe eşit ücret ve kadınların taleplerinin takibini yapacak bir komisyon veya birim!

Eşitlik için, haklarımız için, hayatlarımız için kendi taleplerimizin takipçisi olmak istiyoruz. Bunun için eşit temsile, sözü politikaya dönüştürecek bir toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu, eşitlik birimi veya kadın komisyonuna ihtiyacımız var. Yani yalnızca seçmek, seçim öncesi konuşulmak değil, seçilenlerin bize vaatlerinin ve fazlasının peşine düşmek, kendi sokaklarımızın, şehrimizin yönetimine dâhil olmak biz kadınların derdi. Bunu yaparken de “şu kadın işidir, bu değildir” diye ayrıştırılmadığımız, “en büyük kariyer annelik” denerek güvenceli işlerden mahrum bırakılmadığımız, eşdeğer işe de eşit ücret alabildiğimiz bir belediye için nöbetteyiz.

5. “Her şeyin çok güzel olması için"
Kadınların şiddet tehdidiyle alanların daraltılmadığı, kamusal alanın, gecelerin de sokakların da meydanların da parkların da bizim olduğu bir kent!

Kadınların sokaktaki güvenliği için ‘pembe vagon’, ‘pembe metrobüs’ gibi önerileri bir daha asla duymayacağımız, kadınların var olabileceği alanların sınırlandırılması yerine erkek şiddetinin önlenmesinin gündem edildiği günleri görmek istiyoruz. Günün belli saatleri değil her saati güvenli ve aydınlık sokaklarda, görevi güvenliğimiz sağlamak olanların üzerimizde baskı kurmadığı veya daha güvensiz hissetmemize sebep olmadığı hayatlar sürmek hakkımız. Kadınların hangi dili konuştuğu, hangi inanca mensup olduğu, ne giydiği, ne iş yaptığı, cinsellik ya da cinsiyet kimliği üzerinden şehrin belli alanlarına sıkıştırılmasına veya daimi bir şiddet tehdidiyle/varlığıyla yaşatılmasına son verecek bir düzen için nöbetteyiz.

Bunu yapmanın tek yolu kararlarımıza sahip çıkmak, kendi haklarımızın, hayatlarımızın, seçimlerimizin takipçisi olmak. Bir gün değil, her gün! Çünkü ancak kadınlar da varsa “her şey çok güzel olacak”! Haydi hep birlikte, değiştirmeye…

15 Haziran 2019, #EşitlikİçinNöbetteyiz.