Yalçın Yusufoğlu sosyalist hareketin onurudur

y-yusufoglu-cr21974 yılı 15/16 Haziran’ında Türkiye’de birlik inşasını kendine ödev belleyen bir hareket ortaya çıktı. Siyasal boşluğa oturmayan hiçbir yapı kalıcı olamaz. Bu açıdan bakıldığında TSİP Türkiye komünist hareketinin parçalı yapısına bir birlik unsuru olarak dahil oldu.

90’lı yıllara dek uzanan mücadele tarihi boyunca, sosyalistlerin birliği misyonundan bir milim geri adım atmadı. Belki kendinden çok daha yığınsal olan, hastalıklı sol üzerine geliştirdiği eleştirilerde gözünü budaktan sakınmayan bir profil çizdi. Kendini önce Sosyalist Birlik Partisi’ne katarak, ülkenin gereksindiği, çoğulcu, etkin kitle partisi olma yoluna bedenini yatırdı. Ardından gelen Birleşik Sosyalist Partisi ve nihayet farklılıkların coşkulu partisi ÖDP’ye yoğun bir katılım gösterdi.

Siyasal gündemin en ağırlıklı ve en yaratıcı projesi olan, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm emekçilerin, halkların, farklı aidiyet ve kimliklerin ortak partisi olarak günümüze gelen HDP, birçok farklı sol siyasetlerin olduğu kadar TSİP’li aktivistlerin de ortak umudu oldu.

HDP’nin farklılıkların ortak şemsiyesi olma gerçekliği, ona katılan bileşenlerin sosyalist kimliği bakımından sorun yaratmayacak bir şans sunuyordu. Bu fikriyatın mimarları arasında sevgili yoldaşımız Yalçın Yusufoğlu’nun yadsınamaz emekleri vardır. Halkların Demokratik Kongresi kapsamında, bir ihtiyar delikanlı olarak, sürecin çeşitli zeminlerinde bulunmaktan, bilakis katılmaktan geri durmadı.

Bitip tükenmeyen bir enerjiyle, komünist literatürün tüm safhalarını irdeleyen, reel sosyalizm sorunsalını didik didik araştıran sayısız makaleleriyle, salt ülkemizin değil, gerçekten de dünyanın en entelektüel yazarları arasında yer aldığını görmek, hepimizin gururu olmuştur.

Yalçın Yusufoğlu’nun yaşamına sığan ekini, bir yazı ölçeğine sığdırmak oldukça zordur. Küreselleşmenin ekonomik ve kültürel boyutlarını irdelediği yapıtlarını, yüzlerce kaynaktan süzerek, bir titizlik içinde bize sunarken, işinin ne denli ehli olduğunu, işine ne denli ciddiyet kattığını kanıtlıyordu.

Devasa bir bilgi hacmi vardı. En ağır konuyu, en basit söyleme sığdıran tertemiz bir dile sahipti. Onun parti okulu seminerlerinde işlediği konular hâlâ belleklerimizdedir. ”Bir ışın eğer cam bir kütleyi kırmadan, dağıtmadan geçebiliyorsa, aynı hızda bir cismin de geçmesi mümkündür!” derken mesleğinin de ilmini konuşturuyordu.

Yalçın Yusufoğlu bir Abi idi. Ama herkesin Abisiydi. Onun kadar bilgi dağarcığı geniş olan, birikim sahibi olan bir insanın, onun kadar tevazu içinde sunum yapması, dolaysız iletişim kurması görülmemiş bir insancıl meziyetti. Her insanla konuşabilen, asla aşağıdaki herhangi bir insandan yüksekte duran bir kibri yoktu. Bu nasıl bir ayrıcalıktı!

Yalçın Yusufoğlu Türkiye komünist hareketinin istisnasıdır. Onun TSİP Genel Sekreteri olması hiç de sınırlayıcı, en geniş devrimci tabakaların da Abisi olma erdemini gölgelememiştir.

Selam olsun sana sevgili Yoldaş, sevgili Abi!

Anını asla unutmayacağız. Senin yazıp çizdiklerin değil yalnız, her kademede seninle gerçekleşen her sohbetinle, unutulmaz sevecenliğinle zihinlerimize kazınmış olarak yaşayacaksın. Bayrağımız olmaya devam edeceksin. Senden öğrenenler olarak asla seni unutmayacağız. Anına layık olma sözü veriyoruz. Gelecekteki barış ve kardeşlik toplumunun idealine adanmış bir ömrün kadrini bileceğiz. Tedrisatımızın bütün kayıplarına, ışıklara uğurladığımız Veli Gürcan, Gültekin Gazioğlu, Aydoğan Gezer, Tektaş Ağaoğlu gibi saygın erlerine, adını saymakla bitiremeyeceğimiz, kavganın bütün göçmüş değerlerine selamımız olsun!

Güle güle güzel yüzlü, güneş yüzlü, şahin bakışlı Prens!

A. Mahir Oflaz, Avrupa Forum, 5 Şubat 2019.