Fabrika ayarı

inonu-crC.Başkanı Erdoğan’ın, iktidarını sürdürmek bakımından bir dizi siyasi hamle yapmak zorunda kalacağı bir döneme girildi. Bu dönemi “faşizmin kurumsallaştırılması” veya “İslami faşizmin inşası” olarak öngörüp tanımlayanlar var.

Türk devlet biçimi değiştiriliyor, bu kesin, “parti devleti”ne dönüştürülmek isteniyor. İktidar gücünün merkezileştirilmesi ve oligarşik bir siyasi yapıda toplanmasına Maurice Duverger’de rastlarız.

Bizde de örneği var. 1938 yılından sonraki dönemde devlet otoritesi, devlet ve parti başkanında (CHP+İsmet İnönü) birleştirilmiştir. Buna faşizm demedik, lakin faşizmden farkını da doğru dürüst açıklayamadık. O dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Fuat Başgil, oluşturulan devlet yapısı için “kuvvet oligarşisi” demişti. Kurulan “YİK”, büyük tufandan önce Nuh’un gemisine çağrılanlardır.

Kuvvet oligarşisi tek siyasete dayanır, diğerlerini pasifleştirir veya tasfiye eder.

İstanbul İBB seçimi de bu tasfiye süreci bağlamında yenilenmektedir.

“Normalleşme!” anlamında demokratikleşme tuzağına düşmeden verilecek siyasi mücadele keskin olacaktır, bu besbelli. Ama tünelin ucundaki de, mücadele ancak bu olursa “Demokratik Cumhuriyet” olabilir. “Demokratlar” hiç değilse bu kez bu tuzağa düşmemeli.

28 Mayıs 2019.

Kaynak:
Esat Öz, Türkiye’de Tek Parti Yönetiminin Gelişimi ve Siyasal Katılma (1923-1945), Ankara 1992.
Maurice Duverger, Siyasi Partiler, Çeviri: Ergun Özbudun, İstanbul 1974, s. 338.