Türkiye Fransa’ya çok benzer

abdulhamid-crSayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fransa’daki “Sarı Yelek” protestosunu kastederek “isyan” olarak nitelediği “Gezi” benzeri sokak protestolarına başvurması halinde müsamahasız davranacağını söyleyerek CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na gözdağı verdi. Bu türden yıldırma araçlarını valiler ve hatta kaymakam ve muhtarlar bile hemen her gün kullanırken C.Başkanı’nın da kullanması gayet doğaldır. Üstelik bunu yapan ilk cumhurbaşkanı da Sayın Erdoğan değildir; 85 yıllık ömrümde ben nicelerini duydum ve hafızama kaydettim.

Ancak Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir sözü dikkat çekiciydi. “Burası Paris değil” diyordu. Ben bunu danışmanlık hizmetlerinin kusuru olarak telakki ettim. Çünkü tarihi olgular Türkiye’nin Fransa’ya benzediğini söylüyor. Ayrıca Türkiye’de Paris emsali üç şehir var: Erzurum, Trabzon, Kastamonu… Bunlardan Erzurum “Paris Komünü” misali bir “Kent Komünü” bile kurmuş.

Bir de şu var: “Türk toplumunun ‘isyan’ veya ‘kalkışma’ geleneği yoktur!” Sağcımız solcumuz, buna kendimizi ikna etmişiz. Oysa tarihin en görkemli demokratik devrimlerinden biri (1908), Avrupa Osmanlısının öncülüğünde fakat Anadolu Halk İsyanlarına dayanılarak gerçekleştirilmiştir.

Madem ki bu bahsi açtık, orijinalinden izleyerek ilk bölümde kısaca ayaklanmaların genelini görelim. 2., 3., ve 4.üncü bölümlerde de sırasıyla Erzurum, Trabzon ve Kastamonu ayaklanmalarını okuyalım.

Okumadan da ahkâm kesmeyelim.

 

1908 ÖNCESİ VERGİ AYAKLANMALARI

1904 yılından başlayarak Osmanlı ülkesi ve her biri ayrı bir devlet biçiminde örgütlenmiş olan Osmanlı vilayetleri, yaygın ve kesintisiz bir ayaklanma sahnesine dönüşmüş, devletin bir türlü çaresini bulamadığı ayaklanmalar 1908 Temmuz ayına kadar kesintisiz sürmüştür.

Bu başkaldırı ve isyanların başlıca nedenlerinden birini ağır vergiler oluşturdu. Abdülhamit yönetimi 4 Ağustos 1903'te halkın sırtına iki yeni vergi yükledi. Vergilerden biri tüm ehil hayvanları kapsayan “Hayvanat-ı Ehliye” vergisi idi. Diğeri ise; şehir ve köy halkı ayrımına gitmeden, gelir düzeyine göre herkesten alınacak olan “Şahsi Vergi”ydi. (Başbakanlık Arşivi, YM, Nr.11-440 ve Nr.11-438.)

Yeni vergiler halkın tahammül gücünü aşmış, 1904 yılı baharına gelindiğinde kırda köylünün, kasabada zanaatkâr ve esnafın, şehirde tüccarın durumu dayanılmaz olmuştu. Doğu vilayetlerinde halkın durumu daha da vahimdi. Köylü toprak ağasına ve toprak kiralayan mültezime aşırı borçlanmış, yoksulluk felaket biçimini almıştı. Vergi toplayan mekanizmanın uyguladığı cebir ve şiddet ise azgındı. (No. 136, Konsolos Thomas H. Norton'dan Dışişleri Bakan Yardımcısı Francis B. Loomis'e, Harput, 13 Ekim 1904, T-579, Cilt 1 [27 Eylül 1895-4 Ocak 1905] ve No.154, Harput, 23 Mayıs 1905, T-579, Cilt 2 [5 Ocak 1905-2 Ağustos 1906]; Aktaran: Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri isimli çalışma.)

1905 Şubatı'nda önce Midilli'de ve ardından başka birçok yerde halk ayaklandı. Mart ayında İzmir vilayetinde toplamak imkânsız hale geldiği için vergi tahsilatları süresiz ertelendi. (EO. 424/208, Başkonsolos Cumberbatch'den Sir Nicholas O'Conor'a, İzmir, 28 Mart 1905, Further Correspondence Respecting Asiatic Turkey, 1905, No. 8664, s.40; Aktaran: M.D.)

Aynı yıl Mart'da İşkodra'dan, 13 Nisan 1905'de Basra'dan, 28 Haziran 1905'de Trablusgarp’tan İstanbul'a “vergileri ödeyemiyoruz” telgrafları yağdı. Köylerden kitleler halinde göçler başladı. (EO. 424/208, Konsolos Muavini Tyrrell'den Sir Nicholas O'Conor'a. Van, 20 Mart 1905; Aktaran: M.D. s.9.)

Genelde köylü, vergiden sonra elinde kalan olmadığı için toprağını ekip biçmekten vazgeçti. Kırsalda bütün hayat tefeciye borçtan dolayı ipotek altına girdi. Kıtlık ve açlık yayıldı. (agy.)

Kapalı tarım ekonomisinde köylünün durumu böyle olunca şehirlerde hayat daha da kötüleşti, ticaret durdu, parasızlık ekonomiyi tümden çökertti. Bir bütün olarak şehirli, köylü, ordu aç ve çıplak kaldı. (Münip Yıldırgan, 1904 [sic] Erzurum İsyanı Hatıraları, s. 27.)

Bütün bunlara rağmen devletin “Şahsi Vergi” ve “Hayvanat-ı Ehliye” vergisinin tahsilinde ısrar etmesi, çöken ekonomide çaresiz kalan halkın üzerine gitmekti. Ve devlet halkın üzerine gittikçe gitti. (age., s.27.)

Kaynakça: Kansu, A. (1995) 1908 Devrimi, Elusive Transformation: The Revolution of 1908 in Turkey, Çeviren: Ayda Erbal, İstanbul: İletişim Yayınları.